Savaş Hazar'a uzandı: Enerji koridorları hedefte
Ukrayna'nın Hazar Denizi'ndeki Rus petrol platformlarına ve Rusya-İran ticaretinde kullanılan bir gemiye yönelik saldırıları, savaşın Karadeniz'den sonra Hazar Havzası'na da yayıldığını ortaya koydu.
Ali Reyhan
[email protected]
Rusya-Ukrayna savaşı, cephe hattının ötesine taşınarak enerji altyapısı ve ticaret koridorlarını da daha fazla hedef alır hale geldi. Ukrayna’nın Hazar Denizi’ndeki Rus petrol platformlarına ve Rusya-İran ticaretinde kullanılan bir gemiye yönelik saldırıları, savaşın Karadeniz’den sonra Hazar Havzası’na da yayıldığını ortaya koydu. Bölge, yalnızca enerji üretiminin değil, Rusya’nın yaptırımlar sonrasında kurduğu alternatif ticaret ağlarının da merkezinde yer aldığı için saldırılar yeni bir jeopolitik gerilimin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna ordusu, ocak ayında Rus enerji şirketi Lukoil’e ait Vladimir Filanovski, Yuri Korçagin ve Valeri Grayfer açık deniz platformlarını vurduğunu açıkladı. Kiev yönetimi, bu tesislerin Rus ordusunun “askeri-ekonomik kapasitesine hizmet ettiğini” savunurken, Moskova saldırıyı ayrıntılı biçimde doğrulamadı. Uydu görüntülerinde büyük çaplı hasar tespit edilmese de saldırı, savaşın bugüne kadar büyük ölçüde çatışmaların dışında kalan Hazar Denizi’ne taşındığını ortaya koydu.
Bu saldırı yalnızca üç petrol platformuna yönelik askeri bir operasyon değildi. Aynı zamanda Rusya’nın yaptırımlar sonrasında yeniden şekillenen enerji ihracatı, İran ve Hindistan ile geliştirdiği ticaret ağı ve Hazar merkezli lojistik zinciri de hedef alınmış oluyordu. Böylece Karadeniz’den sonra Hazar da enerji savaşının yeni cephelerinden biri haline geldi.
Hedef alınan platformlar neden kritik?
Ukrayna’nın vurduğunu açıkladığı Vladimir Filanovski sahası, Rusya’nın Hazar Denizi’nde geliştirdiği en büyük açık deniz petrol sahası konumunda. Yaklaşık 129 milyon ton çıkarılabilir petrol ve 30 milyar metreküp doğal gaz rezervine sahip sahada ticari üretim 2016’da başladı. Yıllık yaklaşık 6 milyon ton petrol üretim kapasitesi bulunan Filanovski, tek başına birçok küçük petrol üreticisi ülkenin toplam üretimine yaklaşan bir hacim sağlıyor ve Lukoil’in en stratejik yatırımları arasında gösteriliyor.
Filanovski, kuzey Hazar’daki entegre üretim sisteminin yalnızca bir parçası. Aynı havzada bulunan Yuri Korçagin ve Valeri Grayfer sahalarıyla birlikte Rusya’nın Hazar’daki petrol üretiminin omurgasını oluşturuyor.
2000 yılında keşfedilen Yuri Korçagin sahasında yaklaşık 77.8 milyon ton petrol rezervi bulunuyor. Sahanın yıllık petrol üretim kapasitesi 2.3-2.5 milyon ton, doğal gaz üretimi ise yaklaşık 1.2 milyar metreküp düzeyinde. Burada çıkarılan petrol, deniz altı boru hattıyla yüzer depolama tesisine, oradan tankerlerle Mahaçkale’ye, ardından da Transneft boru hattı ağına aktarılıyor. Bu nedenle hedef alınan yalnızca üretim platformları değil, Hazar’dan Rusya’nın ulusal boru hattı sistemine uzanan enerji lojistiği de oluyor.
Lukoil’in Hazar’daki üçüncü büyük projesi olan Valeri Grayfer sahasında ise üretim 2023 yılında başladı. Sahada yıllık yaklaşık 1.2 milyon ton petrol üretilmesi hedefleniyor. Filanovski, Korçagin ve Grayfer birlikte değerlendirildiğinde Rusya’nın kuzey Hazar’daki petrol üretim kapasitesinin temelini oluşturuyor.
Enerji gelirleri savaşın hedefinde
Rusya açısından petrol yalnızca ihracat geliri değil. Enerji gelirleri, devlet bütçesinin en önemli kaynaklarından birini oluştururken, savaş harcamalarının finansmanında da belirleyici. Avrupa pazarının büyük ölçüde kapanmasının ardından Rus petrolünün yöneldiği Hindistan, Çin ve diğer Asya ülkeleri de bu üretim ve taşıma altyapısına dayanıyor.
Bu nedenle Ukrayna son iki yıldır yalnızca cephede askeri hedefleri değil, rafinerileri, petrol depolarını, pompa istasyonlarını ve boru hatlarını da sistematik biçimde hedef alıyor. Hazar’daki platformlara yönelik saldırılar da bu stratejinin son halkası. Kiev yönetimi, cephede askeri ilerlemenin sınırlı kaldığı alanlarda Rusya’nın savaş ekonomisini zayıflatmayı hedeflerken, Moskova ise enerji altyapısına yönelik saldırıları “terör eylemi” olarak nitelendiriyor.
Karadeniz’den Hazar’a uzanan yeni savaş hattı
Savaşın ilk yıllarında çatışmaların odağında Karadeniz vardı. Son dönemde Ukrayna’nın uzun menzilli insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılar, savaşın coğrafi sınırlarını Rusya’nın iç bölgelerine ve Hazar Havzası’na doğru genişletti. Bugün saldırılar Karadeniz’den Novorossiysk’e, Volga Havzası’ndan Astrahan’a ve Hazar Denizi’ne uzanan geniş bir hatta yayılmış durumda.
Bu değişim, Rusya’nın dış ticaretindeki dönüşümle doğrudan bağlantılı. 2022’de uygulanan yaptırımların ardından Avrupa Birliği deniz yoluyla Rus petrolü ithalatını büyük ölçüde sınırlandırırken, Moskova ticaretini Hindistan, Çin, İran, Körfez ülkeleri ve Orta Asya’ya yöneltti. Bu yeni ticaret ağının merkezinde ise Hazar Denizi bulunuyor. Volga Nehri, Astrahan ve Mahaçkale Limanları üzerinden İran’a ulaşan güzergah, Rusya’nın yaptırımlar altında geliştirdiği en önemli alternatif ihracat yollarından biri haline geldi.
Öte yandan Ukrayna’nın Rusya ile İran arasındaki taşımacılıkta kullanılan İran bandıralı ticari bir gemiyi de hedef alması, savaşın enerji altyapısının ötesine geçerek lojistik ve tedarik hatlarını da kapsayan yeni bir aşamaya ulaştığını gösteriyor. Tahran’ın saldırıya sert tepki göstermesi ve Ukraynalı diplomatı Dışişleri Bakanlığı’na çağırması, Hazar’daki gerilimin artık yalnızca Moskova ile Kiev arasındaki çatışmanın değil, Rusya-İran iş birliğinin de parçası haline geldiğini ortaya koydu.
Ukrayna’nın hedef seçimi, Rusya’nın savaş ekonomisini yalnızca üretim tesislerini vurarak değil, bu üretimin taşındığı deniz yollarını kesintiye uğratarak da baskı altına alma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. İran gemisinin vurulmasıyla birlikte Hazar, petrol platformları, ticari gemiler ve askeri lojistik unsurların aynı anda hedef haline geldiği yeni bir çatışma alanına dönüşmeye başladı.
Kuzey-Güney Koridoru neden stratejik?
Hazar’ın önemini artıran unsurlardan biri de Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru (INSTC). Yaklaşık 7 bin 200 kilometrelik çok modlu taşımacılık ağı deniz, demir yolu ve kara yolunu birleştirerek Rusya’yı İran üzerinden Hindistan’a bağlıyor. Koridorun temel hedefi, yük taşımacılığını Süveyş Kanalı güzergahına göre yüzde 30-40 daha düşük maliyetle ve 15-20 gün daha kısa sürede gerçekleştirmek.
Hazar Denizi bu koridorun tam merkezinde yer alıyor. Bu nedenle bölgedeki enerji altyapısı ile deniz taşımacılığı birbirinden ayrı değerlendirilmiyor. Hazar’da yaşanacak güvenlik sorunları yalnızca petrol üretimini değil, Rusya’nın yaptırımlar sonrasında kurmaya çalıştığı alternatif ticaret düzenini de doğrudan etkiliyor.
Bölgenin askeri önemi de son yıllarda arttı. Kaspiysk’te konuşlu Hazar Filosu uzun süre ikincil bir güç olarak görülse de Rusya’nın 2015’te Suriye’deki hedeflere Hazar’dan Kalibr seyir füzeleri fırlatması, denizin aynı zamanda uzun menzilli askeri operasyonlar için güvenli bir üs olarak değerlendirildiğini ortaya koydu.
Savaşın ilk dönemlerinde Moskova açısından Hazar, çatışmalardan uzak ve güvenli bir bölge olarak görülüyordu. Ukrayna’nın menzil kapasitesinin sınırlı olması, NATO’nun bölgeye doğrudan erişememesi ve hava savunma sistemleri bu değerlendirmeyi destekliyordu. Ancak uzun menzilli İHA teknolojisinin gelişmesi bu tabloyu değiştirdi. Ukrayna’nın 1000 kilometrenin üzerindeki hedefleri vurabilmesi, Rusya’nın “derin güvenlik alanı” anlayışını da zorluyor. Bu nedenle Hazar’a yönelik saldırılar, yarattığı fiziksel hasarın ötesinde psikolojik ve stratejik sonuçlar doğuruyor.
Bölge ülkeleri gelişmeleri yakından izliyor
Savaşın Hazar Havzası’na taşınması yalnızca Rusya ve Ukrayna’yı ilgilendirmiyor. Kazakistan, petrol ihracatının önemli bölümünü Rusya’nın altyapısı ve Karadeniz’deki Novorossiysk terminali üzerinden gerçekleştiriyor. Bu hatlarda yaşanacak her aksama, ülkenin ihracatını doğrudan etkiliyor. Astana yönetimi daha önce enerji altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle diplomatik girişimlerde bulunmuştu.
İran açısından ise Hazar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin ve Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nun merkezinde yer alıyor. Azerbaycan ile Türkmenistan da Hazar’daki güvenlik ortamının bozulmasının enerji yatırımları ve bölgesel taşımacılık üzerindeki etkilerini yakından izliyor. Doğu-batı ve kuzey-güney koridorlarının kesişme noktasında bulunan Hazar’da yaşanacak her gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası enerji ticaretini de etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et