Yüzde 35 ek zam bir tercih değil, yaşam mücadelesinin zorunlu talebidir
Yüzde 35 ek zam talebimiz tam da bu nedenle bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü mevcut ücretlerle geçinmek mümkün değildir. Kamu emekçileri artık kira, fatura, gıda ve çocuklarının eğitim masrafları arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadır.
Fotoğraf: Hilal Tok
Yaşar Polat/KESK Haber Sen 2 No’lu Şube Başkanı
Bugün KESK ve Haber-Sen olarak yüzde 35 ek zam talebimizi dile getirirken bir lütuf, ayrıcalık ya da imtiyaz istemiyoruz. Biz, emeğimizin karşılığını, insanca yaşayabileceğimiz bir ücreti talep ediyoruz.
Türkiye'de milyonlarca kamu emekçisi ve emekli, her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik kriz karşısında yaşam mücadelesi vermektedir. İktidarın yıllardır uyguladığı yanlış ekonomi politikaları, yüksek enflasyon ve adaletsiz vergi sistemi nedeniyle maaşlarımız daha cebimize girmeden erimektedir.
Bugün gelinen noktada açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasındaki uçurum, çalışanların içinde bulunduğu tabloyu açıkça göstermektedir. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı on binlerce lirayı aşmış, yoksulluk sınırı ise yüz bin liraların üzerine çıkmıştır. Buna karşın kamu emekçilerinin maaşları ve emekli aylıkları bu hayat pahalılığı karşısında her geçen gün biraz daha değer kaybetmektedir.
Resmî enflasyon rakamları ile çarşıda, pazarda ve markette yaşanan gerçek enflasyon arasında büyük bir fark bulunmaktadır. Elektriğe, doğalgaza, kiralara, ulaşıma, eğitim ve sağlık giderlerine peş peşe yapılan zamlar karşısında maaşlarımız adeta buharlaşmaktadır. Bir ay önce alabildiğimiz temel ihtiyaçları bugün aynı maaşla alamıyoruz.
İktidar "zam yaptık" diyerek kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Oysa verilen maaş artışları, gerçekleşen hayat pahalılığının çok gerisinde kalmaktadır. Gerçek olan şudur: Kamu emekçileri her geçen ay biraz daha yoksullaşmaktadır.
Yüzde 35 ek zam talebimiz tam da bu nedenle bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü mevcut ücretlerle geçinmek mümkün değildir. Kamu emekçileri artık kira, fatura, gıda ve çocuklarının eğitim masrafları arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadır. Bu tablo kabul edilemez.
Üstelik kamu emekçileri yalnızca düşük ücretlerle değil; güvencesiz çalışma, liyakatsiz atamalar, sendikal ayrımcılık ve ağır çalışma koşullarıyla da karşı karşıyadır. Buna rağmen ülkenin kamu hizmetleri fedakârca yürütülmektedir. Emeğin karşılığı ise yoksulluk olmamalıdır.
Bizler biliyoruz ki yoksullaştırılan yalnızca kamu emekçileri değildir. Asgari ücretliler, emekliler, işçiler ve dar gelirli tüm kesimler aynı ekonomik politikaların mağdurudur. Bu nedenle ücretlerin insanca yaşam seviyesine yükseltilmesi yalnızca çalışanların değil, toplumun tamamının ortak talebidir.
KESK ve Haber-Sen olarak talebimiz nettir:
- Tüm kamu emekçilerine derhal net yüzde 35 ek zam yapılmalıdır.
- Enflasyon farkı adı altında yapılan göstermelik artışlar son bulmalıdır.
- Maaşlar gerçek hayat pahalılığı esas alınarak yeniden düzenlenmelidir.
- Vergide adalet sağlanmalıdır.
- Kamu emekçilerinin alım gücünü koruyacak kalıcı ekonomik politikalar hayata geçirilmelidir.
Bizler insanca yaşayacak ücret, güvenceli çalışma ve onurlu bir gelecek istiyoruz. Emeğin değersizleştirilmesine, yoksulluğun kader gibi dayatılmasına sessiz kalmayacağız.
KESK ve Haber-Sen olarak bir kez daha ilan ediyoruz: Yüzde 35 ek zam talebimiz pazarlık değil, yaşam hakkımızdır. Alım gücümüzü yok eden, emeğimizi değersizleştiren politikalara karşı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü insanca yaşamak herkesin hakkıdır ve bu hak mücadele edilerek kazanılacaktır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et