Müzecilikte özelleştirmenin meşhur yüzü: DEM Müzecilik
Türkiye’de müzecilik, kamusal hizmet anlayışından uzaklaşıp özel şirketlerin işlettiği kâr odaklı bir modele dönüşüyor. DEM Müzecilik’in büyüyen ağı, kamuya ait kültürel mirasın yönetimi, şeffaflık ve kamu yararı tartışmalarını gündeme taşıyor.
Zeynep Algedik
[email protected]
Türkiye’de neoliberal politikalar yalnızca üretim alanlarını değil, kamusal kültür kurumlarını da dönüştürdü. Sağlıktan eğitime, ulaşıma kadar pek çok alanda olduğu gibi kültür hizmetleri de piyasa mantığıyla yeniden örgütlenirken, müzeler kamusal bilgi üretiminin ve kültürel mirasın korunduğu kurumlar olmaktan çok turizm gelirini artıran, ziyaretçi sayısı ve elde edilecek kâr üzerinden değerlendirilen işletmelere dönüştürülüyor. Son yıllarda çok sayıda kültürel varlığın yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilirken, bu alanlardaki işletme, dijital altyapı ve ziyaretçi hizmetleri giderek özel şirketler eliyle yürütülüyor.
Müzecilikte yeni işletme modeli
Bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri ise son yıllarda çok sayıda müze ve “deneyim müzesi” projesinde yer alan DEM Müzecilik. 31 Aralık 2020’de kurulan şirketin faaliyet alanı, Türkiye’de müzeciliğin nasıl bir işletme modeline dönüştürüldüğünü anlamak açısından dikkat çekiyor.
DEM Müzecilik, kendisini “müze yönetimi ve işletmeciliği” alanında faaliyet gösteren bir şirket olarak tanıtıyor. Faaliyet alanı yalnızca sergi tasarımıyla sınırlı değil; müze mimarisi, dijital içerik üretimi, artırılmış gerçeklik uygulamaları, biletleme sistemleri, güvenlik, operasyon yönetimi ve ziyaretçi deneyimini kapsayan geniş bir işletme modeliyle çalışıyor.
Şirketin ticaret sicili kayıtları incelendiğinde kurucu başkanının Eyüp Ensar Saral olduğu, bugünkü Yönetim Kurulu başkanlığını ise ismi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un “eniştesi” olarak anılan Mehmet Uğur Esin tarafından yürütüldüğü görülüyor. ASTEL Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren şirketin ticaret sicili kayıtları incelendiğinde kuruluşundan bu yana sermayesini ve mali hacmini hızla büyüttüğü görülüyor. Vergi kayıtlarına göre şirketin 2024 yılı vergilendirilen kazancı 19 milyon 862 bin 428 TL olarak kaydedilirken, 2025 yılında bu rakam 108 milyon 76 bin 711 TL. Aynı dönemde şirketin vergi tutarının ise 4 milyon 965 bin 607 TL’den 10 milyon 807 bin 671 TL’ye çıktığı görülüyor. 2023 yılında ise şirketin vergi vermediği görülüyor.
Kamusal mirasta özel şirket ağı
Şirket bugün Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzesi gibi yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip müzeleri işletiyor. İnternet sitesinde ise Türkiye’nin yanı sıra uluslararası projeler geliştirdiğini ve deneyim müzeciliği modelini farklı ülkelere taşımayı hedeflediğini belirtiyor. Bu tablo, deneyim müzeciliğinin yalnızca bir sergileme biçimi değil, aynı zamanda ihracı hedeflenen bir kültür endüstrisi modeli olarak kurgulandığını da ortaya koyuyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen Galata Kulesi, Kızkulesi, Atatürk Kültür Merkezi, Şerefiye Sarnıcı, Göbeklitepe, Zelve Açıkhava Müzesi, Polatlı Gordion Müzesi ve daha birçok alanda ışıklandırmadan, görüntüleme sistemlerine kadar her iş şirketin elinden geçiyor.
Geçtiğimiz yıl CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, şirketin Ayasofya içerisinde bulunan müzenin Bakanın “eniştesi” Mehmet Uğur Esin’e verirken kesilen 950 TL’lik giriş ücretinden ise devlete hiç pay aktarılmadığını söylemişti.
Ayasofya’yı ziyaret etmek isteyen turistlere standart giriş bileti yerine daha yüksek ücretli kombine biletlerin yönlendirildiği, ziyaretçilerin yeterince bilgilendirilmediği ve bilet satış süreçlerinde çeşitli usulsüzlükler yaşandığı yönünde iddialar da bulunuyor. Bu iddialar müzelerin kamusal bir hizmet mi yoksa kâr odaklı bir işletme modeliyle mi yönetildiği tartışmasını da beraberinde getiriyor.
DEM Müzecilik’in faaliyetleri, Türkiye’de müzeciliğin yalnızca teknolojik olarak değil, yönetim anlayışı bakımından da dönüştüğünü gösteriyor. Kamusal kültür hizmetlerinin özel şirketler eliyle yürütülmesi, müzelerin bilimsel araştırma, koruma ve kamusal eğitim işlevlerinin yerini giderek işletmecilik ve kâr odaklı bir yaklaşıma bırakıyor. Bu ise temel bir soruyu akla getiriyor: Toplumun ortak belleğini oluşturan müzeler kamusal yarar doğrultusunda mı yönetilecek, yoksa kültürel miras özel şirketlerin kâr ve işletme anlayışının belirlediği bir alana mı dönüşecek?
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et