01.08.2026 16:34 / Güncelleme: 16:37

NATO Zirvesi'nin ardından: NATO 3.0 ve Türkiye'nin rolü

NATO 3.0 yeni dönemde Rusya ve Çin’le güç rekabetini, Avrupa’nın silahlandırılmasını, savaş sanayisinin büyütülmesini ve Ortadoğu’nun siyasi olarak yeniden inşasını merkezine alan yeni NATO yapılanması olarak karşımıza çıkıyor.

NATO Zirvesi'nin ardından: NATO 3.0 ve Türkiye'nin rolü

Ankara Üniversitesi öğrencisi

 

7-8 Temmuz’da Ankara’yı adeta açık hava hapishanesine çeviren NATO Zirvesi törenler, Michelin yıldızlı yemekler ve gözaltılar eşliğinde sona erdi. İktidar, zirveyle ilgili bir “sorun” çıkmaması ve savaş baronlarını “layıkıyla” karşılayabilmek adına elindeki tüm olanakları seferber etti. NATO’ya Hayır Koordinasyonu’nun çağrısı ile Kurtuluş’ta toplanan onlarca kişi kötü muamele ile gözaltına alındı. Hatta polis alanda bulunan EMEP Milletvekili Sevda Karaca’yı bile gözaltına almaya çalıştı. Adalet İçin Hukukçular tarafından hazırlanan rapora göre zirve sürecinde farklı meslek gruplarından zirveye karşı çıkan en az 668 kişi gözaltına alındı, bunların 179’u ise tutuklandı. Şehir, makyajlama çalışmalarıyla adeta baştan yaratıldı.Savaş lordlarını daha iyi ağırlamak için sadece Ankara Etimesgut Havalimanı’nın VIP’e çevrilmesi için 9.5 milyar TL harcanırken zirve için toplam harcama 11.5 milyar TL’yi aştı. Bu yazımızda işçi ve emekçilerin ceplerinden çalınarak dünyadaki yeni savaşların planlarını yapacak olanların önüne milyonlar serilen zirvede neler konuşulduğunu, hangi kararların alındığını, bunun gelecekte nasıl sonuçlarının olabileceğini ve bunların biz gençlerin hayatlarına nasıl etkileri olacağını inceleyeceğiz.

Yeni dönemin stratejisi

İlk önce NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin açıklamasıyla zirve öncesinde de epey konuşulan NATO 3.0’ı inceleyelim. Bu kavram yeni dönemde Rusya ve Çin’le güç rekabetini, bu dolayda Avrupa’nın yeniden silahlandırılmasını, savaş sanayisinin büyütülmesini,teknolojik üstünlüğün korunmasını ve Ortadoğu’nun siyasi olarak yeniden inşasını merkezine alan yeni NATO yapılanması olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’ye de bu doğrultuda düşük maliyetleri ve esnek çalışma düzeniyle NATO’nun ucuz üretim merkezi olma rolü düşüyor. Yani bu durum Türkiye’nin sanayisi ve kaynakları, halkın ihtiyaçlarına göre değil; NATO’nun savaş planlarına göre şekillenecek demek oluyor. Bu durumda savaş sanayi tekelleri haricindehalkın hemen hiçbir kısmının çalışma veya hayat koşullarında bir iyileşme göremiyoruz. Yani iktidarın gözdesi olan savunma sanayiye akan pay NATO siparişleriyle büyürken orada çalışan işçilerin, emekçilerin, genç mühendislerin hayat koşulları negatif yönde ilerlemeye devam ediyor.

Aslında NATO 3.0 kavramı etrafında konuşulanlar büyük ölçüde önceki zirvelerin sonuç kararlarında netleştirilmişti. Bu zirvenin ön plana çıkan yanı ise NATO üyesi ülkelerin savaşa ayıracakları %5 hedefinin nasıl hayata geçirileceğinin ve silahlanma programlarının somutlaştırılarak hızlanması oldu. Bu noktada Erdoğan, Türkiye’nin bu hedefe NATO genelinde planlanandan 5 sene önce, yani 2030 yılında, ulaşmayı hedeflediğini açıkladı. Yani açık bir biçimde görülüyor ki, iktidarın önümüzdeki dönem için planı, Türkiye’nin işçilerine, emekçilerine ve gençlerine ayırılması gereken bütçelerin savaşlara veya savaş hazırlıklarına daha agresif bir biçimde aktarılması. Tabii zirvede bu hedefe bağlılıklarını gösteren tek ülke Türkiye değil. Sonuç bildirgesinde, Avrupa ve Kanada’nın 2025 yılında savaş harcamalarını 139 milyar doların üzerinde artırdığı ifade edilirken, Ankara’da alınan yeni kararlarla bu payın daha da büyütüleceği açıklandı.

50 milyar dolarlık savaş hazırlığı

Bunun yanında zirvede öne çıkan diğer başlıklar ise 50 milyar doların üzerinde yeni silahalımının yapılacak olması ve Avrupa için uzun vadeli tehdit olarak tanımlanan Rusyakontrol altında tutmak için üye devletlerin Ukrayna’ya toplam 70 milyar avro tutarında askerî teçhizat, yardım ve eğitim sağlayacak olması oldu. Silah anlaşmasının yanı sıra yapay zeka gibi teknolojilere yatırım yapılacak olması da savaş teknolojilerinin yaşayabileceği değişimi gözler önüne seriyor. Zirvede yapay zeka destekli yeni füze sistemleri ya da otonom savaş araçları ile savaş planlarının daha da genişlediğini, üye ülkelerin halklara acı ve sefalet getirmek adına bir yarışa girdiğini tekrar görüyoruz. Tüm bu savaş sanayi söylemlerinin gençlik üzerine etkisini incelemek de faydalı olacaktır. Halihazırda Türkiye’deki üniversitelerin mühendislik fakültelerini ele geçirmiş olan savaş sanayinin konumu, bu tür yatırımlarla daha da güçleniyor ve öğrencilere bu alanın haricinde sunulan imkanlar gittikçe zayıflıyor.

Zirvede, üye ülkelerin gelecek dönem adımlarının nasıl şekilleneceğini belirleyen en önemli tartışmalardan birisi de süren savaşlara dair atılan veya atılması planlanan adımlar. Direkt olarak Ukrayna’ya yapılacak yardıma baktığımızda batılı emperyalistlerin savaşın olabildiğince uzamasını ve Rusya’nın bu savaşla uğraşırken güç kaybederek NATO’nun Ortadoğu’daki planlarının önünde bir engel oluşturmamasının amaçlandığını görüyoruz.Ayrıca ABD, Ukrayna savaşı ile Rusya’nın varlığını, Avrupalı emperyalistlerin silahlanması adına bir fırsat olarak kullanıyor. Zaten NATO 3.0 kavramının ortaya çıkışında da Rusya-Ukrayna arasındaki savaş önemli bir yer tutuyor. ABD, müttefiklerinin NATO içindeki ekonomik yükünü artırırken Avrupa’daki devletlerin NATO içindeki siyasi konumu aynı oranda artmıyor. Yani ABD’nin buradan karlı çıkan ülke olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bir yönüyle de Avrupalı emperyalistlerin İran savaşında ABD’nin tam anlamıyla yanında durmadığını görüyoruz. ABD İran’ı bombalarken çeşitli NATO ülkelerinin üslerini kullanmak istemesine rağmen olumsuz bir yanıt aldı. Zirvede konuşulan kritik konulardan biri de buydu. Süreç boyunca İran ve Hürmüz Boğazı konusunda koşulsuz bir destek göremeyen ABD,zirvede Hürmüz’ün durumunu gündeme getirdi. Yayınlanan sonuç bildirgesinde İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği ve Hürmüz’de sefer akışının normal şekilde devam etmesi gerektiği yer aldı. Ek olarak ABD, Trump Ankara’da iken İran’ı bombaladı ancak Türkiye’den herhangi bir yetkili bu duruma karşı bir şey söylemedi. Türkiye’nin bu duruma karşı herhangi bir şey söylemeyecek kadar ABD emperyalizmine bağımlı olması bir yana,ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını günlük olmasa bile belli aralıklarla sürdüreceğini söyleyebiliriz.

ABD emperyalizmine eksiksiz hizmet

Her bir yanı savaşlarla dolu olan Türkiye ise bahsettiğimiz bağımlılık ilişkilerinden dolayı ortaya bir tepki koyabilmek bir yana dursun direkt olarak ABD emperyalizminin yanında saf alıyor. Trump’ın “Erdoğan ne istediysek yaptı, o iyi bir lider” gibi çok sık duyduğumuz sözleri veya parası ödenmiş olmasına rağmen alınamayan F-35’lerin, Türkiye “üzerine düşeni yapmaya başladığında” bir ödül misali verilebileceğinin konuşulması da bu durumu kanıtlar nitelikte. NATO için bir yandan ucuz iş gücü bir yandan da ucuz askeri güç kaynağı olmasını ve ABD’nin Ortadoğu’daki planları için Türkiye’yi konumlandırdığı yeri düşündüğümüzde bu zirvenin Türkiye’de olmasının bir rastgelelikten kaynaklanmadığını da rahatlıklasöyleyebiliriz. Bu konforu ABD’ye ve batılı emperyalistlere sunanın da saray rejiminin ta kendisi olduğunun farkına varmak gerekiyor. Tabi saray rejimi bunu bir karşılık olmadan yapmıyor. Halkta ürettiği karşılık git gide zayıfladığı noktada bir yandan gittikçe daha faşizmi andıran adımlar atarken bir yandan da halktan bulamadığını emperyalist güçlerin masalarında arıyor. Dolayısıyla bu karşılıklı ilişkinin farkına varmalı ve iktidara karşı durduğumuz kadar bu iktidarın devamlılığını sağlayan emperyalistlere ve onların savaş ve bağımlılık örgütü olan NATO’ya da karşı durmalıyız. Çünkü ancak bu şekilde gerçekten halkı önceleyen bir yönetim biçimini var edebiliriz.

(Genç Hayat)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
01.08.2026 10:54 / Güncelleme: 14:22

Emekliye zam Resmi Gazete'de yayımlanmıştı: Maaş farkları ne zaman yatacak?

En düşük emekli aylığına yapılan zam Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdi. SGK'nın açıklayacağı takvime göre emekli maaş farklarının bu ay yatması bekleniyor.

Emekliye zam Resmi Gazete'de yayımlanmıştı: Maaş farkları ne zaman yatacak?

DHA

01.08.2026 07:15

İBB davasını izleyen 'İstanbul Yargılıyor' platformuna erişim engeli

İBB davasındaki iddialar, savunmalar ve duruşma salonundaki gelişmeleri yayımlayan "İstanbul Yargılıyor" platformunun internet sitesi, "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişime engellendi.

İBB davasını izleyen "İstanbul Yargılıyor" platformuna erişim engeli

Görsel: Pixabay

01.08.2026 12:27

Beşiktaş'tan oyun kurucu takviyesi: David DeJulius ile sözleşme imzalandı

Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı, yeni sezon transfer çalışmaları kapsamında ABD'li oyun kurucu David DeJulius'u kadrosuna kattı.

Beşiktaş'tan oyun kurucu takviyesi: David DeJulius ile sözleşme imzalandı

Fotoğraf: MGoBlog/Wikimedia Commons CC BY-SA 2.0

01.08.2026 10:47

İSKİ güncel verileri açıkladı: İstanbul'da baraj doluluk oranı geriledi

İstanbul'a su sağlayan barajlardaki ortalama doluluk oranı 1 Ağustos itibarıyla yüzde 54,34 olarak ölçüldü. En yüksek doluluk Elmalı, en düşük doluluk ise Pabuçdere Barajı'nda kaydedildi.

İSKİ güncel verileri açıkladı: İstanbul'da baraj doluluk oranı geriledi

Fotoğraf: ANKA

01.08.2026 09:34

Pazartesi pompaya yansıyacak: Motorinin ardından otogaza da zam

Motorine yapılan 3 lira 71 kuruşluk zammın ardından bu kez LPG'nin depo çıkış fiyatına 2 lira 51 kuruş zam bekleniyor. Zammın pazartesi günü pompa fiyatlarına yansıması öngörülüyor.

Pazartesi pompaya yansıyacak: Motorinin ardından otogaza da zam

Fotoğraf: Pixabay

01.08.2026 15:55 / Güncelleme: 15:57

Tanrıkulu’dan ‘çerçeve yasa’ çağrısı: Kapalı kapılar ardında değil, müzakereyle hazırlanmalı

Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, çerçeve yasanın muhalefetle müzakere edilmesi gerektiğini belirterek, “Sivil yaşama katılacakların siyaset yapma hakkı yasal güvence altına alınmalı” dedi.

Tanrıkulu’dan ‘çerçeve yasa’ çağrısı: Kapalı kapılar ardında değil, müzakereyle hazırlanmalı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!