Prof. Dr. Erdoğan Atmış: 'Orman yangınlarındaki başarısızlığın nedeni liyakatsizlik ve yanlış politikalar'
Orman yangınlarıyla mücadelede başarısız olunduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdoğan Atmış, bütçenin azaltılması, ormanların madencilik ve turizme açılması ile liyakatsiz kadrolaşmanın yangınların büyümesinde etkili olduğunu belirtti.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — Sadece geçen yıl çıkan 3 bin 224 orman yangınında 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü. Bu tablo, yangınların nedenlerine ilişkin soruların yeniden gündeme gelmesine yol açıyor. Orman yangınlarına daha geniş bir perspektiften bakmak için yalnızca 2025 verilerini değil, yangınların önceki yıllara göre farklılaştığı 2020-2025 dönemini 2010-2019 dönemiyle karşılaştırmak gerekiyor.
Bu iki dönemde yangın sayısında olağanüstü bir artış yaşanmamasına karşın, yıllık ortalama yanan alanın 7 bin hektardan 49 bin hektara çıkarak 7 kat arttığını belirten Prof. Dr. Erdoğan Atmış ile orman yangınlarını, alınmayan önlemleri ve yangınlarla mücadeleyi konuştuk.
Orman yangınlarındaki sayısal artış ve zarar gören alan büyüklüğü göz önüne alındığında durumumuz nedir?
"Bu veriler bize son yıllarda orman yangınlarıyla mücadelede ülke olarak çok başarısız olduğumuzu gösteriyor. Bu başarısızlığın en önemli üç nedeni olarak; yangınla mücadele bütçesinin 2018 ekonomik krizinden sonra yüzde 96 oranında azaltılmış olmasını, madencilik, enerji, turizm vb. amaçlarla yapılan tahsislerin ormanlardaki insan-orman etkileşimini yoğunlaştırmasıyla yangın riskinin artmasını ve OGM üst yönetimindeki liyakatsiz ve yetersiz kadrolaşma olarak görüyorum.
Dördüncü neden olarak da orman yangınlarının gerçek nedenlerinin akılcı zeminde sorgulanmamasını gösterebilirim. Şöyle örneklendirirsek; İktidar ve Orman Genel Müdürlüğü (OGM) kendi sorumluluğunu kabul etmeyip tartışmaları başka yönlere çekmeye çalışıyor. Muhalefet, bilgisizce sudan sebepler üzerinden iktidarı suçlamaya çalışıyor. Medya konuyla yakından veya uzaktan ilişkisi olmayan kişileri uzman diye konuşturuyor. Halk da sadece ormanları değil içini de yakan bu durum hakkında gerçekten bilgilenmek yerine kendisine verilen bu yanlış ve eksik bilgilerle yetiniyor."
"Yangınla mücadele komisyon kararları yasak savmaktan öteye gitmiyor"
Son yıllarda artarak devam eden orman yangınlarına baktığımızda, önlemlerin yeterince alınmadığını söylemek mümkün mü?
"Eğer yanan alanlarınız önceki döneme göre artmışsa yangınları önlemek ve yangınlara erken müdahale ederek söndürmek konusunda yeterince önlem almıyorsunuz demektir. Bu yetersizliklerden birkaçını sayarsak; Yangına erken ve etkin müdahale etmek çok önemlidir. Fakat en az bunun kadar önemli olan daha önceden ormanların yangınlara karşı dirençli hale getirilmesine yönelik çalışmalardır. Ormanların bakımlı hale getirilmesi, ulaşım tesislerinin tamamlanması, denetimli yakma ve tarım orman arakesitinde yöreye uygun gerekli önlemlerin alınması zorunludur.
Orman içi ve civarında yaşayanların (köylü-mahalleliler, izin alanlarında, bina ve tesislerde çalışanlar vb) yangınlar konusunda her anlamda hazırlanmaları, bilgilendirilmeleri ve eğitilmeleri yangın yönetiminin önemli bir parçasıdır. Bunlar ihmal edilmektedir. Yangınla mücadele profesyonel bir anlayışla yapılmıyor. Orman bölge ve işletme müdürlüklerindeki yönetici durumundaki teknik elemanlar aynı zamanda yangın organizasyonunda birim amiri olarak da görev yapmakta. Yani yapmaları gereken onca teknik ve idari görev arasında yangın yönetimi bunlardan sadece biridir. Orman yangın yönetimini profesyonelleştirecek ve bu birimde görev alanların orman yangınlarıyla mücadele ve müdahale konusunda uzmanlaşmalarını sağlayacak bir örgütsel yapıya gereksinim var. Yangınların kısa sürede kontrol altına alınamamasının en büyük nedenlerinden biri eğitim eksikliği. Türkiye genelindeki yangın işçi ve muhafaza memurlarının eğitimi için “Yangın Eğitim ve Uygulama Merkezi” eksikliği var. Yer ekiplerinin sayısı yetersiz. Orman idaresine ait arozözlerdeki personel sayısının çok yetersiz olması bir başka önemli sorun. Ayrıca hizmet alımı şekliyle uygulanan müdahale ekipleri nedeniyle farklı yerlerden getirilen taşeron ekiplerin bazen kendileri yeni sorunların kaynağı oluyor.
Orman yangınlarında geçmiş dönemlerde oldukça aktif ve verimli olarak görev yapan orman muhafaza memurlarının her geçen gün azalması ile orman yangınları ile mücadele organizasyonunda sorunlar yaşanmakta. Yangın işçilerinin yeterli ve uygun olmayan beslenme, dinlenme şartlarında uzun süreler boyunca yangınlarda çalıştırılmaları nedeniyle pek çok sorun gündeme gelmekte. Özellikle orman, tarım alanları, bina ve tesislerin hep birlikte etkilendiği böylesi yangınlarda yangın yönetiminin, müdahale, organizasyon ve koordinasyonunun nasıl sağlanacağı hususunda hem yasal hem de uygulama eksikliği var.
Sadece görevli kurumlar değil acil afet kapsamındaki sivil toplum örgütleri ile de uyum ve iş birliği çoğu kez sağlanamamakta. Her yıl il bazında alınan yangınla mücadele komisyon kararları bir yasak savma çalışmasından öteye gitmiyor. Ormancılık örgütündeki yanlış personel politikaları sonucu atamalarda artan bir oranda ehliyet ve liyakat sorunu yaşanmakta, bu nedenle yangınla mücadelede görevli personel umutsuzluk ve kırgınlık içinde."
Bu yıl bol olan kuru otlar "yakıt yükü"nü arttırdı
İklim değişikliği ve aşırı sıcaklar ile yangın riski artarken çıkan orman yangınlarındaki etkisi nedir?
"İklim değişikliği yangın sayısının artmasına etkili olabilir fakat yanan alan miktarının artmasında daha etkilidir. Bu seneden örnek verirsek; Haziran ayında ve temmuz ayının sonuna kadar büyük yangınlarla karşılaşmadık. Çünkü ilkbahar çok yağmurlu geçtiği için otlar ve çalılar uzun süre yeşil kalmıştı. Bu dönemde yangın çıksa bile ekiplerin müdahalesi sayesinde fazla büyümeden söndürüldü. Fakat bu durum avantaj gibi görünse de bundan sonrası için dezavantaja dönüştü. Çünkü sene boyunca yağışların bol olması sayesinde bitki örtüsü her zamankinden fazla arttı. Fakat temmuz ayındaki aşırı sıcaklıklar nedeniyle kuruyan ot ve çalılar, uzmanların yakıt yükü dediği miktarı artırdı. Bu da yangınların büyümesinin en büyük nedeni oldu. İklim uzmanlarından Prof. Dr. Murat Türkeş de “Yağışların Türkiye ortalamasından yüzde 28 fazla gerçekleştiğini, bunun ot ve çalı üretkenliğini artırarak yaz ayları için yakıt yükünü yükselttiğini” belirten bir raporu kamuoyuyla paylaşarak temmuz ayı sonundan itibaren orman yangınları konusunda daha dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarmıştı. Ne yazık ki ormanlardaki yakıt yükü azaltılamadığı gibi bu yük hava koşulları nedeniyle normalin de üzerine çıktı. Bu yük bir cephane gibi sıcak hava, kurutucu rüzgâr ve düşük bağıl nemle ufak bir kıvılcım eşliğinde buluşmayı bekliyor."
Yanan orman alanları ekosistemi ve biyolojik çeşitliliği nasıl etkileyecek?
"Yangın sonrası vejetasyon (bir bölgedeki bitki topluluğunun büyüme dönemi), değişimleri, biyolojik çeşitlilik ve yangın sonrası doğal ekosistemlerin yenilenmesi üzerinde en çok durulan konulardandır. Kızılçam ormanları ile sert yapraklı orman ve makiliklerin yangın sonrası vejetasyon dinamiğiyle ilgili genel olarak kabul edilen düşünce, yangın öncesi var olan vejetasyon yapısının yangın sonrası hızlı bir şekilde yeniden meydana geldiği şeklindedir. Buna göre yangın öncesinde var olan türler yangın sonrası yeniden sahaya gelmekte, yangın sonrası meydana gelen flora bir tür havuzu görevi görmekte ve zaman içinde yangın öncesi koşullara ulaşılmaktadır. Ancak değişimin her zaman böyle olmadığı örneklere de sıklıkla rastlanmaktadır. Yangın rejiminde ve özellikle yangın sıklığındaki değişimler sonucunda yangından önceki vejetasyon yapısı yeniden oluşmayabilmekte ve değişimler meydana gelmektedir. Örtü yangını geçiren karaçam sahalarında da tepe kapalılığı değişmediğinden ve diri örtü de genellikle yaz aylarında kurumuş, tohumlarını etrafa yaymış otsu türlerden oluştuğundan bitki çeşitliliğinde belirgin bir değişim görülmemektedir. Fakat bu değişimlerin uzun yıllar sürdüğünü hatırlatmakta fayda var."
"Kamuoyu baskısı yanlış uygulamalara yol açıyor"
Zarar gören alanların yeniden yeşillendirilmesi (ağaçlandırma) için plan nedir?
"Yangın sonrası yapılacak çalışmalar, orman dışında farklı vejetasyon tiplerinin gelişimine de izin verebilecek, ekim ve dikim ile ağaçlandırma faaliyetleri gibi silvikültürel (orman yetiştirme ve bakımı) işlemler olmalıdır. Yangından sonra yapılacak yenileme çalışmaları açısından gerek yangından etkilenen vejetasyonun yeniden oluşması gerekse değişen yangın rejimine daha uyumlu bir peyzajın oluşturulabilmesi için yangınlar ile vejetasyon arasındaki ilişkilerin bilinmesi gereklidir. Bu kapsamda ülkemiz ormancılık birikiminin oldukça gelişmiş olduğunu söylemek mümkündür.
Ülkemizde orman yangınlarından en fazla etkilenen ekosistemler; kızılçam ormanlarıyla sert yapraklı ormanlar ve makiliklerdir. Bu ekosistemlerin yangınla olan ilişkisi hakkında geniş bir bilgi birikimi bulunmaktadır. Fakat ekosistemde yangınların yaratmış olduğu ekolojik ve biyolojik etkilerin tespit edilmesi ve bu doğrultuda yangın sonrası yapılacak çalışmalarla ilgili doğru işler yapılmasının önündeki en büyük engel; özellikle kamuoyunun baskısı nedeniyle başvurulan yanlış uygulamalardır."
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et