EMEP'li Bayhan sordu, Bakanlık yanıt verdi: 72 bin hektarlık maden ihalesine 'ruhsat yetmez' savunması
EMEP'li Bayhan'ın 65 maden sahası ihalesine ilişkin sorularına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, “Ruhsat tek başına madencilik için yeterli değildir” dedi. Avukat Cangı ise ruhsat izninin artık kutsal bir belge niteliğinde olduğunu anlattı.
Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 317. Grup İhale İlanı kapsamında 13 ilde ihaleye çıkarılan 65 maden sahasını Meclis gündemine taşıdı. Adana’dan Bilecik’e uzanan 72 bin 514 hektarlık alanın Yalova’nın yüzölçümüne yaklaştığına dikkat çeken Bayhan; ihaleleri kazanan şirketleri, teklif bedellerini, sahaların ne kadarının orman, tarım ve koruma alanlarında kaldığını, kaç yurttaşın yerinden edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bölgede yaşayan halkın görüşünün alınıp alınmadığını sordu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın imzasıyla gönderilen yanıtta ise tek bir şirket adı, ihale bedeli, yüzölçümü, yurttaş sayısı veya dava bilgisi açıklamadı.
Fotoğraf: EMEP
Sonuçlar açıklanmıştı, Bakanlık Meclise bildirmedi
Bakanlığın yanıtı 21 Mayıs 2026 tarihinde gönderildi. Oysa MAPEG, 317. Grup kapsamındaki ihale sonuçlarını 9 Nisan 2026’dan itibaren kamuoyuna açıklamıştı. 317 No’lu ihalede öne çıkan şirketlerden biri, eski adı Koza Altın olan ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyet gösteren Türk Altın İşletmeleri oldu. Dikkat çeken bir diğer şirket ise Limak Holding bünyesindeki Altınordu Madencilik oldu.
Buna rağmen Bakanlık, yanıtında ihaleleri kazanan gerçek ve tüzel kişileri, kesinleşen ihale bedellerini ve ruhsatlandırma durumunu Meclise bildirmek yerine, yalnızca 7 Şubat tarihli ilk ihale ilanının bulunduğu internet sayfasına yönlendirme yaptı.
Bakan “Ruhsat yetmez” dedi, her beş ruhsattan dördü izinli çıktı
Bakanlık, yanıtında arama veya işletme ruhsatının tek başına madencilik faaliyetine başlanması için yeterli olmadığını savundu. ÇED, mülkiyet izni, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ile diğer izinlerin de alınması gerektiğini belirtti. MAPEG’nin Temmuz 2026 verileri ise bu savunmanın arkasına saklanan tabloyu ortaya koydu. Kurumun verilerine göre Türkiye genelinde 9 bin 484 işletme ruhsatı bulunurken bunların 7 bin 668’i işletme iznine sahip. Başka bir ifadeyle her beş işletme ruhsatından yaklaşık dördü izin aşamasını da geçmiş durumda.
Üstelik arama ruhsatı da kâğıt üzerinde kalan etkisiz bir belge değil. Arama faaliyetleri sondaj, yarma, kuyu, galeri, yol ve çalışma platformu açılması gibi doğrudan fiziksel müdahaleleri kapsıyor. “Süper Talan Yasası” olarak bilinen 7554 sayılı Kanun ise ruhsat sahiplerini asgari arama faaliyetlerini gerçekleştirmeye, yatırım programlarını uygulamaya ve rezervi üç boyutlu olarak belirlemeye zorluyor.
Dolayısıyla Bakanlığın “Ruhsat faaliyete yetmez” açıklaması, madenciliğe açılan alanlarda henüz üretime başlanmadığını ifade ediyor; ruhsatlandırmanın yol açtığı şirket hakimiyetini ve ekolojik tehdidi ortadan kaldırmıyor.
Süper Talan Yasası izin engellerini şirketler lehine kaldırdı
Bakanlığın çok aşamalı bir denetim bulunduğu izlenimi yaratmaya çalıştığı yanıt, 7554 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikleri de görmezden geldi. Söz konusu düzenlemeyle kurumların maden izinlerine belirlenen süre içinde cevap vermemesi durumunda izin verilmiş sayılmasının önü açıldı. ÇED sürecinde görüşünü zamanında bildirmeyen kurumların görüşü olumlu kabul edilirken, daha önce izin veren kurumların ÇED aşamasında olumsuz görüş sunması engellendi.
IV. Grup ile “stratejik” veya “kritik” ilan edilen madenlerde bir kurumun izin vermemesi durumunda ise Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında bakanlardan oluşturulan kurula madencilik lehine karar verme yetkisi tanındı. ÇED kararı alınmadan diğer teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasının önü açıldı; ÇED olumlu kararından sonra kalan işlemlerin bir ay içinde tamamlanması hükme bağlandı. Böylece çevresel ve toplumsal denetim mekanizmaları birer engel gibi görülerek şirketlerin yatırım takvimine bağlandı.
“Ormanlar ihale edilmiyor” dedi, ormanların madenciliğe açıldığını gizledi
Bakanlık yanıtında ormanların, meraların, su havzalarının ve bazı korunan alanların ihaleye çıkarılmadığını öne sürdü. Ancak 7554 sayılı Kanun, devlet ormanlarında maden aranması ve işletilmesi için açık bir izin mekanizması kurdu.
Kanunla devlet ormanlarında maden arama ve işletme faaliyetleri için 24 aylık izin verilebilmesinin önü açıldı. Arama faaliyeti için izin verilen alanlarda, kanuni engel veya mücbir sebep bulunmadıkça işletme faaliyetine de izin verilmesi öngörüldü. Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği izin ise ÇED sürecinde uygun görüş sayıldı.
Halkın görüşü ihale öncesinde değil, şirket geldikten sonra
Bakanlık, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin izin süreçlerinde yerel halkla birlikte değerlendirildiğini savundu. Ancak Bayhan’ın sorusu, maden sahaları ihaleye çıkarılmadan önce bölgede yaşayan halkın görüşünün alınıp alınmadığına ilişkindi. Bakanlık herhangi bir halk toplantısının tarihini, yerini, katılımcılarını veya tutanağını paylaşmadı. Böylece karar şirketler ve merkezi idare tarafından alındıktan sonra yürütülen izin süreçleri, halkın karar sürecine katılımı gibi gösterildi.
“Artık tüm izinler MAPEG tarafından alınacak”
Bakanlığın “ruhsat yeterli değil” cevabını, çevre davalarıyla da ilgilenen Avukat Arif Ali Cangı’ya sorduk.
Cangı, Bakanlığın 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişikliklerin üstünü örttüğünü anlattı. Söz konusu Kanunun 3.maddesi ile Maden Kanunu’nun 7. maddesinde çok yönlü değişiklikler yapıldığını hatırlatan Avukat Cangı, “Özetle; artık tüm izinler MAPEG tarafından alınacak. MAPEG’in istediği izin için ilgili kurum dört ay içinde kararını bildirmezse izin verilmiş sayılacak. Devlet ormanlarında 2 yıl süreyle bedelsiz madencilik izni verilebiliyor. Arama faaliyeti için izin verilen yerlerde işletmeye mutlaka izin veriliyor. Kurum görüşleri ve ÇED kararları MAPEG tarafından alınıyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün verdiği izinler, ÇED yönünden uygun görüş sayılıyor” dedi.
“Maden ruhsatları kutsal belge halini aldı”
Ruhsatlı maden sahalarında arkeolojik sit kararı verilirse, MAPEG tarafından belirlenen yatırım giderleri tutarındaki tazminatın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ruhsat sahibine ödeneceğini de söyleyen Avukat Cangı, “ÇED için gereken izin işlemleri en geç 3 ay içinde yerine getirilecek. ÇED sürecinde kurumlar görüşlerini ilave süre ile birlikte en geç 4 ay içinde verecek. Bu süre içinde görüş bildirilmemesi halinde kurumun görüşü olumlu sayılacak. ÇED olumlu kararı alınan madencilik faaliyetleri için gereken diğer işlemler en geç 1 ay içinde tamamlanacak. Bu yasal düzenlemeler karşısında maden ruhsatları kutsal belge halini aldı, ruhsat düzenlendikten sonra sonraki süreçler formaliteye dönüştü. Önerge cevabında yazılan Orman izni, ÇED izni madenciler için artık sorun değil. İşyeri açma ve çalışma ruhsatları da yerel yönetimlerce değil Valiliklerce veriliyor. Yani her şey merkezi iktidarın elinde, madencilikte Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün takdir ve yetkisinde” diye konuştu.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et