İşçi sınıfına baraj engeli: Türkiye'de sendikalaşma oranı yüzde 13,80'e düştü; 4 sendika baraj altı kaldı
Temmuz verilerine göre işçi sayısı 931 bin artarken, sendikalı işçi sayısı yalnızca 19 bin yükseldi; sendikalaşma oranı yüzde 13,80’e geriledi. EMEP, sendikal barajların kaldırılması ve yetkinin işçilerin iradesiyle belirlenmesi çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Sevgi LALE/Pexels
Barış Salık
[email protected]
Sevim Saylam
[email protected]
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayımladığı 2026 Temmuz ayı işkolu istatistikleri, Türkiye'de kayıtlı işçi sayısındaki artışın sendikalaşmaya yansımadığını ortaya koydu. Son altı ayda kayıtlı işçi sayısı yaklaşık 931 bin artarken, sendikalı işçi sayısındaki artış yalnızca 18 bin 999 kişiyle sınırlı kaldı. Böylece sendikalaşma oranı Ocak 2026'daki yüzde 14,45 seviyesinden Temmuz 2026'da yüzde 13,80'e geriledi. Barajlar işçilerin sendiklal hak ve özgürlüklerini kullanımını kısıtlarken barajı aştığını duyuran Bağımsız Maden-İş keyfi uygulamalar ile yetkisinin verilmediğini ifade etti. Sendikacılar baraj ve örgütlenme hakkı uygulamalarını "fiili ve yasal engelleme" olarak niteledi. EMEP ise Meclis'e sunduğu teklifi hatırlatarak barajların derhal kaldırılması ve yetkinin işyerlerindeki referandumla belirlenmesi çağrısında bulundu.
İşçi sayısı arttı, sendikalaşma oranı düştü
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında yayımladığı Temmuz 2026 işkolu istatistiklerine göre, Türkiye'de kayıtlı işçi sayısı Ocak ayında 16 milyon 699 bin 84 iken Temmuz ayında 17 milyon 630 bin 475'e yükseldi. Altı aylık dönemde kayıtlı işçi sayısı 931 bin 391 kişi arttı.
Aynı dönemde sendikalı işçi sayısı ise 2 milyon 413 bin 790'dan 2 milyon 432 bin 789'a çıktı. Sendikalı işçi sayısındaki artış yalnızca 18 bin 999 kişiyle sınırlı kalırken, sendikalaşma oranı yüzde 14,45'ten yüzde 13,80'e düştü. Böylece kayıtlı işçilerin yüzde 86,20'si sendikasız çalışmaya devam etti.
İstihdam büyüdü, birçok işkolunda sendikalı işçi azaldı
Veriler, bazı işkollarında istihdam artmasına rağmen sendikalı işçi sayısının gerilediğini gösterdi.
En dikkat çekici tablo metal işkolunda yaşandı. İşkolundaki toplam işçi sayısı 43 bin 933 kişi artmasına rağmen sendikalı işçi sayısı 8 bin 629 kişi azaldı. Bu düşüşte Türk Metal Sendikasının 6 bin 874, Birleşik Metal-İş Sendikasının ise 944 üyelik kaybı etkili oldu.
Petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç işkolunda toplam işçi sayısı 19 bin 78 kişi artarken sendikalı işçi sayısı 1 bin 938 kişi geriledi. İşkolunun en büyük sendikası Petrol-İş bu dönemde 1 bin 624 üye kaybetti.
Dokuma, hazır giyim ve deri işkolunda da benzer bir tablo ortaya çıktı. İşkolundaki toplam işçi sayısı 39 bin 603 kişi artmasına karşın sendikalı işçi sayısı 4 bin 861 kişi azaldı. Bu gerilemede Teksif'in 2 bin 695, Öz İplik-İş'in ise 1 bin 882 üyelik kaybı öne çıktı.
Ağaç ve kâğıt işkolunda işçi sayısı 7 bin 154 kişi artmasına rağmen sendikalı işçi sayısı 429 kişi azalırken, çimento, toprak ve cam işkolunda da toplam işçi sayısı 12 bin 150 kişi arttığı halde sendikalı işçi sayısı 390 kişi düştü.
Dört sendika barajın altına düştü
Temmuz istatistiklerine göre yüzde 1'lik işkolu barajını aşamayan sendikalara üye 69 bin 974 işçi bulunuyor. Bu işçiler sendikalı olmalarına karşın üyesi oldukları sendikaların işkolu barajını aşamaması nedeniyle toplu iş sözleşmesi yetkisi bakımından önemli bir engelle karşı karşıya kalıyor. Bu dönemde DİSK'e bağlı Dev Sağlık-İş yüzde 1,03 ile barajı geçen tek sendika oldu.
Buna karşılık dört sendika barajın altına düştü. DİSK'e bağlı Tekstil Sendikası dokuma işkolunda yüzde 0,97'ye gerilerken, DİSK Basın-İş basın işkolunda yüzde 0,85'e, bağımsız Öz Belediye İş genel işler işkolunda yüzde 0,94'e, HAK-İŞ'e bağlı Öz Maden-İş ise madencilik işkolunda yüzde 0,76'ya geriledi.
Bağımsız Maden-İş: Üyelerimiz bilinçli biçimde sayılmıyor
Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Sekreteri Başaran Aksu, ülke genelinde düşen sendikalaşma oranını iki etmene bağladı: bazı iş kollarındaki toplam işçi sayısının artması ve sendikal bürokraside yaşanan çürüme. Aksu, "İşçiler sendikal merkezlerden bilinçli olarak uzak duruyor, sendikalara güvenmiyorlar. Çünkü sendikaları, kamuda ve özel sektörde holdingler, işletme yöneticileri kontrol altına almış durumda" dedi.
‘Barajı geçtik ama sayılmadık’
Aksu, sendikanın istatistiklerin esas alındığı tarih olan dün saat 09.00 itibarıyla yaklaşık 2 bin 369 üyeyle barajı geçtiğini belirtti. Ancak 26 genel merkez ve şube yöneticisinin bakanlık tarafından sendika üyesi olarak sayılmadığını ifade ederek bunun hukuka aykırı olduğunu söyledi.
Farklı sendikalardan geçen yaklaşık 300 üyenin de bir aylık bekleme süresi nedeniyle istatistiklere yansımadığını aktaran Aksu, bu uygulamanın dijital üyelik sistemine rağmen sürdürülmesini mücadeleci sendikaların önünü kesmeye yönelik bir düzenleme olduğunu ifade etti.
Yakın tarihli bir Yargıtay kararında sendika değiştiren işçilerin de yetki tespitinde dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini hatırlatan Aksu, Bakanlığın buna rağmen uygulamayı değiştirmediğini vurguladı. Aksu, yarın Çalışma Genel Müdürü ile bir görüşmeye davet edildiklerini belirterek "Orada bir sonuç çıkmazsa eyleme başlayacağız. İlk konu barajın kaldırılmasıdır. Sendikalar özgürce üyelik yapabilmelidir. Bu, bakanlığın ilgi alanında olmamalıdır” dedi.
‘Yasalarda yazmayan barajlar var’
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen son altı aylık verilere göre tekstil, metal ve genel sanayi iş kollarında toplam işçi sayısının yaklaşık 800 bin arttığını belirterek bunun üretim ve istihdamdaki daralmanın durduğuna işaret ettiğini söyledi. Ancak aynı dönemde sendikalaşma oranının gerilemeye devam ettiğine dikkat çeken Türkmen, "Bu tablo kapanan işyerleri ya da üretimdeki daralmayla açıklanamaz. Daha derin bir krizle karşı karşıyayız" dedi.
Türkmen, Türkiye'nin birçok yerinde işçilerin sendikalaşma girişimlerinde bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu tablo, işçilerin isteksizliğini değil; hükümetin ve sermayenin işçilerin örgütlenmesinin önüne çıkardığı fiili engelleri gösteriyor. Sorun sadece yasal engeller değil."
Türkmen, Bağımsız Maden-İş'in barajı geçtiğini açıklamasına rağmen fiilen baraj altında bırakıldığını belirterek bunun "yasalarda yazılı olmayan yeni barajların" göstergesi olduğunu söyledi. İş kolu barajına karşı tüm sendikaların ortak mücadele yürütmesi gerektiğini belirten Türkmen, işçi sınıfının haklarının ancak birleşik ve fiili mücadeleyle kazanılabileceğini ifade etti.
‘Yetki alsanız bile örgütlülük tasfiye ediliyor’
Yetki süreçlerinin fiilen işlemez hale geldiğini söyleyen Türkmen, çoğunluğu sağlayan sendikaların bile toplu iş sözleşmesi yetkisini almasının 4-5 yılı bulduğunu belirtti. Bu süreç sonunda ise çoğu zaman işyerindeki örgütlülüğün dağıtıldığını ifade etti.
Örnek olarak Petrol-İş'in yetkili olduğu bir işyerinde 595 gün süren direnişin sona ermesini hatırlatan Türkmen, "Yasal grev hakkı kullanılmasına ve hukuken haklı olunmasına rağmen patron sendikayı tanımadı. Artık bütün yasal şartları yerine getirseniz bile hiçbir anlamı kalmıyor" diye konuştu.
EMEP’ten kanun teklifi hatırlatması: "Barajlar kaldırılmalı, yetkiyi işçiler referandumla belirlemeli"
Sosyal medya (X) Açıklanan güncel sendikal verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emek Partisi (EMEP), mevcut antidemokratik yasal düzenlemeler nedeniyle yüz binlerce işçinin sendikaya üye olduğu işkolu ve işyeri barajlarına takılarak toplu iş sözleşmesi ve grev hakkından mahrum bırakıldığını vurguladı. Barajların ve patronların yetki itirazlarının sendikal örgütlenmeyi engelleyen ve işçileri sendikasızlaştıran bir araca dönüştüğünü belirten EMEP, "Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş" kampanyası kapsamında Meclis'e sundukları ve halen bekletilen kanun teklifini hatırlattı. Onbinlerce işçinin akademisyenlerin ve milletvekillerinin imzasıyla meclise sunulan kanun teklifinde, sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engellerin derhal sonlandırılması gerektiği belirtilerek şu acil talepler sıralandı: İşkolu barajları tamamen kaldırılmalı, patronların yetki itirazı kılıfıyla sendikalaşmayı ertelemesine ve tasfiye etmesine son verilmeli, yetki uyuşmazlıklarında son sözü patronlar ya da mahkemeler değil, işyerinde kurulacak sandıkla işçilerin kendisi söylemeli ve referandum yoluyla doğrudan işçilerin iradesi esas alınmalı.
• Toplam kayıtlı işçi: 17.630.475
• Sendikalı işçi: 2.432.789
• Baraj altındaki sendikalara üye işçi: 69.974
• İşkolu barajını geçen sendika: 60
• Aktif sendika: 246
Sendikalı işçi sayısındaki en yüksek artış hangi işkollarında yaşandı?
Sendikalı işçi sayısındaki artışın en yüksek olduğu işkolları genel işler, taşımacılık, ticaret-büro, sağlık ve sosyal hizmetler ile enerji oldu. Ancak bu işkollarında da toplam istihdam artışı sendikalı işçi artışının oldukça üzerinde gerçekleşti.
• Genel işler: İşçi sayısı 66 bin 605, sendikalı işçi sayısı 8 bin 969 arttı.
• Taşımacılık: İşçi sayısı 34 bin 181, sendikalı işçi sayısı 4 bin 253 arttı.
• Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar: İşçi sayısı 132 bin 218, sendikalı işçi sayısı 3 bin 967 arttı.
• Sağlık ve sosyal hizmetler: Toplam işçi sayısı 2 bin 330 kişi azalmasına rağmen sendikalı işçi sayısı 3 bin 228 arttı. Bu tablo işkolunda sendikalaşmanın istihdamın tersine büyüdüğünü gösterdi.
• Enerji: İşçi sayısı 18 bin 544, sendikalı işçi sayısı 2 bin 509 arttı.
• Konaklama ve eğlence: İşçi sayısı 263 bin 359, sendikalı işçi sayısı 738 arttı.
500 milyon maliyetli sendika külliyesi cuma günü açılıyor
Ülkede sendikalılık oranları gerilerken Türk-İş’in Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) bütünleyici parçası olarak kabul edilen ve Eskişehir Yolu’na yakın konumdaki arazide inşa ettiği yeni genel merkez binası cuma günü düzenlenecek törenle açılacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık yedi yıl önce Türk-İş yönetimine bu bölgede arazi tahsis edileceği yönünde söz verdi. Daha sonra konfederasyon, Hazine’ye ait yaklaşık 19 dönümlük araziyi 38 milyon TL karşılığında satın aldı. Bu bedelin 22 milyon TL’lik kısmı, Türk-İş’in Kızılay Bayındır Sokak’taki mevcut genel merkez binasının devriyle mahsuplaştırıldı.
Türk-İş yetkilileri, toplam 19 dönümlük arazinin yaklaşık 4 dönümünün genel merkez binası ve konferans salonu için kullanıldığını, geri kalan yaklaşık 15 dönümlük bölümün ise işçi konutları için ayrıldığını ifade ediyor.
Ancak söz konusu alanın, AOÇ’nin bütünlüğü içinde değerlendirilen ve 1. derece doğal ve tarihi sit alanı sınırlarında yer alan bir bölgede bulunması tartışmaları beraberinde getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 30 Mayıs 2024 tarihinde yaptığı plan değişikliğiyle bölgeye “özel sosyal tesis alanı” niteliği kazandırıldığı, ardından Etimesgut Belediyesinin inşaat ruhsatı verdiği ve çalışmaların başladığı belirtiliyor.
Türk-İş’in yeni genel merkez binası ve konferans salonunun toplam maliyetinin yaklaşık 500 milyon TL’ye ulaştığı ifade edilirken, projenin cuma günü düzenlenecek törenle hizmete açılması planlanıyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et