Hizbullah yöneticilerine yönelik skandal karar Meclis gündeminde: Kişiye özel düzenleme
EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 1990’lı yıllarda işlenen yüzlerce cinayetin sorumlusu olan Hizbullah yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar hakkında verilen aklama ve iyi hal indirimi kararlarını Meclis gündemine taşıdı.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin Hizbullah terör örgütünün üst düzey yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar hakkında verdiği kararı sordu.
Önergede, 1990’lı yıllarda özellikle Batman, Mardin ve Diyarbakır başta olmak üzere ülke genelinde yüzlerce cinayet, yaralama ve eziyet gibi ağır suçlar işleyen örgütün yöneticileri hakkındaki kararın skandal olduğu vurgulayan Karaca, mahkemenin, canice suçlar işleyen bu sanıklara yalnızca “örgüt üyeliği” suçlamasıyla ceza verdiği ve 2011’den beri firari olan sanıklar hakkında iyi hal indirimi uyguladığını belirtti.
AYM kararı Hizbullah’a özel bir düzenleme gibi işletildi
Önergede 2019 senesinde Anayasa Mahkemesinin (AYM), bir kısım Hizbullahçılar hakkında verdiği karara da atıf yapıldı. İlk mahkeme heyetinde askeri hakim bulunması sebebiyle “adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine” yönelik bu kararın ardından yeniden yargılama süreçlerinin başladığını hatırlatan Karaca, bu dönemde hakkında AYM tarafından yeniden yargılama kararı verilmeyen Hizbullahçıların da bu karardan faydalandırıldığını, cezalarının infazları durdurularak serbest bırakıldıklarını ifade etti. Bu uygulamanın başka hiçbir örgüt açısından hayata geçirilmediğine dikkat çeken Karaca durumun adeta “Hizbullah’a özel bir düzenleme” gibi işlem gördüğünü kaydetti.
Firari sanıklar Batman’dan SEGBİS’le bağlandı, 3,5 ayda aklandı
Hizbullah’ın üst düzey yöneticisi Edip Gümüş ve askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar’ın ilk tahliye kararının ardından 2011 senesinde yurt dışına kaçtığını hatırlatan Karaca, bu kişilerin 27 Mart 2026 tarihinde kendi haklarında bir AYM kararı olmamasına rağmen avukatlarının Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu dilekçe ile yargılamaların yeniden başladığını belirtti.
Karaca, yurt dışında olduğu bilinen sanıkların, duruşmaya Batman’dan SEGBİS ile bağlanarak mahkemeye beyanda bulunduğunu, mahkemenin herhangi bir işlem yapmadan 3,5 ay içinde sanıkların işlediği ve daha önce itiraf ettiği cinayetlerden “somut delil olmadığı” gerekçesiyle aklama kararı verdiğini vurguladı. Yıllar süren yargılamalardan elde edilen bütün delillerin mahkeme gerekçesinde yok sayıldığını belirten Karaca, örgütün ana karargahında yakalanan bu sanıkların “Hizbullah tek bir kişiyi lider kabul ettiği için yönetici olamayacakları” gerekçesiyle terör örgütü yöneticiliği suçlamasından da aklandıklarını ifade etti.
Karaca’ya göre tablonun daha vahim boyutu ise bu faillerin işlediği cinayetlerde yaşamını yitirenlerin yakınlarının dava dosyasına taraf olarak eklenmemesi ve temyiz hakkının gözlerden uzak bir şekilde gasbedilerek karar verilmesi oldu.
Karar İzaha muhtaç
1992’de Diyarbakır’da öldürülen Gerçek Dergisi Diyarbakır Temsilcisi Namık Tarancı’nın da aralarında bulunduğu onlarca cinayetin açık faili olan bu sanıkların, halka karşı işledikleri bütün suçların devlet tarafından affedilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Karaca, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün konuşulduğu, hakikatlerin araştırılmasının istendiği bir dönemde, aralarında DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın da bulunduğu Kürt siyasetçileri katleden bir örgütün bu şekilde aklanmasının izaha muhtaç olduğunu belirtti.
Çözüm sürecinin kök yasası tartışmalarında üye-yönetici veya suç işlemiş-işlememiş ayrımının süreci tıkama noktasına getirdiğini hatırlatan Karaca, yüzlerce insanı katletmiş bu kişilerin eylemlerinden sorumsuz tutulması ve yöneticilik sıfatlarının yok sayılmasını “giderilmesi zor bir çelişki” olarak nitelendirdi.
Devlet içindeki koruma zırhı
Karaca önergede ayrıca, JİTEM’le iç içe geçmiş olan Hizbullah’ın ve işlediği cinayetlerin ardında doğrudan kamu görevlilerinin destek ve sorumluluğu bulunduğu gerçeğinin devlet raporlarında dahi yer aldığını hatırlattı. Karaca, dokunulmazlık zırhıyla korunan devlet görevlilerinin bunca zamandır hiçbir yargılamaya dahil edilmemesini de ayrı bir sorun olarak değerlendirdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yöneltilen sorular
Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:
1. Hizbullah yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın yeniden yargılanma talebinde bulunmasına dayanak bir AYM kararı var mıdır? AYM kararlarının Hizbullah sanıklarına “kişiye özel” biçimde uygulanmasının gerekçesi nedir?
2. Kürt siyasetçiler, gezi tutukluları gibi yüzlerce kişi bakımından AYM kararları yerel mahkemelerce uygulanmazken, Hizbullah sanıkları söz konusu olduğunda hukukun tüm kuralları esnetilerek uygulanmasını Bakanlığınız nasıl değerlendirmektedir?
3. Onlarca cinayet, yaralama ve eziyet suçunun sabit olduğu, geçmiş yargı kararlarıyla hüküm altına alınmış failler hakkında yalnızca 3,5 ay içerisinde ve “somut delil yokluğu” gerekçe gösterilerek aklama kararı verilmesi Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?
4. Bu sanıklara iyi hal indiriminin uygulanmasının hukuki ve vicdani izahı nedir?
5. Yargılama sürecinin Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın faili olduğu cinayetlerde yaşamını yitirenlerin ailelerinden habersiz bir şekilde yürütülmesinin açıklaması nedir? Bakanlığınız bu konuda bir inceleme yapmış mıdır?
6. Yıllardır firari olmalarının yanında kırmızı bültenle aranan sanıkların Batman’dan SEGBİS vasıtasıyla duruşmaya katılmaları nasıl olanaklı olmuştur?
7. Başta gazeteci Namık Tarancı ve DEP Milletvekili Mehmet Sincar cinayetleri olmak üzere, 1990’lı yıllardaki Hizbullah cinayetlerinin dosyaları bu kararla birlikte “zamanaşımı” riskiyle yüz yüze mi bırakılmıştır?
8. AYM’nin askeri hakim gerekçeli adil yargılanma ihlali kararlarından faydalandırılarak tahliye edilen ve sonrasında kaçan toplam Hizbullah sanığı sayısı kaçtır? Bu kişilerden kaçı hakkında yakalama kararı infaz edilebilmiştir?
9. TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporu başta olmak üzere resmi raporlarda da yer alan, 90’lı yıllarda Hizbullah terör örgütüne destek veren, göz yuman veya yönlendiren kamu görevlileri ve idareciler hakkında bugüne kadar açılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır? Bu koruma zırhı ne zaman kaldırılacaktır?
10. Bakanlığınıza bağlı faili meçhul cinayetleri araştırma amacıyla kurulan daire başkanlığı Hizbullah cinayetlerini ele almış mıdır? Almışsa akıbeti nedir?
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et