1990’ların karanlığı aklanıyor: 183 kişinin katili Hizbullah yöneticilerine ‘özel hukuk’
1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetlerde 183 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan Hizbullah Yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar, yargının jet hızıyla işleyen “özel hukuku” sayesinde 6 yıl ceza verilerek serbest bırakıldı.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır – 1990’lı yıllarda işlenen yüzlerce faili meçhul cinayet, domuz bağı katliamları ve sokak ortası infazlarla bilinen Hizbullah örgütünün yöneticileri, alelacele görülen ‘yeniden yargılamalar’ ile serbest bırakıldı.
Kürt coğrafyasında JİTEM gibi yarı resmi kuruluşların yanı sıra kontrgerilla gruplarının da katıldığı şiddet sarmalında, Gerçek Dergisi Diyarbakır Temsilcisi Namık Tarancı 20 Kasım 1992’de ve dönemin DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar 4 Eylül 1993’te sokak ortasında katledilmiş; bu iki cinayetin de aralarında olduğu 183 cinayetin Hizbullah örgütü tarafından işlendiği ortaya çıkmıştı. O yıllarda cinayetlerin failini bilen halk örgüte Hizbulkontra adanı takmış ve örgütün lider kadrosu Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’a düzenlenen suikast sonrası 2000 yılındaki operasyonlarla ele geçirilmişti. Bu lider kadro içinde yer alan Edip Gümüş ile askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar hakkında daha önce verilen ağırlaştırılmış müebbet cezaları bozularak ve mağdur ailelere haber dahi verilmeden yapılan yeniden yargılamalarda alınan kararlar hukukçuların ve ailelerin tepkisini çekti. İki sanık alt sınırdan ceza verilerek ve ‘iyi hal indirimi’ de uygulanarak serbest bırakıldı.
Namık Tarancı cinayeti itirafı
1994’te yakalanan Hizbullah tetikçisi Mustafa Demir’in Gazeteci Namık Tarancı’yı katlettiğini itiraf etmesi ve 2000 yılında Hizbullah’ın kurucusu Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü Beykoz operasyonunda sağ yakalanan askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar’ın Tarancı cinayeti dahil birçok katliam emrini Örgüt Yöneticisi İsa Altsoy’dan alarak tetikçilere ilettiğini kabul etmesi üzerine bu sanıklar ağırlaştırılmış müebbet cezalara çarptırılmıştı. Ancak Yargıtayın dosyayı zamanında karara bağlamaması ve uzun tutukluluk süresi gerekçesiyle 2011 yılında tahliye edilen Gümüş ve Tutar, kaçarak izlerini kaybettirdi. Haklarında kırmızı bülten ve 20 milyon liralık ödül bulunan sanıklar, 15 yıl boyunca firari olarak arandı.
Kırmızı bültenle aranırken Batman’da çıktılar
Herhangi bir Anayasa Mahkemesi (AYM) ya da AİHM ihlal kararı bulunmamasına rağmen sanıklar, mart 2026’da avukatları aracılığıyla yerel mahkemeye başvurarak yeniden yargılama talep etti. Başvurunun jet hızıyla kabul edilip infazın durdurulmasının ardından, yurt dışında olduğu sanılan firari sanıklar Batman’ın Kozluk ilçesinde ortaya çıktı ve ellerini kollarını sallayarak geldikleri mahkemeye SEGBİS üzerinden bağlandı. Duruşmada önceki somut delil ve itirafları reddederek beraatlerini isteyen sanıklar hakkındaki yargılama, yalnızca 3.5 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı.
Yargılama ailelerden kaçırıldı
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, yıllardır adalet arayan mağdur ailelere duruşma tebligatı dahi göndermeden verdiği kararda, sanıkların Hüseyin Velioğlu’nu tek bir lider kabul ettikleri gerekçesiyle “yönetici” olamayacaklarını öne sürdü. Onlarca cinayetten beraat ettirilen sanıklara yalnızca “örgüt üyeliği” suçundan verilen 7 yıl 5 aylık ceza, 15 yıldır firari olmalarına rağmen uygulanan “iyi hal” indirimiyle 6 yıl 3 aya düşürüldü.
Evrensel’e konuşan Namık Tarancı’nın eşi Derman Tarancı ve Mehmet Sincar davası avukatı Mehdi Özdemir, ailelerin duruşmalardan dahi haberdar edilmeyerek yok sayıldığını söyledi.
Derman Tarancı: Devlet eliyle yapılan bir iş olduğu için hukuk beklemiyorsun
Katledilen Gazeteci Namık Tarancı’nın eşi Derman Tarancı, 1992 sonrasında karanlıkların aydınlanması için yıllarca mücadele verdiklerini, dosyaları TBMM’ye ve İnsan Hakları Komisyonuna taşıdıklarını ancak hiçbir sonuç alamadıklarını vurguladı. Hiçbir mağdura tebligat gönderilmediğini ve süreci sadece basından takip edebildiklerini belirten Tarancı, şunları söyledi: “183 kişiyi öldüren bir örgütün operasyonda yakalanan baş aktörleri bunlardı. Cemal Tutar ve Edip Gümüş, örgütün askeri kanat sorumlusu olduklarını kendi ağızlarıyla söyledi, savcılık tutanaklarında da geçiyor. Ama bu şahıslar bir süre sonra davullu zurnalı dışarı çıktılar. Biz onu izlerken de içimiz buruk ve umutsuz bir şekilde baktık. Yani devletin, hukukun, yargının olmadığı, sadece bu katillerin isimlerini bilmekle geçiştirdiğimiz bir dava oldu aslında. Böyle bir durum varken sen yargıdan ya da hukuktan bir şey bekler misin? Beklemezsin. Çünkü bunun devlet eliyle ya da sistem eliyle yapılan bir olay olduğunu düşünürsün. O dönem JİTEM kimdi, Mehmet Ağar neyin başındaydı? ‘Duvardan bir tuğla çekersek duvar yıkılır’ diyordu. Aslında davayı uzatıp tutukluluk sürelerinden dışarıya çıkarıp onları kaçırmak istediler ve öyle de oldu.”
Fotoğraf: Evrensel
“Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar”
Yıllarca kırmızı bültenle arandığı söylenen sanıkların bir anda Türkiye’de ortaya çıkmasına dikkat çeken Tarancı, bölgedeki yoğun güvenlik tedbirleri ile bu durum arasındaki tezatlığı eleştirdi. “15 yıldır kırmızı bültenle aranan şahıslar Batman’ın Kozluk ilçesinde elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Şimdi ben Diyarbakır’a gelirken 3-4 yerden kimlik kontrolünden geçiyorum. Bu şahıslar için Kozluk’ta hiç mi arama yapılmadı? Güneydoğu’da çok yoğun arama yapıldığını biliyoruz. Gerçekten adalet bakanı ya da iktidar yüzleşmek istiyorsa 17 bin faili meçhul cinayeti aydınlatırlar. Namık’ı seçtiler çünkü halka yönelikti, devrimciydi ve korkusuzca her şeyi basına yansıtıyordu. Musa Anter sokağın ortasında vuruldu, kimse üzerine gitmedi, Namık manşet yaptı. Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın ve beş polisin ölümünden sorumlu olan bu örgüt hâlâ korunuyor. Kırmızı bültenle aranan, 15 yıl kaçak olan adam Kozluk’ta çıkıyor. Failleri ortaya koymadan, adaleti sağlamadan ‘yüzleşme yaptık’ demek imkansızdır.”
Avukat Mehdi Özdemir: Mağdur yakınlarından gizli apar topar karar verildi
Mehmet Sincar davası avukatlarından Mehdi Özdemir ise Edip Gümüş ve Cemal Tutar hakkındaki kararın bozulması istemiyle Yargıtaya başvurduklarını belirterek yargılama sürecindeki hukuksuzlukları ve aklama mekanizmasını anlattı. 2018’de başlayan yeniden yargılama furyasında Hizbullah sanıklarına ayrıcalık tanındığını vurgulayan Özdemir şöyle konuştu: “2018 yılında Hizbullah’tan hüküm giyenler açısından hiçbir AİHM veya Anayasa Mahkemesi kararı yokken ‘DGM’de askeri hakim vardı, adil yargılanma ihlal edildi’ denilerek 400’e yakın Hizbullah mensubu serbest bırakıldı. Aynı durumdaki PKK hükümlülerinde ise AİHM ihlali olan çok az kişi dışında kimseye bu yol açılmadı. Edip Gümüş ve Cemal Tutar o dönem firariydi. Hakkında 20 milyon lira ödül konulan bu kişilerin avukatı, 27 Mart 2026’da yeniden yargılama başvurusu yaptı. Başvuru hemen kabul edildi, infaz durduruldu ve dosya ana davaya kaydedildi. Kısa süre sonra İçişleri Bakanlığı ödül kararını kaldırdı. Dosya tefrik edildi, ardından avukatları ‘Müvekkillerimiz Kozluk’ta, beyan vermek istiyorlar’ dedi. SEGBİS ile bağlandılar, ‘Suçsuzuz, beraat istiyoruz’ dediler. Kimse onlara önceki eylemlerini, itiraflarını sormadı. Normalde duruşması aralık ayında olan dosya yine ayrılıp 14 Temmuz’a çekildi ve o gün karar verildi.”
Avukat Mehdi Özdemir
“Üç gün içinde gerekçe yazıldı”
Gerekçeli kararın yangından mal kaçırır gibi hazırlandığını ve olayın mağdurlarından tamamen gizlendiğini belirten Avukat Özdemir şöyle devam etti: “Üç gün içerisinde 47 sayfalık gerekçeli karar çıkarıldı. Kararın son sayfasında tek paragraflık bir anlatımla ‘Hizbullah lidere bağlı bir örgüttür, yönetici olmaz. Ölümlerde de sorumlulukları yoktur, delil yetersizdir’ denilerek cinayetlerden beraat verdiler, yalnızca örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay ceza kestiler. Bu dosyada domuz bağı işkencesiyle öldürülenlerin de yakınları var. Hiçbir mağdura tebligat yapılmadı, bilgilendirme olunmadı. Kararı çıktıktan sonra öğrendik ve temyiz ettik.”
Davayı kararlılıkla takip edeceklerini söyleyen Özdemir sözlerini şöyle tamamladı: “Ortada devasa bir mağdur kitlesi var. Bir anda Kozluk’ta ortaya çıkmaları, mahkemenin mağdurlardan bunu saklaması, hatta savcının temyiz etmek istediği noktada UYAP kayıtlarının kapatılarak savcının temyiz etmesinin imkansız kılınması gibi bir iddia var, bu hiç masum değil. Şu an dosyayı temyiz eden tek taraf Mehmet Sincar’ın yakınlarıdır, eşi Cihan Sincar ve çocukları dosyayı sonuna kadar takip ediyor. Gerçek adalet ve yüzleşme olmaksızın barış inşa edilemez. Bütün resmi verilere göre sayısız cinayetten sorumlu olan, örgütün bir ve iki numarası olarak bilinen isimlere sadece 6 yıl 3 ay gibi basit üyeliğe dayalı ceza verip aklarsanız, aynı dönemin bir benzerinin yaşanmasına imkan tanırsınız.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et