Eğitim Sen’den 'Çocuk Kanunu' tepkisi: 'Çocukluktan vazgeçen bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz'
Eğitim Sen, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen ve suça sürüklenen çocuklara yönelik cezai yaptırımları ağırlaştıran kanun teklifine tepki gösterdi.
Fotoğraf: Evrensel
Elif Turgut
[email protected]
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), kamuoyunda tartışmalara neden olan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından yazılı bir açıklama yayımladı. Düzenlemenin çocukları korumak yerine cezalandırmayı esas alan "güvenlikçi" bir anlayışın ürünü olduğu belirtilen açıklamada, teklifin derhal geri çekilmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamada, iktidarın yoksulluk, eşitsizlik, eğitimden kopuş, çocuk işçiliği, ihmal ve şiddet gibi köklü toplumsal sorunlara çözüm üretmek yerine, ortaya çıkan sonuçları çocukları hapsederek çözmeye çalıştığı vurgulandı.
Bir çocuğun suçla ilişkilendiği noktaya gelmesinin temelinde devletin koruyucu ve önleyici politikaları zamanında devreye sokmamasının yattığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Bugün Türkiye’de milyonlarca çocuk yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşamaktadır. Devlet; yoksulluk, istismar ve sömürü karşısında koruyucu politikalar geliştiremezken, çocukları ancak adli sistemin içine girdiklerinde görünür kılmaktadır.”
Hakimin takdirine bırakılan haklar ve bilişsel gerçekler
Teklifin en kritik maddelerinden birinin, 15-18 yaş arasındaki çocuklar için "yaş küçüklüğü indiriminin" hakimin takdirine bırakılması olduğu hatırlatılan açıklamada, bu durumun hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldıracağı ifade edildi. Bu düzenlemeyle çocukların yetişkinlerle aynı ceza rejimine tabi tutulmasının, hatta müebbet hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmasının önünün açıldığına dikkat çekildi.
Ergenlik dönemindeki dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin yetişkinlerle aynı olmadığını gösteren bilimsel araştırmalara atıfta bulunulan açıklamada, ceza sürelerini artırmanın caydırıcı olmadığı, aksine çocukları kapalı kurumlarda daha fazla şiddet ve suç ağıyla baş başa bıraktığı vurgulandı.
“Cezaevleri çözüm değil, suç üretim merkezi”
Kanun teklifinin çocukların doğrudan eğitim evlerine geçişini zorlaştırarak kapalı ceza infaz kurumlarını esas hale getirdiği belirtilen açıklamada, cezaevlerinin mevcut durumuna dikkat çekildi.
Kurumların kapasitelerinin çok üzerinde olduğu, koğuşlarda zorbalık ve şiddetin yaygınlaştığı ifade edildi.
Bağımlılık öyküsü bulunan çocukların tedaviye erişemediği ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtildi.
Bakım yükümlülüğünü yerine getiremeyen ailelere yönelik cezaların artırılmasının, yoksul aileleri ikinci kez cezalandırmak anlamına geldiği vurgulandı.
Eğitim Sen’den çözüm çağrısı
Eğitim Sen, çocuk adalet sisteminin cezalandırıcı değil onarıcı bir anlayışla yeniden kurgulanması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı:
“Düzenleme; uzmanlar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla çocuğun üstün yararı gözetilerek yeniden hazırlanmalıdır.
Asgari ceza sorumluluğu yaşı en az 14’e çıkarılmalı, yaş küçüklüğü hükümleri hakimin takdirine bırakılmamalıdır.
Çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak kullanılmasına yol açan uygulamalar durdurulmalı, çocukların eğitime erişimi sağlanmalıdır.
Okullarda psikolog ve sosyal hizmet uzmanı sayısı artırılmalı; her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su sağlanmalıdır.
Bağımlılık bir ceza konusu değil, kamusal sağlık hizmeti olarak ele alınmalıdır.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et