Ravive Kozmetik davasında 5 sanığın tutukluluğu devam edecek
Kocaeli'de Ravive Kozmetik'te 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davada mahkeme, 5 tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dava 8 Eylül’e ertelendi.
İzel Gözde Meydan
[email protected]
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirmesine ilişkin davanın üçüncü duruşması, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda görüldü.
Mahkeme, tutuklu sanıklar Altay Ali Oransal, İsmail Oransal, Gökberk Güngör, Abdurrahman Bayat ve Ali Osman Akat’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Tutuksuz sanıkların tutuklanması yönündeki talepler ile ailelerin davanın Gebze’de görülmesi talebi ise reddedildi. Davanın bir sonraki duruşması 8 Eylül 2026 günü saat 10.00’da Kandıra Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda yapılacak.
Ailelerin avukatlarından Uğur Çelebi, geçen celsede tahliye edilen Güven Demirbaş ve Ünal Arslan’ın yeniden tutuklanmasını talep ettiklerini belirterek, “Bu aşamada verilen tahliye kararlarının yanlış olduğunu ve yeniden tutuklama kararı verilmesi gerektiğini ifade ettik” dedi.
Kamu görevlileri hakkında açılan davaya da değinen Çelebi, söz konusu dosyada beş tutuklu bulunduğunu, iddianamenin mahkemeye gönderildiğini belirterek, “Mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından iki dosyanın birleştirilmesine ilişkin değerlendirme yapacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Davanın Gebze’de görülmesini talep ettiklerini hatırlatan Çelebi, “Dilovası, Gebze ve çevre illerden gelen ailelerin cezaevi kampüsüne ulaşması oldukça zor. Ayrıca yargılamanın cezaevi içerisinde yapılmasının kamuoyu açısından da olumsuz bir algı oluşturduğunu düşünüyoruz. Ancak mahkeme, kamu görevlileri dosyasıyla birleşme ihtimali ve güvenlik gerekçelerini öne sürerek bu talebimizi reddetti. Araştırılmasını istediğimiz bazı hususlara ilişkin taleplerimiz de reddedildi. Sanık avukatlarının talepleri de kabul edilmedi. Biz adalet mücadelemizi hak yerini buluncaya kadar sürdüreceğiz. Dava burada da görülse başka yerde de görülse tüm sorumlular yargılanıp hak ettikleri cezayı alana kadar mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.
“Babamın telefonu sorumluları kanıtlıyor”
Yangında yaşamını yitiren Tuncay Yıldız’ın oğlu Alihan Yıldız ise kamu görevlileri dosyasında verilen tahliyeleri kabul etmediklerini belirterek, “İŞKUR, Dilovası Belediyesi, zabıta, itfaiye, herkes yargılansın istiyoruz” dedi.
Fabrikadaki sorumluluğun telefon kayıtlarıyla ortaya çıktığını söyleyen Yıldız, “Hiçbir patron ‘Ben bu fabrikadan sorumluyum’ demiyor. Ancak babamın WhatsApp yazışmaları bütün delilleri ortaya koyuyor. Telefon kayıtları ve yazışmalar fabrikanın kimler tarafından yönetildiğini açıkça gösteriyor. Babamın cep telefonunun hastaneye kadar çalışır durumda olduğu da kayıtlarla ortada. Sonrasında telefon kapanıyor ve biz hâlâ bunun ne olduğunu araştırıyoruz. İsmail Oransal’ın, Gökberk Güngör’ün ve Altay Ali’nin babamla yaptığı yazışmalar ile fabrikayla olan ilişkileri açıkça görülüyor. Kimse bunları kabul etmese de belgeler ortada. Bunları bir sonraki duruşmada mahkemeye sunacağız” dedi.
Kamu görevlileri dosyasıyla bu davanın birleştirilmesini istediklerini de dile getiren Yıldız, davanın Gebze’ye taşınması taleplerinin yeniden reddedildiğini belirterek, “Sabahın erken saatlerinden beri mahkemedeyiz. Yorgunluktan ayakta durmakta zorlanıyoruz. Yine adil bir yargılama yapıldığını düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ya ben öleceğim ya da sorumlular cezasını çekecek”
Yangında kızı Nisanur Taşdemir’i kaybeden ve kanser tedavisi gören Vedat Taşdemir de duruşmaya tekerlekli sandalye ile katıldı.
Mahkeme çıkışında konuşan Taşdemir, “Dilovası Belediyesinden Kocaeli Büyükşehir Belediyesine, Dilovası Kaymakamlığından Kocaeli Valiliğine kadar herkesin sorumluluğu bulunduğunu düşünüyoruz. Defalarca söyledik ancak hiçbir sonuç alamadık. Biz devletten hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece adil bir yargılama ve sorumluların hak ettikleri cezaları almasını istiyoruz. Fabrika sahibi elini kolunu sallayarak dolaşıyor, benim kızım hayatını kaybetti ama suçlu olanlar cezasını çekmiyor. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır anlamıyorum” dedi.
TBMM’de hiçbir milletvekilinin duruşmayı takip etmediğine dikkat çeken Taşdemir, “Mecliste başsağlığı dilemekle bu acılar dinmiyor. Yedi insan hayatını kaybetti, bunun hesabının sorulmasını istiyoruz. Kamu görevlileri ve tüm sorumlular yargılanıp cezalarını alana kadar içimiz rahat etmeyecek. Her duruşmaya aynı umutla geliyoruz ama yine boynumuzu bükerek evimize dönüyoruz. Yanımızda sadece aileler, basın ve avukatlarımız var. Adalet yerini bulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağım. Ya ben öleceğim ya da sorumlular hak ettikleri cezayı çekecek. Mücadelem sonuna kadar devam edecek” diye konuştu.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et