Çapa yemekhane işçilerinin direnişi 12. gününde
Çapa Tıp Fakültesi'nde haksız yere işten atılan taşeron yemekhane işçilerinin işe iade direnişi 12. gününde sürerken, DİSK/Gıda-İş "Bir tek işçi bile dışarıda kalmayacak" mesajı verdi. Direnişe CKD ve Eğitim Sen de dayanışma desteği sundu.
Barış Salık
[email protected]
Çapa taşeron yemekhane işçileri direnişlerinin 12. gününde DİSK/Gıda-İş öncülüğünde eylemlerini sürdürdü. Hastanede yürüyüş gerçekleştiren işçiler yemekhanenin bulunduğu bina önünde içerideki işçileri desteğe çağırdı. Direnişe Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) İstanbul Şubeleri de destek verirken, Göğüs Hastalıkları Hastanesi önündeki parkta direnişteki işçilere dayanışma amacıyla yemeklerini Eğitim Sen üyeleri dağıttı. ‘Şartnamelerde 'eşya' statüsündeydik’
Hastanede gece aşçısı olan Metin Özgüroğlu ile kadro talebinden, hastane yönetimi, taşeron ve yönetim eliyle hastaneye sokulan Hak İş’e bağlı Öz Gıda İş’in işçiler karşısındaki iş birliğini ve direnişlerini konuştuk. Hastanedeki tüm emekçilerin kadro talebiyle eylem yaptıkları dönemde insanca yaşama talebiyle mücadele verdiğini belirten Metin Özgüroğlu, temizlik ve hasta bakıcıların bir kısmının kadroya alındığını ancak yemekhane personelinin bu sürecin dışında bırakıldığını belirtti. "O dönem ihale şartnamelerinde birey olarak bile geçmiyorduk. Alınan gıda; domates, patlıcan, fırın veya kap-kacak statüsünde yer alıyorduk. İnsan değil, ihale kalemi olarak görülüyorduk” diyen Özgüroğlu, taşeron işçilerin en temel haklardan mahrum bırakıldığını, yemekhane işçilerinin hastalandıklarında kendi çalıştıkları hastanede dahi "Siz şirket personelisiniz" denilerek bürokratik engellerle karşılaştıklarını, banka promosyonu veya hastane kartı gibi imkanlardan yararlandırılmadıklarını dile getirdi.
Sendika değişimi, elden para ve zarf içi zam oyunu
Özgüroğlu, hastane yönetimi tarafından "Siz bizim çalışanımızsınız" denilerek sürekli oyalandıklarını anlattı: “Biz sorunlarımızı sürekli dile getiriyorduk. Onlar da “Siz asla buradan gitmezsiniz. Her zaman bizim denetimimiz altımızda, bizim garantörlüğümüz altındasınız' deyip duruyorlardı. Mademki asıl işverenimiz sizseniz, o zaman bu mağduriyeti neden görmüyorsunuz? Bu haksız durumlara neden göz yumuyorsunuz? Hastanenin yönetimi sizsiniz. Yani bütün şartnameyi belirleyen, bütün ödemeleri yapan sizlerseniz. İsterseniz bir günde bile bunu çözebilirsiniz” dedik. Taşeronla konuşun dediler her defasında.”
Hastane yönetimi ve taşeron tarafından karşılıklı dövüşle oyalandıklarını belirten Özgüroğlu, işçilerin DİSK çatısı altında örgütlenmesinden rahatsız olan hastane ve şirket yönetiminin, işçileri Hak-İş’e bağlı Öz Gıda İş’e yönlendirmek için özel izinler sağladığını ifade etti: “Artık verecekleri cevapları kalmayınca Hak-İş'in hastaneye girmesini sağladılar. DİSK olmasındansa Hak-İş'in olmasını tercih ettiler. Hak-İş'e toplantı izni, birebir görüşme izni bütün bu imkanları sunuyorlardı. Ama bağlı olduğumuz DİSK/Gıda İş’e engel oluyorlardı.”
Öz Gıda İş sorunları görmezden geldi
Hak-İş’in işçilere promosyon, toplu iş sözleşmesi ve birikmiş geçmiş alacakların ödeneceği vaadinde bulunduğunu, DİSK'in yasal yetki barajına takılacağını düşünen işçilerin yüzde 90’a yakının Hak-İş’e geçtiğini ifade eden Özgüroğlu, Öz Gıda İş yetkiyi aldıktan sonra hiçbir şeyin değişmediğini belirtti. Taşeron firmanın işçilerin taleplerini kabul etmediği gibi, sendikadan istifa etmeleri karşılığında bin ila 3 bin lira arasında değişen elden para vermeyi ve bayramlarda ikramiye teklif ettiğini aktaran Özgüroğlu, “Tabii o arada birçok arkadaşımız bu verilen vaade kanarak Öz Gıda İş’ten ayrıldılar” dedi.
Elden para ödenmesi ve sürekli fazla mesaiye kalmalarına rağmen ücret ödenmemesi konusunda yaşadıkları sorunları Hak-İş yöneticilerine taşıdıklarını aktaran Özgüroğlu, hiçbir çaba görmediklerini dile getirdi: “İçeride mobbing uygulanıyor, çalışma koşulları çok kötüydü, garson arkadaşlarımız 12 saat çalıştırılıyor. Hastaneden taşınma sürecinde hafta sonu iki gün çalıştık. O çalıştığımız günün bile fedakarlık adı altında üstüne konuldu. Mahkeme kararıyla gece aşçılarına verilmesi gereken artı yüzde 10'luk zam hakkı da şirket tarafından bordrolara yansıtılmadı. Bize gerekçe olarak ‘Sendikayla anlaştık’ diye yanıt verdiler. Siz sendikayla neyi konuşup da neyin üzerinden anlaştınız? Benim kazanılmış hakkımı yok sayma üzerine mi? Kazanılmış yasal hakkımız kapalı kapılar ardında yok sayıldı.”
Hastane yönetiminin 9,5 aylık veya 3'er aylık kısa süreli ihalelerle işçi maaşlarını kademeli olarak düşürdüğünü belirten Özgüroğlu, bu durumun kamunun taşeron sömürü düzenindeki ısrarının göstergesi olduğunu söyledi.
‘Artık sağlık hizmeti yok, sadece tabela var’
Gelinen son noktada iş akitlerinin feshedildiğini, ücretlerinin bir kısmını, kıdem tazminatlarını, kullanmadıkları izinlerini ve gece vardiyasından doğan yüzde 10'luk haklarını alamadan işsiz kaldıklarını söyleyen Metin Özgüroğlu, “Çalışma Bakanlığı da Sağlık Bakanlığı da ortada yok. Mesele sadece bizim emeğimiz değil; hastaların iyi sağlık hizmeti alması gerekiyor. İstanbul Üniversitesi gibi bir dünya markasının artık sadece tabelası kalmış durumda. Yanlış tanı, yanlış ilaç kullanımı ve sistemdeki çürümüşlük yüzünden herkes tükenmişlik noktasına geldi." diyerek sözlerini tamamladı.
Eğitim Sen'den dayanışma yemeği, CKD'den destek
Direnişe Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) İstanbul Şubeleri de destek verdi. CKD İstanbul Şubeleri Sorumlusu Zeynep Ses, işçilerin haklı mücadelesinin yanında olduklarını belirterek her zaman dayanışmayı sürdüreceklerini söyledi. KESK'e bağlı Eğitim Sen 9 No'lu Şube üyeleri ise Göğüs Hastalıkları Hastanesi önündeki parkta direnişteki işçilere dayanışma amacıyla yemek dağıttı.
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
'Bizi görmezden gelemezsiniz'
DİSK Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak, Evrensel'e yaptığı değerlendirmede kendileriyle bugün de dayanışma gösteren emek ve meslek gruplarına, derneklere ve sendikalara teşekkür etti. Yeni şirketin 5 aylık bir süreyle ihaleyi aldığını belirten Ozak, "Bazı garsonlar tam olarak hangi şartlarda çalışmayı kabul ettiklerinin belli olmadığını, henüz bir sözleşme veya anlaşma yapılmadığını ancak işe giriş yaptırıldıklarını söyledi. Bu da bir garabet. Çalışma şartlarının ve işçilerin haklarının korunması hususundaki görüşlerimizi bu işçi arkadaşlarla da paylaştık. Direnişimizi sürdüreceğiz. Dışarıda kalan ve işe alınmayanların büyük çoğunluğu aşçı grubu. Bir tek işçi bile dışarıda kalmayacak. Hakları içeride kalmayacak şekilde bu direnişi sürdürmeye kararlıyız." dedi.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar aracılığıyla rektör ve dekanla görüşme taleplerini ilettiklerini aktaran Ozak, taleplerinin yanıtsız kaldığını ancak ısrarlarının sürdüğünü belirtti. İşçilerin muhatap alınmamasını öfkeyle karşıladığını ifade eden Ozak, bu nedenle direnişin yeni sloganını "Bizi görmezden gelemezsiniz" olarak belirlediklerini söyledi. İşçilerin kararlılıkla mücadeleyi sürdüreceğini vurguladı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et