Mahallelerimizi 'Teksas'a çeviren sermaye rejiminin ta kendisidir!
Çocukları önce suça ve şiddete yönlendiren sistem sonra yetişkinler gibi cezalandırıyor. Diğer yandan çocuk istismarcılarını, çocuk işçi çalıştıran patronları, kadın katillerini kendi eliyle koruyup kollamakta ve cezasızlıkla ödüllendiriyor.
NATO Zirvesi sonrası liderlere verilen silah
Berken Çayan ÇELİK
Yenimahalle/Ankara
Türkiye’de sokak çetelerinin artışı aslında 1990’ların sonlarına dayanmaktadır. Yoksulların yaşadığı yerler olmasından kaynaklı olarak devletin açık bir biçimde yok saydığı gecekondu mahalleleri, devrimci mücadelenin büyümesi ve mahallelerde devrimcilerin öz örgütlenmelerini oluşturmasıyla birlikte devletin açık hedefi hâline geldi. Devletin kontrgerilla güçleri devrimci mahallelere silahlı saldırılar düzenliyor, bu alanlarda kendi hegemonyalarını yaratmaya çalışıyordu. Özellikle İstanbul’da Sultangazi, Okmeydanı gibi; Ankara’da Yenidoğan, Tuzluçayır gibi mahallelerde çeteler güçlendiriliyordu. Bu şekilde devrimcilere karşı baskı ve zor uygulamaları arttırılıyordu. Özellikle 2015 sonrası, büyük çoğunlukla devrimcilerden tasfiye edilmiş mahalleler; yeni nesil çeteler dediğimiz “Daltonlar”, “Redkitler” vb. çetelerin kendilerine üye topladığı mahalleler hâline gelmiş bulunuyor. Devlet-mafya birlikteliğinde büyütülen sokak çeteleri bugün Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, şehirlerin her noktasında kendini daha da çarpıcı şekilde göstermektedir.
Batıkent, Ankara’nın emekçi mahallelerinden biri olması ve politik-demokratik yapısı ile güvenli mahalleler arasında anılmaktaydı. Fakat son yıllarda artan şiddet olayları bunu tersine çevirmiş durumda. Özellikle 2021 yılında iki çocuğa yönelik tacizi engellemek isteyen Haydar Can Kılıçdoğan’ın tacizcilerin saldırısı sonucunda bıçaklanarak öldürülmesiyle kendini yeniden hatırlatan suç faaliyetleri, günümüze kadar giderek artmıştır. Son haftalarda ise Batıkent Bulvarı’nda yaşanan bıçaklı kavgalar bize bir soruyu tekrardan sordurdu: Batıkent “Teksas”a mı dönüyor?
Çocukları suça iten devlet katilleri cezasızlıkla ödüllendiriyor
Egemenler bugün bu sorunları birbirinden bağımsız ve münferit olarak görmekte ve bizim de bunu bu şekilde tartışmamızı istemektedir. Fakat bugün suçu yaratan nedenlerin birbirinden bağımsız ve münferit olmadığını görmek gerekir. Bir sistem olarak kapitalizm, insan ihtiyaçlarını değil sermayenin kârını esas alır ve varlığını bir sömürü üzerinden sürdürür. Sömürünün giderek derinleştirdiği ekonomik kriz; artan işsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik gençliği ağır bir çıkmazın içine sürüklemektedir. Bugün milyonlarca genç; nitelikli ve parasız bir eğitime ulaşamamakta, barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Bunun yanında spor tesislerinin yetersizliği, kültür ve sanat faaliyetlerinin giderek daha pahalı ve erişilmez hâle gelmesi, gençlerin kendilerini geliştirebilecekleri kamusal alanların daraltılması gençlik içerisinde yalnızlığı ve umutsuzluğu körüklemektedir. Gençliğin kendini ifade edebileceği ve yeni şeyler üretebileceği bu alanların yokluğuyla da suç ve şiddet çıkmazında bir nesil yaratılmaya çalışılıyor.
Uyuşturucu kullanımının ortaokul yaşlarına kadar düştüğü, hırsızlık ve gasp olaylarının bu denli arttığı, yeni nesil çetelerin her gün yeni bir suça imza attığı bir tabloya karşın ise saray rejimi kendi sistemini koruyacak ve halkın tepkilerini istismar eden yeni yasa önerileriyle karşımıza çıkmaktadır. AKP’nin meclise sunduğu yasa tasarısına göre 15-18 yaş arası çocuklara müebbet hapis cezası verilebilecek. Çocukları önce suça ve şiddete yönlendiren sistem sonra dönüp onları yetişkinler gibi cezalandırıyor. Diğer yandan çocuk istismarcılarını, çocuk işçi çalıştıran patronları, kadın katillerini kendi eliyle koruyup kollamakta ve cezasızlıkla ödüllendiriyor. Tüm bunlar suçun yeniden üretilmesini ve kendini büyütmesini sağlamaktadır.
Bu sisteme karşı söz söylemek bizim elimizde
Bugün yukarıda bahsettiğimiz politikaların sonuçlarını semtimizde daha çok görmekteyiz. Bu politikaların amacı bellidir: Semtimizdeki politik ve demokratik yapıyı dağıtmak ve ardından yozlaşmış bir sosyal yapı açığa çıkarmak. Sorunların kaynağını saklamaya çalışan ve halka geçici çözümler gösteren saray rejimi, Batıkent’in her noktasına konuşlandırdığı polislerini bu duruma çözüm olarak sunmaktadır.
Bizi dört bir yandan kuşatan sisteme karşı gençliğin kendi sözünü söylemesi ve örgütlü bir şekilde mücadele etmesi gerekmektedir. Suça, geleceksizliğe ve ulaşılamayan kültür, sanat, spor faaliyetlerine karşı yaklaşık iki yıl önce Yenimahalleli gençler inisiyatifinde kurulan Genç Çatı Atölyesi bunun örneklerinden biridir. Bizler de bunu gözümüzün önüne almalı ve Batıkent’te benzerini ortaya koymalıyız. Bugünden itibaren bulunduğumuz her alanda yaşadığımız bu sorunlara karşı neler yapabileceğimizi tartışmalı ve öz örgütlülüklerimizi çeşitlendirerek geleceğimizi kendi ellerimizle kazanmalıyız.
(Genç Hayat)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et