Sömürü katmerlendi, ücret düştü: ‘Verimlilik artışı’ 266 bin işçiyi işsiz bıraktı
Sanayi verimliliği (hem çalışan başına hem çalışılan saat başına) 2025’te yüzde 5,6-5,8, 2026’nın ilk çeyreğinde de yıllık yüzde 5,08 (saat başına) oranında büyümeye devam etti.
Fotoğraf: Sevgi LALE/Pexels
Türkiye’de 2026 yılının ilk yarısında sanayi sektöründe işçi başına ve çalışılan saat başına üretim (verimlilik) belirgin biçimde artarken, aynı dönemde işçi ücretlerinin enflasyon ve vergi yükü karşısındaki erimesi tarihi boyutlara ulaştı. Türkiye işçi sınıfı daha çok üretti, ama ürettikleri değerden aldıkları pay küçüldü.
DİSK-AR’ın haziran 2026 dönemini kapsayan raporuna göre, SGK kapsamındaki yaklaşık 17 milyon sigortalı işçinin enflasyon ve gelir/damga vergisi nedeniyle yaşadığı birikimli parasal kayıp, yılın ilk altı ayında en az 1 trilyon 167 milyar 459 milyon TL’ye ulaştı.
Bu toplam kayıp, 2025’in aynı döneminde (798.4 milyar TL) gerçekleşenin yüzde 46.2 üzerinde yani ücretler üzerindeki vergi ve enflasyon faturası bir yılda neredeyse yarı yarıya büyüdü.
Ortalama brüt işçi ücreti (65 bin 099 TL) haziran 2026’da yalnızca vergi ve enflasyon nedeniyle 16 bin 157 TL kaybetti.
Kesintiler (SGK, işsizlik sigortası primi) de eklendiğinde, brüt ücretin yüzde 38.8’i vergi, kesinti ve enflasyona gitti - işçi haziran ayının 30 gününün en az 12 gününü bu kalemler için çalıştı.
Asgari ücret (brüt 33 bin 30 TL), yılın ilk altı ayında enflasyon ile vergi/kesinti nedeniyle toplam 49 bin 896 TL kaybetti. Böylece asgari ücretin yüzde 25.2’si eridi.
Ücret düzeyi yükseldikçe erime oranı da arttı. Asgari ücretin 1.5 katında yüzde 37.3, 2 katında yüzde 39.1, 2.5 katında yüzde 41.7, 3 katında yüzde 45.9’u vergi, kesinti ve enflasyona gitti.
Sanayide sömürü artıyor
TÜİK’in aylık/üç aylık sanayi verimlilik istatistiklerine göre ise sömürü artıyor. 2022–2024 döneminde durgun seyreden verimlilik, 2025’te hem çalışan başına hem çalışılan saat başına üretimde yaklaşık yüzde 5.6–5.8’lik belirgin bir sıçrama yaşadı.
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış çeyreklik seriye bakıldığında bu ivmenin 2026’nın ilk çeyreğinde de sürdüğü görüldü. Çalışılan saat başına üretim endeksi 2025’in 4. çeyreğindeki 108.01’den 2026’nın 1. çeyreğinde 110.40’a yükseldi (çeyreklik +yüzde 2.22, yıllık +yüzde 5.08).
Yani işçiler, aynı sürede veya aynı sayıda çalışarak daha fazla mal ve hizmet üretti. Bu, ekonominin ürettiği “pasta” nın büyüdüğü anlamına geliyor.
İşçi başına üretkenlik artarken, ücretlilerin satın alma gücü düştü. 2025’te sanayi verimliliği yüzde 5.6–5.8 artarken, işçilerin harcanabilir ücretinin vergi ve enflasyon karşısındaki kaybı bir yılda yüzde 46.2 büyüdü. Aynı ya da daha az emek-zaman girdisiyle daha fazla üretim yapıldı.
Verimlilik artışının ücrete yansımaması, gelir bölüşümünü işçi aleyhine bozdu. İşçilerden varlıklı kesimlere ciddi bir gelir transferi yapıldı.
Asgari ücrete yıl içi ara zam yapılmaması, bu makası daha da açtı. 2026 ve 2025 asgari ücreti zaten gerçekleşen resmi enflasyonunun altında belirlenmişti. Temmuz 2026’da ara zam yapılmaması hem asgari ücretli hem de ücret skalasının üst kademelerindeki işçiler için kaybı büyütecek bir etken olarak öne çıktı.
Saat başı üretim, işçi başına üretimi aştı
Erdoğan-Şimşek programının uygulanmaya başlandığı 2023 yılından itibaren işçi başına sömürü arttı. Sanayi yeni istihdam yaratmaktan ziyade, zamanın daha yoğun kullanılması veya eksik istihdam/kısa çalışma gibi esnek mesai modellerine yöneldi.
Çalışılan saat başına üretim (saatlik verimlilik) endeksinin veya artış hızının, çalışan başına üretim (kişi başı verimlilik) endeksini aşması bir işçinin ortalama çalışma süresinin kısaldığını ortaya koydu. Buna göre Türkiye işçi sınıfı daha kısa mesai süreleri içinde, daha yüksek bir tempoyla veya yeni teknolojilerin (otomasyon vb.) entegrasyonuyla eskisinden daha fazla üretim yaptı.
266 bin işçiyi işsiz bıraktılar
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre sanayi sektöründe mayıs 2025’te 4.9 milyon olan sanayi işçisi sayısı, mayıs 2026’da 4.7 milyona düştü. Sanayi iş kolunda çalışan 156 bin işçi işsiz kaldı. Bu tutar oransal olarak yüzde 3.2’lik bir daralmaya tekabül ederken, geride kalan işçilerin kişi başı üretimi yüzde 5.6 oranında arttı.
Eğer mesai yoğunluğu veya üretim baskısı artmasaydı ve işçi başına düşen üretim 2025 yılındaki seviyesinde (sabit) kalsaydı, 2026 yılında ulaşılan bu yeni toplam üretim hacmini karşılayabilmek 5 milyon 19 bin işçinin üretim yapması gerekecekti.
İşçi başı sömürü artmasaydı ve üretim aynı tempoda devam etseydi 156 bin 68 sanayi işçisi işsiz kalmayacaktı. Bunun üzerine, artan toplam üretimi karşılayabilmek için sanayi patronlarının 110 bin 124 yeni işçiyi daha istihdam etmesi gerekecekti. Böylece yüzde 5.6’lık verimlilik artışı, sanayide tam 266 bin 192 kişilik (156 bin işten çıkarılan + 110 bin potansiyel yeni istihdam) bir insan gücünü ikame etti.
(Ekonomi Servisi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et