Metal işçileri: İşçiye ne izin var ne tatil
Dinlenme hakkı ellerinden alınan, çocuklarını deniz kenarına götürecek bütçesi dahi olmayan ve evlatlarını okutabilmek için MESEM riskini göze almak zorunda bırakılan metal işçileri ücretlere ek zam talebini gündemlerine aldı.
Fotoğraf: MCSN Kole E. Carpenter/Wikimedia Commons Public domain
Merve İlhan
[email protected]
İstanbul – Yılın ilk yarısı geride kaldı. 2026’ya açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretle giren işçiler, asgari ücretin üzerinde ücret alan işyerlerinde de bu oranı aşmayan zamlarla karşı karşıya kaldı. Enflasyonun etkisiyle ücretler daha yılın ilk aylarından itibaren erirken, işçi ve emekçiler her geçen ay daha da yoksullaştı. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil, memleket ziyareti, ulaşım giderleri ve çocukların yeni eğitim dönemi için yapılacak harcamalar da bütçelerde yeni bir yük oluşturdu. Asgari ücret seviyesinde ücretlere çalıştırılan Tuzla’daki metal işçileri artan geçim sıkıntısı karşısında gündemlerine ücretlere ek zam talebini aldı.
‘İzin talebim reddedildi’
Bir metal işçisi, on yıldır aynı fabrikada çalışmasına ve içeride izinlerinin birikmiş olmasına rağmen izinlerini kullanamadığını söylüyor. Düşük ücretler nedeniyle geçinebilmek için sürekli fazla mesai yapmak zorunda kaldığını ifade eden işçi, “Ne yılbaşında aldığımız zam yetti ne de ara zam yapıldı. En temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamazken çalışmaya devam etmek zorunda kalıyoruz” diyor. Yıllık iznini ikiye bölerek hem bir yakınının düğününe katılmak hem de kısa bir tatil yapmak istediğini, ancak buna izin verilmediğini anlatan işçi, “Bizden üretimde her zaman daha fazlası isteniyor ama dinlenme hakkımızı kullanmak istediğimizde patronun kuralları geçerli oluyor.” sözleriyle yaşadıkları baskıya dikkat çekiyor.
‘Çocukları sahile götürmek için bile hesap yapıyoruz’
Geçim sıkıntısı, işçilerin tatil planlarının yanı sıra günlük yaşamlarını da belirliyor. Dört çocuk babası bir işçi, borçları nedeniyle arabasını satmak zorunda kaldığını belirterek, “İl dışına gitmeyi bırakın, oturduğumuz ilçenin sahiline çocukları götürmek için bile hesap yapıyoruz” diyor. Eşiyle birlikte çocuklarını denize götürmenin maliyetini hesapladıklarını, ancak masrafları karşılayamayınca bu planı ertelemek zorunda kaldıklarını anlatan işçi, bu süreçte farklı bölümlerde fazla mesaiye kalmaya çalıştığını söylüyor: “Altı kişi iki otobüsle gidip gelmek, yemek ve diğer masraflar derken birkaç günlük ücretimizi denize bırakıyoruz. Yazın serinlemek tabiri artık sadece zenginler için var.” ifadelerini kullanıyor.
‘Bir çocuğu rahat okutamıyoruz’
İşçiler, çocuklarının geleceğine ilişkin kaygılarının da her geçen gün büyüdüğünü dile getiriyor. Çocuğu bu yıl liseye geçiş sınavına giren bir işçi, sınavın ardından asıl kaygının ekonomik koşullar nedeniyle başladığını söylüyor. Ulaşım ve eğitim giderlerini karşılayacak gücü olmadığını belirten işçi, “Okusun, geleceğini kurtarsın istiyoruz ama çalıştığımız halde bir çocuğumuzu bile rahat okutamıyoruz” diyor. Maddi zorluklar nedeniyle Mesleki Eğitim Merkezi’ni (MESEM) düşünmek zorunda kaldıklarını, ancak iş kazası riski nedeniyle bundan da endişe duyduklarını ifade ediyor. “Yıllardır işçilik yapıyorum ama ücretim artmıyor, çünkü hayat sürekli pahalanıyor. Karın tokluğuna yaşamaya mahkum ediliyoruz. Bir komşumuz var; o olmasa çocuğumuz kapının önünden bir yere ayda yılda bir gidebilecek” diye konuşuyor.
‘Aramıza örülen duvarları ancak birlikte kaldırabiliriz’
Kadın metal işçileri ise geçim sıkıntısının yanı sıra işyerindeki eşitsizlik ve baskının yükünü de taşıdıklarını vurguluyor. Bir kadın işçi hem evde hem fabrikada sürekli kendilerinden fedakarlık beklendiğini belirterek, “Önce kendimizden kısmayı öğreniyoruz. Kıyafetten, isteklerimizden, hatta hakkımız olanlardan vazgeçiyoruz.” diyor. Hayatı boyunca tatile çıkamadığını, buna rağmen çocuğunun tatil isteğini karşılayabilmenin yollarını düşündüğünü anlatan işçi, kadınların ekonomik bağımsızlığı için çalışmanın hayati önem taşıdığını ancak düşük ücretler ve işten atılma tehdidi nedeniyle ses çıkarmakta zorlandıklarını ifade ediyor.
Aynı işi yapan kadın ve erkek işçiler arasında ücret ve çalışma koşulları bakımından eşitsizlik yaşandığını söyleyen kadın işçi, zam taleplerini dile getirdiklerinde işten çıkarılmakla tehdit edildiklerini belirtiyor: “Bizi aynı fabrikada bile birbirimizden koparmaya çalışıyorlar. Oysa aramıza örülen duvarları ancak birlikte kaldırabiliriz.” diyen işçi, geçim mücadelesinin ortak mücadeleyle aşılabileceğini vurguluyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et