İş sıcak dinlemiyor: 'Dışarısı 42, ocak 350 derece'
Adana’da gölgede 42 dereceyi bulan sıcaklık, atölye ve ocak başında çalışan işçiler için katlanıyor. Kalay Ustası Hulusi ile Saya İşçisi Genco, kavurucu sıcakta ekmek mücadelesini ve tatile hasreti anlatıyor.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Volkan Pekal
[email protected]
Adana – Adana’nın yaz aylarında nem oranının da artması ile birlikte nefes almayı dahi zorlaştıran sıcağı, bu kentte ekmek mücadelesi veren binlerce işçi için hayatın ta kendisi. Gölgede 42 dereceyi bulan hava sıcaklığı, kapalı atölyelerde ve ocak başlarında adeta katlanarak bir işkenceye dönüşüyor. Adana Tabip Odasının kalp krizi, böbrek yetmezliği, sıcak çarpması ve iş kazası riski uyarıları ile birlikte 11.00-16.00 saatleri arasında açık alanda ağır fiziksel aktiviteden kaçınılması ve yetkililerin işçi sağlığını koruyacak bilimsel önlemler alması çağrısına rağmen binlerce emekçi o saatlerde çalışmaya devam ediyor. Kentin iki emektarı; 57 yıldır kalaycılık yapan 68 yaşındaki Hulusi Usta ile henüz 11 yaşında mesleğe adım atan 24 yaşındaki Saya İşçisi Genco, bu kavurucu yaz günlerinde çalışmanın ve tatile hasret yaşamanın ne anlama geldiğini kendi pencerelerinden anlatıyor.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
60 yıldır ocak başında
Ömrünün neredeyse 57 yılını ata mesleği olan kalaycılığa veren 68 yaşındaki Hulusi Usta (Hulusi Deveci) 18 Ekim 1958 Kozan doğumlu. Dışarıda gölgede termometrelerin 42 dereceyi gösterdiği kentte, o yaklaşık 350 dereceye ulaşan ocağın karşısında çekiç sallıyor. Çocukluk yaşlarından itibaren, henüz 9-10 yaşlarındayken babasından devraldığı bu zorlu mesleği yarım asırdan fazla bir süredir sürdürdüğünü anlatan Hulusi Usta, aslında emekli olmasına rağmen çalışmaya devam ediyor. Ancak sanılanın aksine dükkan sahibi olmadığını, işçi olarak çalıştığını belirtiyor. Yaz sıcağında çalışmanın zorluğunu anlatırken mesleki şartların ağırlığını gözler önüne seren emektar usta, dışarıdaki 42 derecelik Adana sıcağına, ocağın yaydığı 350 derecelik hararet eklendiğinde çalışma ortamının yaklaşık 400 dereceyi bulduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bugünlerde asfalta yumurtayı kırsan pişer, biz bu sıcağın altında çalışıyoruz.”
Yıllık izin veya tatil yapıp yapmadığı sorulduğunda Hulusi Usta, hayatında tatile yer olmadığını belirterek “Tatil matil yok bende. Tatil bana iyi gelmiyor, beni bozuyor. Fazla gülmek, fazla şımarmak bile bana iyi gelmiyor. Fazla güldüğüm zaman, fazla mutlu olduğum zaman başıma bir işler geliyor” diyor.
"Tatil ancak iş olmadığında"
Genco da Hulusi Usta gibi kesintisiz çalışmak zorunda olanlardan. Yaz aylarının sıcağı ile daha uçucu hale gelen solvent bazlı yapıştırıcılarla haftalık ortalama 9 bin liraya çalışan Genco, kışın pencerelerin kapanması ile kimyasal yoğunluğunun arttığını anlatıyor. Yanı başında soğuk su şişesi ile çalışmaya devam eden Genco, “Sıcakta çalışmak zor oluyor. Sabah 9’da başlıyoruz, akşam 9 gibi iş bitiyor. Sıcakta yapış yapış oluyoruz. Sadece vantilatörle serinliyoruz” diyor. Ancak onun tatile gidememe gerekçesi Hulusi Usta’nın ifade ettiği gibi ‘kişisel bir tercihten’ ziyade, tamamen ekonomik şartlar ve iş yoğunluğuna dayanıyor. Yaz aylarında işlerin çok yoğun olduğunu belirten genç işçi, “Yazın tatil yapma imkanımız maalesef olmuyor. Ancak iş olmadığında tatil düşünebiliyoruz. Sadece Cumartesi-Pazar denk gelirse Karataş’a denize kaçabiliyoruz, o kadar” diyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et