18.07.2026 16:44

'Kaygı'dan gerçeğe Madımak davası

Henüz filmin aksine yaşanan katliamı unutturamamış olsalar da Madımak davası sürecinde yaşatılanlar ve 33 yıldır sistematik olarak sürdürülen cezasızlık politikaları unutulmaya yüz tutmuş durumda.

“Kaygı”dan gerçeğe Madımak davası

Duru

Yıldız Teknik Üniversitesi

 

Birçok toplumsal olayda olduğu gibi Madımak Katliamı üzerine de şiirler, türküler, kitaplar yazıldı; belgeseller, filmler çekildi. Oluşturulan bu hafızanın içindeki filmlerden biri de Ceylan Özgün Özçelik’in ilk uzun metrajı “Kaygı”. Film, bir haber kanalında kurgucu olarak çalışan Hasret’in ailesini kaybettiği güne dair sürekli tekrar eden kâbusları sonucu oluşan bazı soru işaretlerine cevap aramasını merkezine alır. Arşivdeki belgeler ve gazete manşetlerine paralel şekilde Hasret de ailesinin 2 Temmuz 1993’te gerçekleşen ve 35 kişinin ölümüne sebep olan bir trafik kazasında öldüğünü bilmektedir. Ancak fark ettiği bir tutarsızlık onu olay gününü araştırmaya sürükler. Ailesinin evinde bulduğu fotoğraflar, sokakta duyduğu bir türkü ve hatırlamaya başladığı çocukluk anıları gibi çeşitli imgelerle hem Hasret’e hem de izleyiciye gerçeğin anlatılandan farklı olduğu hissettirilir. Hasret, bu hislerin üstüne giderek topluma unutturulanları hatırladıkça kendisinin hiç bilmediği yanlarıyla ve hafızamızın manipülasyona ne kadar açık olduğuyla yüzleşir. Kaygı’nın Madımak üzerine çekilen diğer film ve belgesellerden ayrıştığı nokta da tam olarak bu arayışa tanıklık ettirmesidir. Film boyunca ne Madımak ne Alevilik kelimeleri geçmez ve filmin anlatı biçimi de Hasret’in yaşadıklarıyla paralel şekilde anlatmak değil hatırlatmak üzerinedir.

Madımak’ta ne olmuştu?

Madımak Katliamı’nı hatırlamak için olay gününün biraz öncesinden başlamak gerekir. 15 yıldır yapılamayan Pir Sultan Abdal Şenliği’nin dördüncüsünün yapılacağı ve bu kez Sivas Valiliği'nin de destek olacağı bildirilmişti. Şenlikten birkaç ay önceyse katılımcılar arasında olan Aziz Nesin, İranlı yazar Salman Rüşdi’nin dünya çapında tepki toplayan “Şeytan Ayetleri” kitabının çevirisini yapacağını açıklamıştı. Bunun üzerine Sivas’ta “Müslümanların dikkatine” başlıklı Aziz Nesin’i hedef gösteren bildiriler dağıtılmaya, çeşitli gazetelerde de şenliği hedef alan manşetler atılmaya başlandı. Şenliğin son günü olan 2 Temmuz'da oldukça öfkeli bir kalabalık Nesin ve diğer katılımcıların kaldığı Madımak Oteli’nin önünde bir araya geldi. Önce sloganlar ve tekbirler duyulmaya başlandı. Saatler 19.00’u gösterdiğinde otel önündeki kalabalık 15 bin kişiye ulaşmış, defalarca destek istenmesine rağmen çevredeki polis ve zabıta sayısı yetersiz kalmıştı. Bu öfkeli kalabalık, güvenliği sağlamakta yetersiz kalan ekiplerin önünde önce otel önündeki araçları daha sonra da oteli ateşe vermeye başladı.

Buraya kadar olanları birçoğumuz biliyoruz ve katliamın her yıldönümünde hatırlıyoruz. Ama bence asıl unutmamamız gerekenler 1993’ten bugüne yaşananlar. Dönemin DYP-SHP hükümetinden gaflarıyla ünlü Tansu Çiller’in açıklamaları ve Demirel’in bütün delil ve tanık ifadelerine rağmen olayın münferit olduğunu iddia etmesi bir yanda dururken bir de dava sürecinden bahsetmek gerekir.

Dava süreci ve cezasızlık politikaları

Otel önündeki o devasa kalabalıktan yalnızca 124 kişiye dava açıldı. Firariler, beraat edenler, ceza alıp tahliye edilenler derken sayısı azaldıkça azalan sanıklardan 33’ü idam cezası aldı. Tam da bu noktada Yargıtay davada ikinci kez karar bozdu. Karar bozma sonrasında yeniden görülen davada hükümler kesinleşirken idam cezasının kaldırılması üzerine 33 sanığın cezası müebbet hapse çevrildi. Bu süreçte asli sanıklardan 18 yıl boyunca aranan ve bulunamayan Cafer Erçakmak; Sivas’ta valilik, karakol ve Madımak Oteli’ne yaklaşık 500’er metre mesafede oğlunun evinde öldüğünde bulundu. Bulunamadığı için davası görülemeyen ve cezaları kesinleşmemiş olan sanıklar hakkında kaçaklık kararı olduğu için zaman aşımının işlememesi gerekirken 2012 yılında dava zaman aşımına uğradı. Duruşma salonlarından servis edilen fotoğraflarda görülen bozkurtlar ve tekbirler, ayrıca sanık avukatlığı yapan 12 ismin AKP listelerinden milletvekili olması bir kez daha Demirel’in demecinin aksine olayın münferit olmadığını hatırlattı. Olayın bir insanlık suçu olması ve zaman aşımına uğrayamayacağı gerekçesiyle 2014’te dava AYM’ye taşındı. 2020 ve 2023 yıllarında Erdoğan af yetkisini kullanarak Madımak davası hükümlülerinden ikisini yaşlılık ve sağlık sorunlarını gerekçe göstererek serbest bırakıp milletimize hayırlı olmasını diledi. 2023’te katliamın 30. yılında mutlak zaman aşımı kararı verilince firari sanıkların kamu davası da düşürüldü ve böylece Sivas davası kapatılmış oldu. 30 yıllık bir cezasızlık politikaları zincirine rağmen umudunu kaybetmeyen aileler bu yıl davayı AİHM'e taşıdı. Aradan geçen 33 yıla rağmen bugün hala kaç hükümlünün cezaevinde olduğu bilinmiyor.

Madımak davası Türkiye’de hukukun aksine cezasızlık politikalarının eksiksiz işlediğinin ilk ve tek olmasa da belki de en çarpıcı örneklerinden birisidir. Henüz Kaygı filmindekinin aksine yaşanan katliamın vahşetini ve kaybettiklerimizi unutturamamış olsalar da dava sürecinde yaşatılanlar ve sistematik olarak sürdürülen cezasızlık politikaları unutulmaya yüz tutmuş durumda. Halbuki cezasızlık politikalarının devam ettiğini görmek için tarihte çok geriye gitmeye gerek yok. Bundan yalnızca bir yıl önce Madımak yıldönümünün hemen öncesinde bir karikatüre tepki göstermek için Leman dergisi önünde toplanan ve 1993’te Sivas’ta yankılanan sloganların aynılarını haykıran siyasal İslamcı kalabalıktan bir kişi bile ceza almazken dergi çalışanları halkı kin ve düşmanlığa sevk gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Üstünde durulması gereken bir diğer konu ise bütün açıklamaların aksine olayın münferit olmadığı gerçeği. Her ne kadar dava sürecinde Aziz Nesin bir tahrik unsuru kabul edilmiş olsa da atılan sloganlar, manşetler ve Pir Sultan Abdal Şenliği'nin 15 yıldır yapılamadığı göz önünde bulundurulunca bu katliamın Alevilere yönelik bir saldırı olduğu çok açık ve Madımak bu saldırıların ilki de değil. Maraş’ta, Çorum’da ve Gazi Mahallesi örneklerinde olduğu gibi hükümetler değişse de “karşıt iki grup arası çatışma” söylemleri değişmedi. Bu sistematik nefreti siyasal alanda yeniden üreten çeşitli hükümetler, bütün bu saldırılara ve nefret söylemlerine zemin hazırlıyor.

Unutmanın sınırı ne?

Kaygı filminin en önemli özelliklerinden biri izleyiciye yalnızca olayı değil, film boyunca apartman isimleri ve sokak tabelalarıyla başta dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu olmak üzere olayın sorumlularını da hatırlatmasıdır. Filmin sonunda ekrana gelen yazıda da cezasızlık politikalarına yer veren Özçelik, filmin sonuna kadar yaşananları didaktik olarak anlatmak yerine hissettirmeyi seçerek Madımak’ı konu alan en çarpıcı eserlerden birine imza atmıştır. Hatırladıklarımızın ağırlığının karşısına unutma ‘kaygısını’ koyan filminden bahsederken unutmanın sınırının ne olduğunu sorguladığını ve kendisi de bir kurgucu olan Hasret’in kurgulanmış sahte gerçekliklerle mücadelesi çerçevesinde ele aldığını söyleyen Özçelik, izleyiciye de neleri unutmuş olabileceğini sorgulatmayı başarmıştır.

Hatırladığımız ve andığımız çeşitli olaylarda olduğu gibi Madımak Katliamı’nın her yıldönümünde kaybettiklerimizi hatırlıyoruz, “unutMADIMAKlımda” etiketleri ile fotoğraflar paylaşıyoruz ve belki de görevimizi yaptığımızı düşünmenin rahatlığıyla hayatımıza devam ediyoruz. Toplumsal hafızayı korumak adına bunlar da oldukça değerli ama asıl önemli olan unutturulmaya çalışılan sorumluları ve kanıksamaya başladığımız cezasızlık politikalarını görmek, hatırlamak ve bugün yaşadıklarımızın da bu politikalardan ayrı bir yerde konumlanmadığını teşhir edebilmek. Ancak bunları yapabilirsek katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve davanın peşini bırakmayanların üzüntüsünü paylaştığımız kadar öfkesini de paylaşabiliriz.

 

 

(Genç Hayat)

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
18.07.2026 14:59 / Güncelleme: 15:21

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

DEM Parti'nin TBMM'ye sunduğu kanun teklifiyle, 2023'te memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerine de uygulanması istendi. Teklif, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gönderildi.

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

Fotoğraf: DHA

18.07.2026 14:49

Trabzonspor, Cenk Özkacar'ı kadrosuna kattı: 3+1 yıllık sözleşme imzalandı

Trabzonspor, stoper Cenk Özkacar'ı kadrosuna kattı. Bordo-mavili kulüp, 25 yaşındaki futbolcuyla 3+1 yıllık sözleşme imzalarken, Valencia'ya 1 milyon 750 bin avro bonservis bedeli ödeyecek.

Trabzonspor, Cenk Özkacar'ı kadrosuna kattı: 3+1 yıllık sözleşme imzalandı

Fotoğraf: Trabzonspor

18.07.2026 15:13

Beşiktaş-Midtjylland maçlarının hakemleri belli oldu

Beşiktaş ile Midtjylland arasında oynanacak Avrupa Ligi 2. eleme turu karşılaşmalarında görev yapacak hakemler belli oldu. İlk maçta Ricardo de Burgos, rövanşta ise Ante Culina düdük çalacak.

Beşiktaş-Midtjylland maçlarının hakemleri belli oldu

Fotoğraf: Werner100359/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

18.07.2026 15:46 / Güncelleme: 15:55

EMEP Varto İlçe Örgütü 9’uncu Olağan Kongresini gerçekleştirdi

EMEP Varto İlçe Örgütü 9. Olağan Kongresiyle yeni yönetimini belirledi. Kongrede Varto’da devam eden JES mücadeleden Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne kadar pek çok mesela konuşuldu.

EMEP Varto İlçe Örgütü 9’uncu Olağan Kongresini gerçekleştirdi

Fotoğraf: Evrensel 

18.07.2026 10:23

Kılıçdaroğlu'nun kampanya harcamaları yeniden gündemde: 5 milyonluk mitinge 35 milyon liralık fatura iddiası

Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2023 seçim kampanyasına ilişkin yeni iddialar gündeme geldi. 5 milyon liraya yapılabileceği ifade edilen İzmir mitingi için 35 milyon liralık fatura kesildiği iddia edildi.

Kılıçdaroğlu'nun kampanya harcamaları yeniden gündemde: 5 milyonluk mitinge 35 milyon liralık fatura iddiası

Fotoğraf: ANKA

18.07.2026 09:35

Tasarruf genelgesi kağıt üzerinde kaldı: Kamu seyahatlerine 6 ayda 12,9 milyar TL

Tasarruf Tedbirleri Genelgesi'ne rağmen kamu kurumlarının personelin yol, yemek ve konaklama giderleri için yaptığı harcamalar artmayı sürdürdü. 2026'nın ilk altı ayında kamu seyahatleri için bütçeden 12,9 milyar TL harcandı.

Tasarruf genelgesi kağıt üzerinde kaldı: Kamu seyahatlerine 6 ayda 12,9 milyar TL

Fotoğraf: L.Filipe C.Sousa/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!