Öğretmenlerin direnişinin ODTÜ’den yansımaları
“Misafirler” için taksilerde lokum ikramına kadar giden düşünceli jestler yapılırken hakkını arayan vatandaşlara polis işkencesi uygulanması durumunun tezatlığı, bu konuyu gerçekten de konuşmaya değer kılıyor.
Fotoğraf: Evrensel
Hasan Mert ve Nazan Ebrar
ODTÜ
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 14 Haziran’dan 28 Haziran’a kadar Ankara’da eylemlilik halindeydi. Talepleri, defalarca kez sözü verilen taban maaş uygulamasının hayata geçirilmesi ve mülakat mağduru 1611 öğretmenlerin atanmasıydı. Öğretmenler, defalarca kez polis işkencesine maruz kalmalarına ve gözaltı gibi yıldırma taktiklerine rağmen taleplerini elde edene kadar mücadele etmekte kararlı olduklarını ifade ediyorlar. NATO zirvesi yaklaştığı içingetirilen eylem yasağı sebebiyle Ankara’daki eylemler askıya alınsa da diğer illerde bu talepleri örgütlemeye devam ediyorlar.
Ankara’nın bir diğer gündemi olan NATO zirvesi hazırlıkları ve harcamaları ise zaman zaman öğretmenlerin talepleriyle beraber gündem oluyor. Zirve için milyarlar harcanırken öğretmenlerin insanca yaşayabilecek ücret talebine karşı çıkılması; “misafirler” için taksilerde lokum ikramına kadar giden düşünceli jestler yapılırken hakkını arayan vatandaşlara polis işkencesi uygulanması durumlarının tezatlıkları, bu konuyu gerçekten de konuşmaya değer kılıyor. Bu sebeple bölümümüzden arkadaşlarımızla hem öğretmen eylemlerine dair hem de bahsettiğimiz tezatlıklara dair röportajlar aldık.
Bu şiddetin meşru kılınır tarafı var mı?
İlk olarak arkadaşlarımıza öğretmenlere gösterilen şiddete ve siyasi kayıtsızlığa karşı düşüncelerini sorduk. Bir bölüm arkadaşımız “Polis şiddeti ve siyasi kayıtsızlıkla öğretmenlerin taleplerinden vazgeçmelerini bekleyen bir iktidar var. Ben bu durumun iktidar tarafından beklenenin aksine mücadelenin daha da güçlenmesine, eylemliliğin yayılmasına yarayacağını düşünüyorum.” derken başka bir arkadaşımız öğretmenlere şiddet uygulamak için kullanılan güvenlik araçlarının kadınlara, ihtiyacı olanlara, LGBTİ’lere güvenlik sağlamak için kullanılmadığına dikkat çekti ve “Bu sistemli ve hesaplı bir uygulamadan ibarettir.” diyerek bitirdi.
Bütçeyi halka ayırmamak devletin tercihi
Sonrasında öğretmenlerin insanca yaşam talepleri yerine getirilmezken zirve için 11,5 milyar TL kamu kaynağı ayrılmasını nasıl değerlendirdiklerini konuştuk. Bir arkadaşımız buraya dair “Bu durum devletin aslında bu bütçeyi ayırabileceğini ama ayırmamayı tercih ettiğini gösteriyor.” diyor. Diğeri ise “NATO zirvesi için ayrılan bütçe kamu kaynağı fakat iktidar bunu halk yararına harcamak yerine emperyalist efendileri için ayırıyor. Bu bütçeyle elbette öğretmenlere daha iyi çalışma koşulları sağlanabilirdi.” dedi ve “Halihazırda eğitime ayrılan bütçenin laik ve demokratikbir eğitim için değil, yandaş vakıflara tarikatlara dağıtıldığını biliyoruz.” diyerek durumun tekil ve istisnai olmadığına dikkat çekti.
Tüm bunlar hayatımızı nasıl etkiliyor?
En sonunda var olan durumun mesleğe yaklaşımlarını nasıl etkilediğini ve birlikte daha iyi bir geleceği nasıl var edebileceğimizi sorduk. Aldığımız bir cevap “Bir barış aygıtı olarak okullarda öğretilen NATO hakkındaki yanlış bilgilendirmeleri önlemek” olurken diğer arkadaşımız “Elbette geleceğin öğretmen adayları olarak güvensizlik hissi yaşıyoruz ve bu durum mesleğe bakış açımızı olumsuz etkiliyor. Fakat yaşamın her alanında iktidar eliyle sistematik biçimde umutsuzluk ve güvensizlik aşılanması gerçekliği karşımızda dururken, tek bir meslekten kaçarak daha iyi bir geleceğe ulaşabileceğimiz fikrine kapılmak doğru bir çıkarım olmaz. Bugün her alanda, güvensizleştirme politikaları er ya da geç uygulanıyor. Bu durumda bizi ancak beraber örebileceğimiz dayanışma ve direniş hattı umutlu yarınlara taşıyabilir.” diyerek röportajı sonlandırdı.
(Genç Hayat)
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et