ODTÜ’deki bölüm temsilciliği deneyimi bize ne göstermeli?
Deneyimlediğimiz tüm bu süreçler, ÖTK benzeri mekanizmaların yalnızca bizim bölümümüzle sınırlı kalmaması; aksine her bölümde, her fakültede ve tüm okul genelinde yaygınlaşması gerektiğinin en somut kanıtıdır.
Fotoğraf: Wikimedia Commons
Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünden öğrenciler
ODTÜ
Geçtiğimiz sene ODTÜ’de 19 Mart’ın yarattığı politik bilincin ve kazanımların üzerine inşa ettiğimiz ve bu motivasyonu kalıcı ve sistematik bir mücadele zeminine dönüştürmeyi hedefleyen Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Öğrenci Temsilci Kurulu (ÖTK) olarak, yaklaşık bir buçuk yılı geride bıraktık ve bu süre zarfında taleplerimizden yola çıkarak bir faaliyet süreci yürüttük. 2025 yılının Nisan ayının son günlerinde adaylarımızı belirleyip her dönemden ikişer temsilcinin katılımıyla demokratik bir seçim düzenledikten hemen sonra, içeriğini birlikte tartıştığımız sayısız forumun gücüyle ilk kez 1 Mayıs’ta ve akabinde gelen ODTÜ Devrim Yürüyüşü’nde Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencileri olarak pankartlarımızla kendi kortejimizle yer aldık. Hemen ardından kantin fiyatlarındaki artışa karşı yan yana gelerek kantin yönetimiyle yaptığımız görüşmeler neticesinde belirli kampanyalarda anlaştık ve kantinde askıda yemek uygulamasını hayata geçirdik. Bu kolektif iradeyi kampüs dışına da taşıyarak Hatay’daki depremzede çocukların eğitimine destek olmak adına bölümdeki arkadaşlarımızla birlikte ihtiyaç olan kitaplardan yardım kolisi topladık ve nihayetinde bu eğitim yılının başında da bölümümüz bünyesinde CİTÖB (Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme ve Cinsel Tacizi Önleme Birimi) seminerini gerçekleştirdik.
Öğrencilerin mağduriyetlerine kulak tıkadılar
19 Şubat 2026 tarihinde, bölümümüzdeki kronik sorunları ele almak ve çözüm yolları üretmek adına bir forum gerçekleştirdik. Bu forumda alınan kararlar doğrultusunda 12 maddelik bir talep listesi hazırlayarak bunu resmi bir dilekçe formatına kavuşturduk. Hazırladığımız metinde; derslerdeki zorunlu devamlılık uygulaması, ders materyallerinin ve seçmeli ders havuzunun yetersizliği, bağlayıcı derslerin her dönem açılmaması ve en önemlisi de akademik kurul ile toplantılarda öğrencilerin temsil hakkının bulunmaması gibi kritik başlıklar öne çıkıyordu. Kısa sürede imzaya açtığımız bu dilekçeye, 150’den fazla bölüm öğrencisinden destek geldi. Bu dilekçe ve imzalarla beraber, öğrenci temsilcileri olarak bölüm başkanı ve yardımcılarıyla bir araya geldik. Ancak bu ilk toplantıda, taleplerimize yönelik ortak bir paydada buluşma gayreti gösterilmediği gibi, neredeyse her maddemiz çeşitli gerekçeler öne sürülerek doğrudan reddedildi. Örneğin, 2025 Güz dönemi başında yürürlüğe giren devam zorunluluğunun yarattığı mağduriyetleri dile getirdik. Özellikle çalışmak zorunda olan öğrencilerin ve ODTÜ yurtlarındaki kapasite yetersizliği nedeniyle kampüs dışındaki devlet yurtlarında veya özel yurtlarda kalmak mecburiyetinde olan arkadaşlarımızın yaşadığı ulaşım ve zaman problemlerini aktardık. Buna rağmen bölüm başkanlığı, yaşanan bu zorluklara karşı yapıcı bir anlayış sergilemeyeceğini ve konuya dair herhangi bir esneme gösterilmeyeceğini kesin bir dille ifade etti.
Taleplerimizin yerine getirilmesi ısrarından vazgeçmedik
Toplantı sonrası her ne kadar hayal kırıklığına uğramış olsak da topladığımız 150’yi aşkın imzanın çok güçlü ve değerli bir iradeyi temsil ettiğine inanarak bölümdeki diğer öğretim üyeleriyle birebir görüşmeler gerçekleştirdik. Dilekçemizi inceleyen hocalarımızın büyük bir kısmı taleplerimizin son derece makul olduğunu ifade etti. Hatta içlerinden biri, maddelerin tamamına katıldığını belirterek bunların hayata geçirilmesi adına elinden gelen desteği sunacağını ve öğrencilerin böyle bir hak arama süreci örgütlemesini çok kıymetli bulduğunu dile getirdi. Hatta bukonuyu daha kapsamlı ele almak üzere yeni bir toplantı organize edeceğinin de sözünü verdi. Biz de bu vesileyle, metinde yer alan 12 talebimizin en kritiği olan “Akademik kurul ve toplantılarda öğrencilerin temsil hakkının bulunması” maddesini kendisine tekrar hatırlattık. Sadecebölüm başkanı ve yardımcılarıyla sınırlı kalan bir diyalog yerine, tüm akademik kadronun bir araya geldiği bir genel kurulda doğrudan söz sahibi olmak istediğimizi önemle vurguladık.
Bu girişimlerimiz nihayet sonuç verdi ve bölüm başkanı tarafından 3 Haziran’daki akademik kurula davet edildik. Toplantıda öğrencileri temsilen üç kişi yer aldık ve yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Kuruldaki yaklaşım bir önceki toplantıya kıyasla çok daha yapıcı ve olumluydu. Öyle ki bazı hocalarımız Öğrenci Temsilciliği Kurulu’nun (ÖTK) gerekliliğini vurgularken; 1980 Darbesi ve YÖK’ün kuruluşuyla beraber bu tür temsil mekanizmalarının zayıfladığına dikkat çekerek, benzer yapıların yeniden canlandırılması gerektiği yönünde görüş bildirdiler. Toplantıda, hazırladığımız 12 maddelik talebi tek tek ele aldık. Yönetim, belirli maddelerde esneme payı olmadığını net bir dille ifade etse de bazı hususlarda köklü değişikliklerin sözünü verdi. Bu doğrultuda, seçmeli ders havuzunun genişletileceği ve sınav sonuçlarının daha erken ilan edileceği taahhüt edildi. Bunların yanı sıra, hocalarımızın bir kısmı derslerin işleniş biçimine dair planladıkları yenilikleri bizlerle paylaşarak fikirlerimizi aldılar; böylece süreç, karşılıklı bir fikir alışverişine dönüştü.
Bu gibi mekanizmalar daha da yaygınlaşmalı
Bizler öğrenciler olarak bu dilekçeye ve taleplerimize sahip çıkacağız ve önümüzdeki süreçte elde ettiğimiz bu kazanımları korumak ve taleplerimizin takipçisi olmak adına benzer girişimleri kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu doğrultuda, öğrencilerin yönetim mekanizmalarında doğrudan söz sahibi olmasını sağlamak amacıyla ilerleyen dönemlerde de akademik kurullara katılım sağlamayı ve haklarımızı bu platformlarda savunmayı planlıyoruz. Deneyimlediğimiz tüm bu süreçler, ÖTK benzeri mekanizmaların yalnızca bizim bölümümüzle sınırlı kalmaması; aksine her bölümde, her fakültede ve tüm okul genelinde yaygınlaşması gerektiğinin en somut kanıtıdır. Yaşadıklarımız gösteriyor ki bu yapılar, bizöğrencilerin edilgen birer figür olmaktan çıkıp bulundukları alanlarda kendi seslerini gür bir şekilde duyurabilmelerine ve karar mekanizmalarında doğrudan söz sahibi olabilmelerine olanak tanıyor. Bu nedenle bizler bu demokratik temsil mekanizmalarının kurulması ve kalıcı hale gelmesi için mücadele etmeye, sesimizi her alanda ortaklaştırmaya devam edeceğiz.
(Genç Hayat)
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et