18.07.2026 15:35

Clara Zetkin 169 yaşında!

Clara bize hala şunu söylüyor: Kadınların kurtuluşu, dünyanın kurtuluşundan ayrı değildir. Belki bu yüzden Clara Zetkin’i anmak, yalnızca bir tarihi figürü hatırlamak değil; bugünün kavgasını daha derinden kavramaktır.

Clara Zetkin 169 yaşında!

1910 yılı, Clara Zetkin (solda) ve Rosa Luxemburg

Fotoğraf: Wikimedia Commons

İpek KELEŞ

İstanbul Üniversitesi

 

Tarih bazen bazı isimleri yalnızca kendi dönemlerinin değil, geleceğin de kurucu özneleri haline getirir. Clara Zetkin de işte böyle bir isim. Kadınların oy hakkından işçi kadınların örgütlenmesine, emperyalist savaş karşıtlığından faşizme karşı mücadeleye kadar uzanan yaşamı, bugün hâlâ kadın mücadelesinin en güçlü politik damarlarından birini besliyor. Çünkü Clara Zetkinin bıraktığı miras yalnızca geçmişe ait değil; bugünün dünyasında da hâlâ canlı, güncel ve yakıcı.

5 Temmuz 1857de Almanyada doğdu Clara Zetkin. Daha gençlik yıllarında dönemin işçi hareketiyle buluştu. Öğretmenlik eğitimi aldığı yıllarda hem burjuva kadın hareketiyle hem de sosyalist fikirlerle tanıştı. Rus bir öğrenci grubunda gelecekteki eşi olan Ossip Zetkinin de aracılığıyla Marksist fikirlerle de bu aracılıkla tanışmış oldu. 1878 yılında Almanya Sosyalist İşçi Partisine üye oldu. Bundan yaklaşık iki sene sonra Ossipin Almanyadan sınır dışı edilmesi ve Claranın da Ossipin yanına Parise gitmesiyle kendisinin fikirleri de değişti ve gelişti. Clara için Marksizm, entelektüel bir teoriden çok daha fazlası, hayatı dönüştürmenin pusulasıydı. Karl Marx’ın kapitalizmin sömürü çarklarını çıplaklığıyla ortaya koyan tezleri, Claranın kafasındaki taşları yerine oturttu, kadınların kurtuluşunun erkeklerle girilecek bir hak yarışından değil, sınıf bilinciyle kuşanmış bir kavgadan geçtiğini o sayede gördü.

Clara’nın büyük dostu: Luxemburg

Sürgün yılları, Clara sadece teorik olarak beslemekle kalmadı, onu uluslararası işçi hareketinin canlı, sert pratikleriyle de tanıştırdı. Zaten hayatının en büyük dostluğu ve yoldaşlığı da bu yılların bir hediyesi gibiydi: Rosa Luxemburg. Rosa ile Claranın mektuplaşmaları, sadece iki kadının dertleşmesi değil; Avrupa sosyalizminin en sıkıştığı dönemlerde üretilen devrimci bir ortak aklın, o iradenin resmiydi. Mektuplarında hem Alman Sosyal Demokrat Partisinin o bürokratikleşen yapısına ve sağa kayan çizgisine karşı birlikte öfkeleniyorlar hem de Marksizmin en çetrefilli teorik tartışmalarını büyük bir derinlikle yürütüyorlardı. Rosa, Claraya yazdığı bir mektupta partideki bu yozlaşmaya karşı duruşlarını ve birbirlerine olan ihtiyaçlarını şu sözlerle dökmüştü satırlara: Buradaki bataklığın ortasında, senin varlığın ve her ikimizin de akıntıya karşı kürek çektiğimizi bilmek benim için tek teselli. Bizim her zamanki gençliğimiz ve kararlılığımızla kalmamız gerekiyor.” İşte bu mektuplar, iki devrimci kadının parti bürokrasisine karşı kurduğu o omuz omuza barikatın en canlı kanıtıydı.

Tüm kadınların yaşam hakkını savunmak

O yıllar Avrupada kapitalizmin büyüdüğü, sanayi üretiminin genişlediği ama işçi sınıfının ağır sömürü koşullarında yaşadığı yıllardı. Kadınlar ise bu sömürünün en görünmez ama en ağır yükünü taşıyordu. Claranın politik bilinci tam da bu gerçeklik içinde şekillendi. Onun için kadın sorunu erkeklerle kadınlar arasındaki basit bir eşitsizlik meselesi değildi. Kadınların ezilmişliği, kapitalist üretim ilişkileriyle iç içe geçmiş tarihsel bir sorundu. Bu yüzden kadınların özgürleşmesini de sınıf mücadelesinden bağımsız düşünmedi. 1889da Pariste düzenlenen II. Enternasyonal Kongresinde yaptığı konuşmada bunu açık biçimde ifade etti: “İnsan suretindeki her şeyin kurtuluşunu slogan edinmiş olanlar, insan cinsiyetinin bir yarısını ekonomik bağımlılıkla siyasal ve sosyal köleliğe mahkûm edemezler. İşçiler kapitalistler tarafından nasıl boyunduruk altına alınmışlarsa, kadın da erkek tarafından öylesine boyunduruk altına alınmıştır ve ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı sürece de öyle kalacaktır.’’ Bu cümle Clara Zetkinin bütün siyasal hattını da özetliyordu.

O dönem Avrupada yükselen burjuva kadın hareketi daha çok mülk sahibi kadınların hukuki haklarına odaklanırken Clara işçi kadınların yaşamına bakıyordu. Fabrikalarda uzun saatler çalışan, düşük ücret alan, çocuk bakımını üstlenen, ev içi emeği görünmez kılınan milyonlarca kadın için gerçek eşitliğin yalnızca yasal reformlarla gelmeyeceğini söylüyordu. Çünkü ona göre mesele yalnızca oy hakkı değil, yaşam hakkıydı.

1891de sosyal demokrat kadın gazetesi Gleichheit’ın başına geçti. Yıllar boyunca bu gazeteyi işçi kadınların politik kürsüsüne çevirdi. Gazetenin tirajı yüz binleri buldu. Clara burada kadın emeğini, çocuk işçiliğini, savaşları, yoksulluğu ve örgütlenmenin gerekliliğini yazdı.

Emperyalist savaşların, faşizmin karşısında durmak

Clara Zetkinin yaşamını belirleyen bir başka büyük başlık ise emperyalist savaşlara karşı tavrıydı. I. Dünya Savaşı başladığında Avrupanın birçok sosyal demokrat partisi kendi hükümetlerinin savaş politikalarını destekledi. Clara ise buna açıkça karşı çıktı. Karşı çıktığı şey sadece cephelerde patlayan bombalar değil, egemenlerin kendi pazar kavgaları uğruna işçi sınıfını birbirine düşürmesiydi. Bunu Marksizmin emperyalist savaş teorisine dayanarak örgütlü bir sosyalist cepheden, Rusyadaki Lenin liderliğindeki Bolşeviklerle omuz omuza yükseltiyordu.1915’te Bolşevik kadın önderlerle birlikte tarafsız İsviçre’de örgütlediği Bern Uluslararası SosyalistKadınlar Konferansı’nı adeta devrimci bir kürsüye çevirdi. Yine bu tarihte yayımladığı savaş karşıtı çağrıda Savaşı bırakın!” dediği için vatana ihanetten tutuklanan ardından serbest bırakıldıktan sonra savaş karşıtı söylemlere ve faaliyetlere devam eden biriydi. Savaşın en ağır sonuçlarını kadınların yaşadığını da görüyordu çünkü Clara. Açlık, yoksulluk, göç, çocukların kaybı, parçalanmış hayatlar… Bugün Filistinden Ukraynaya, İrandan Suriyeye uzanan savaş coğrafyalarına bakınca Claranın sözlerinin güncelliği daha da görünür hale geliyor.

Clara'nın hayatının son dönemi ise insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birine, Adolf Hitlerin ve Nazizm’in ayak seslerine denk geldi. Dünya tamamen değişiyordu; sokaklarda terör estiriliyor, sosyalist avı yapılıyordu. Onun politik yaşamının diğer büyük kavgası ise tam da bu faşizme karşıydı. Almanya'nın o karanlık virajında, Weimar Cumhuriyeti'nin çöküşünde, sosyalist bir kadın olarak dik durmak her zamankinden daha zordu. Sosyalist kimliğiyle faşist düzenin tam karşısında konumlandı.1932de Alman parlamentosunun en yaşlı üyesi olarak yaptığı açılış konuşmasında yükselen Nazizm tehlikesine karşı işçi sınıfını birleşmeye çağırdı. Parlamento salonu Nazi milletvekillerinin tehditkâr sloganları ve bağrışlarıyla çalkalanırken, o kürsüde tek başına bir barikat gibi duruyordu. Artık yaşlıydı, hasta bedeni sürüklenerek kürsüye çıkmıştı ama sesi hâlâ güçlüydü. Çünkü Clara için mücadele bir yaşam biçimiydi. Hayatın olduğu her yerde savaşmak istiyorum” sözü, onun yalnızca kişisel iradesini değil, politik karakterini de anlatıyordu.

Clara’yı anlamak bugünü daha iyi kavramaktan geçiyor

Onun kadın mücadelesine bıraktığı en büyük miraslardan biri de bugün tüm dünyada kadınların en önemli mücadele günü olarak anılan 8 Marttır. 1910 yılında Kopenhagda düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin, kadınların uluslararası ortak mücadele günü önerisini sundu ve öneri kabul edildi. Bugün dünya çapında kutlanan 8 Mart’ın köklerinde Claranın ve işçi kadınların kolektif mücadelesi yatıyor fakat Clara için 8 Mart bir sembolden ibaret değildi. Kadınların sermayeye, ataerkiye ve eşitsizliğe karşı ortak direnişinin ifadesiydi.

Bugün Clara hatırlamak hâlâ önemliliğini koruyor. Çünkü yaşadığımız çağ onun tarif ettiği sömürü biçimlerini derinleştiriyor. Kadın emeği hâlâ daha ucuz, ev içi bakım emeği hâlâ görünmez, kadın cinayetleri sistematik biçimde sürüyor ve içinde bulunduğumuz düzenin buna karşı sunduğu çıkış kapısı bireysel çıkış yollarından başka bir şey değil. Oysa Claranın bütün yaşamı başka bir şeyi anlatıyor: kurtuluş bireysel değil, ortak bir mücadele hattından geçiyor. Kadınların özgürlüğü tek tek kazanılacak bir mevzi değil, birlikte kuracağımız bir yaşamdır. Bugün kadınların başta 25 Kasım ve 8 Mart olmak üzere sokaklarda yükselttiği Yaşamak istiyoruz”, Eşitlik istiyoruz”, “Özgürlük istiyoruz” sözleri bugün hâlâ Clara Zetkinin mücadelesinde yatıyor. Çünkü Clara bize hâlâ şunu söylüyor: Kadınların kurtuluşu, dünyanın kurtuluşundan ayrı değildir. Belki bu yüzden Clara Zetkini anmak, yalnızca bir tarihi figürü hatırlamak değil; bugünün kavgasını daha derinden kavramaktır. Ve belki tam da bu yüzden, onun yaktığı meşale hâlâ sönmedi ve sönmeyecek.

 

(Genç Hayat)

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
18.07.2026 14:59 / Güncelleme: 15:21

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

DEM Parti'nin TBMM'ye sunduğu kanun teklifiyle, 2023'te memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerine de uygulanması istendi. Teklif, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gönderildi.

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

Fotoğraf: DHA

18.07.2026 11:40

Nolan'ın eve dönüş hikayesi: Hepimiz aynı hikayenin içindeyiz

Süper kahraman serilerinin ve formüle edilmiş devam filmlerinin hâkim olduğu bir dönemde, üç bin yıllık bir destanın böylesine büyük bir prodüksiyonla yeniden yorumlanması başlı başına önemli bir kültürel olay.

Nolan'ın eve dönüş hikayesi: Hepimiz aynı hikayenin içindeyiz

Görsel: Odyssey filminin afişleri

18.07.2026 13:54

DEDAŞ elektriksiz bıraktı: 5 kişinin yaşamı jeneratöre bağlı

Mardin’in Derik ilçesine bağlı İncesu kırsal mahallesinde son bir haftadır borç nedeniyle elektriğin tümden kesildiğini söyleyen yurttaşlar, cihaza bağlı hastaların yaşamlarının risk altında olduğunu belirtti.

DEDAŞ elektriksiz bıraktı: 5 kişinin yaşamı jeneratöre bağlı

Fotoğraf: MA

18.07.2026 07:42

Depremlerin bilançosu ağırlaşıyor: Venezuela’da can kaybı 5 bin 69’a yükseldi

Venezuela’da 24 Haziran’da meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 69’a, yaralı sayısı ise 16 bin 740’a yükseldi.

Depremlerin bilançosu ağırlaşıyor: Venezuela’da can kaybı 5 bin 69’a yükseldi

Fotoğraf: AA

18.07.2026 14:22

Eti Gümüş'te madenciler direnişte: 'Bayramları parasız geçirdik, haklarımızı alana kadar direneceğiz'

Elazığ'da Eti Gümüş maden işletmesinde çalışan işçiler, aylardır ödenmeyen ücretleri, kıdem tazminatları için ve zorunlu ücretsiz izin dayatmasına karşı maden önünde direnişe başladı.

Eti Gümüş'te madenciler direnişte: “Bayramları parasız geçirdik, haklarımızı alana kadar direneceğiz”

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
18.07.2026 09:35

Tasarruf genelgesi kağıt üzerinde kaldı: Kamu seyahatlerine 6 ayda 12,9 milyar TL

Tasarruf Tedbirleri Genelgesi'ne rağmen kamu kurumlarının personelin yol, yemek ve konaklama giderleri için yaptığı harcamalar artmayı sürdürdü. 2026'nın ilk altı ayında kamu seyahatleri için bütçeden 12,9 milyar TL harcandı.

Tasarruf genelgesi kağıt üzerinde kaldı: Kamu seyahatlerine 6 ayda 12,9 milyar TL

Fotoğraf: L.Filipe C.Sousa/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!