Vahşi bir abluka: Küba'da neler oluyor?
Karayip denizlerine yığılmış Amerikan donanması, Küba’nın enerji altyapısının beslendiği Meksika ve Venezuela petrollerinin veya Küba halkını besleyecek gıdanın ve yardımların adaya ulaşmasını engelliyor.
Fotoğraf: Matthias Oben/Pexels
Taylan Poyraz KALFALAR
Galatasaray Üniversitesi
Küba bir zamanlar Amerika'nın arka bahçesinde kumar ve fuhuş merkezi olarak bellenmiş, mafyanın özgürce cirit attığı bir ada olarak bilinirdi. Halkının şeker kamışı hasadından başka geliri olmadığı, bir zamanlar İspanyolların sömürdüğü, sonrasında Amerikan elçisinin sözünün yasa yerine geçtiği mazlum bir Karayip adası…
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından- Soğuk Savaş’ın cephelerinin belirlendiği o kritik yıllarda -Castro ve Guevara’nın önderliğinde Küba halkı ve 26 Temmuz Hareketi (daha sonrasında adı Küba Komünist Partisi olacak), ülkenin diktatörü Batista’yı ülkeyi terk etmeye zorlamış ve rejimi devirmişlerdi. Ne yazık ki canavarın karnına bu kadar yakınken emperyalizmin pençelerinden kaçmak o kadar da kolay olmadı.
60 yılı aşkındır süren şiddetli kuşatmaya ve krizlere rağmen Küba yıkılmadı; Latin Amerika'da ve dünyanın geri kalanında özgürlük mücadelesi veren halklara hem umut hem de yoldaş oldu. Karayipler'deki o fakir ada, bir nevi Golyat’ın karşısında elinde sapanıyla duran Davut gibi direndi. Küba halkı, ambargolara rağmen devrimin getirdiklerini korumak için adımlar attı, gelişmiş sağlık sistemi ve yetiştirdiği doktorlar gerektiğinde en ücra ülkelerde dayanışma görevleri aldı. Ortalama yaşam beklentisi, çocuk ölüm oranlarının düşüklüğü, okur yazarlık oranı gibi istatistiklerde “özgür dünyanın ağabeyi”, sahilin karşı kıyısındaki, Amerika'yı geçti. Fakat günümüzde, dünya halkları üzerindeki hükümdarlığının ellerinden kayıp gittiğini hisseden yaralı Amerikan emperyalizmi, Trump rejimi altında müdahalelerini pervasızca artırdı ve şiddetlendirdi: Okyanusun bu tarafında Filistin'de soykırım, İran'da savaş, Lübnan'da işgal, Suriye'nin cihatçı çetelere teslimi, Ukrayna'da ABD ve Avrupa çıkarları için Neo-Nazilerce cepheye sürülen yüzbinler varken diğer tarafında ise Bolivya ve Peru’da maden kaynakları için darbeler, Venezuela’nın başkanının ve karısının bir gece yarısı kaçırılması, uluslararası sularda yol alan gemilerin yargısız infazla bombalanmaları, içindekilerin öldürülmesi ve Küba’ya görülmemiş vahşilikte ağır bir abluka bulunuyor.
Nasıl bir abluka bu?
Karayip denizlerine yığılmış Amerikan donanması, Küba’nın enerji altyapısının beslendiği Meksika ve Venezuela petrollerinin veya Küba halkını besleyecek gıdanın ve yardımların ulaşmasını engelliyor. En büyük darbeyi enerji alanından yiyen Küba’da saatlerce hatta günlerce elektrik kesintileri yaşandığı oluyor. Yakıt kıtlığı ve bundan kaynaklı elektrik kesintileri, sağlık ve eğitim hizmetlerini olumsuz etkileyerek, hastane hizmetlerini ve dersleri durma noktasına getirmiş durumda. Acil olmayan tedaviler iptal edilirken, ambulanslar yakıtları tükendiği için çalışmıyor. Birçok okul ve üniversite kapanırken, kamu ve özel ulaşım ile yük taşımacılığı büyük ölçüde düştü. Buna paralel olarak adada çöp toplama sisteminin çökmesinden kaynaklı hijyen ve sağlık riskleri oluştu. ABD’nin enerji ablukası, yemekhaneler, doğumevleri ve huzurevleri olmak üzere temel sosyal koruma ağlarını bozarak, nüfusun en savunmasız gruplarını doğrudan etkiledi. ABD bu yolla ülkede bir “iç istikrarsızlık” çıkarmayı hedefliyor. Bunu doğrudan Trump’ın açıklamalarından da görebiliyoruz: “İster özgürleştiririm, ister alırım. Küba’yla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum. Şu anda çok zayıflamış bir ülke”.
Trump rejimi ve aparatları; 30 yıl önce vatanını koruduğu için Raul Castro’yu Amerikan vatandaşlarını öldürme komplosuyla suçluyor, Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri’ne ait olan ve Küba ekonomisinin büyük bir kısmına tekabül eden GAESA Holding’i ABD aleyhine propaganda yapmak suçuyla yaptırım listelerine ekliyor. Başkanlık konuşmalarında “diğer başkanların 50-60 senedir uğraştığı” misyonu yerine getireceğine dair sözler veriyor. Küba ekonomisini fiilen felç bırakmak için yapılan bütün bu adımlar aslında ekonomik bir savaş için atılan kurşunlardan farklı değil. Plansız elektrik kesintileri yüzünden hastanede yoğun bakımda yatan hastaların hayat destek ünitelerinin kullanım dışı kalmaları sonucu ölmeleri, ablukanın boyutunu gözler önüne seriyor. Küba halkının karşılaştığı bu katliam karşısında dünya halkları, orada verilen mücadelenin bir halkın boyunduruk altında kalmadan özgürce var olabilmek için nasıl bir örnek teşkil ettiğini görmelidir.
ABD’nin amacı bir tehlikenin önüne geçmek değil
Emperyalist merkez Amerika tarafından gerçekleştirilen bu eylemlerin, Küba'dan gelebilecek bir askeri hamlenin veya Amerikan topraklarına gelebilecek bir zararın korkusundan kaynaklandığı düşünülmesin. Sovyetlerin çözülmesinden sonra tam kuvvetle ortaya atılmış ve dayatılmış olan; Güney’deki ülkelerinin üzerine tasarlanmış bu yeni dünya düzeninin ayakta tutulması, beraberinde karşı çıkılamayacak bir kültürel tahakküm gerektiriyor. Amerikan kıyısından 150 kilometre bile uzakta olmayan; değerli doğal kaynaklardan veya gelişkin tarım yapabileceği arazilerden yoksun fakir bir adada başarılı bir ülkenin yıkılmadan direnebilmesi ve bütün Latin Amerika'ya emperyalizme boyun eğmeden de var olunabileceğini göstermesi oldukça önemli.
Bu yüzdendir ki Küba sadece bir ülke değil, ABD karşısında başka bir dünya için verilecek mücadelenin kazanımlarını ve haklılığını temsil eden bir semboldür. Karşılaştığı gerek ekonomik gerekse de askeri saldırılar sadece Küba halkına değil, özgürlük mücadelesi veren herkese karşıdır.
Unutmayalım ki emperyalizm; özgürlük mücadelesi verdiği için cezalandırdığı herhangi bir rejimde partizan imgesinin en ufak kalıntısını bile katletmeye, öldürmeye, hunharca yok etmeye kararlıdır. Bu yüzden bu gün bize düşen görev, tarihin birçok sahnesinde çokça defa daha büyük imkansızlıklara karşı yürütülmüş emek ve demokrasi mücadelesini ilmek ilmek örmek ve asla umutsuzluğa kapılmamaktır. Biliyoruz ki haklıyız, biliyoruz ki tarih bizi haklı çıkaracaktır. Bu vesileyle metnimi Che Guevara’nın Fidel Castro'ya gönderdiği veda mektubundan bir alıntıyla bitirmek isterim. “Hasta la Victoria Siempre!” yani “Zafere Kadar Daima!”.
(Genç Hayat)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et