Trump'tan medyaya yeni kuşatma: Eleştiren kanallara lisans tehdidi
ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim güvenliği konuşmasını yayınlamayan CNN, ABC ve NBC'yi hedef alarak lisans iptali çağrısı yapması, ikinci başkanlık döneminde giderek sertleşen medya politikalarını yeniden gündeme taşıdı.
Fotoğraf: Beyaz Saray
Ali Reyhan
[email protected]
ABD'nin üç büyük televizyon kanalından ikisi ve CNN, Perşembe günü Başkan Donald Trump'ın ana yayın saatlerinde yaptığı konuşmayı ana platformlarında yayınlamadı. Bu durum, Amerikan medyasına eşi benzeri görülmemiş bir baskı uygulayan başkanın eleştirilerine yol açtı.
Konuşma, kritik ara seçimlerden dört ay önce seçim güvenliğine odaklanmıştı.
Trump konuşmasında, konuşmayı yayınlamayan kanalların "komplo" içinde olduğunu ve lisanslarının iptal edilmesi gerektiğini söyledi.
"Nadir görülen bir hareketle, hem NBC hem de ABC sahte haber konuşmasını yayınlamayacaklarını söylediler," dedi ve ekledi: "Böyle bir sahtekarlık, lisanslarının iptal edilmesi anlamına gelmelidir."
Uzmanlar, kanalların neyi yayınlayacaklarına karar verme konusunda geniş bir Birinci Değişiklik hakkına sahip olduğunu söylüyor. Ancak tarihsel olarak, yayıncılar bu tür konuşmaların çoğunu yayınlamışlardır çünkü bunlar kamuoyu açısından önemli bilgiler içermektedir.
ABC News sözcüsü Perşembe öğleden sonra yaptığı açıklamada, kanalın Trump'ın konuşmasını kendi yayın kanalında değil, ABC News Live yayın platformunda ve ABC News Radio'da yayınlayacağını söyledi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişinin belirttiğine göre, NBC News başkanın konuşmasını ücretsiz yayın hizmeti NBC News NOW'da yayınladı, ancak ana yayın kanalında yayınlamadı. Şirket yorum yapmaktan kaçındı.
Trump'ın medya yaptırımları
Donald Trump'ın Ocak 2025'te ikinci kez ABD Başkanlığı görevine başlamasının ardından medya kuruluşlarıyla yaşadığı gerilim, ilk başkanlık dönemine kıyasla daha kurumsal ve hukuki bir boyut kazandı. Beyaz Saray'ın bazı medya kuruluşlarına erişim kısıtlamaları getirmesi, Federal İletişim Komisyonu'nun (FCC) soruşturmaları, kamu yayıncılığına yönelik fon kesintileri ve açılan yüksek meblağlı davalar ve son dönemlerde ABD başkanının açıklamalarına yer vermeyen bazı medya devlerine karşı Beyaz Saray’ın tepkileri ABD'de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Peki bu süreç ne zaman ve hangi olaylarla başladı? Trump politikalarının medya özgürlüyüne karşı durması, sadece Amerika’nın değil, Avrupa ve dünyanın pek çok yerindeki medya kuruluşlarına karşı getirdiği yasaklamalar, erişim engelleri ve davalar ikinci dönem Trump başkanlığının medya sektöründe kurmak istediği hegemonyayı daha net şekilde gözler önüne seriyor.
Associated Press'e (AP) Beyaz Saray yasağı
Trump yönetiminin en dikkat çeken uygulamalarından biri Associated Press'e yönelik oldu. AP, Beyaz Saray'ın "Gulf of America" (Amerika Körfezi) adlandırmasını kullanmayı reddederek uluslararası kabul gören "Gulf of Mexico" (Meksika Körfezi) ifadesini kullanmayı sürdürdü.
Bunun üzerine AP muhabirlerinin Oval Ofis, Air Force One ve bazı resmi etkinliklere erişimi sınırlandırıldı. AP yönetimi bu uygulamaya karşı federal mahkemede dava açtı. Basın özgürlüğü kuruluşları bu kararı, editoryal bağımsızlığa yönelik siyasi baskı olarak değerlendirdi.
NPR ve PBS'ye yönelik fon kesintileri
Trump yönetimi, kamu yayıncısı NPR ve PBS'yi "taraflı yayın yapmakla" suçlayarak önce FCC aracılığıyla inceleme başlattı.
Ardından yayımlanan başkanlık kararnamesiyle federal kurumların bu kuruluşlara sağladığı mali desteğin sona erdirilmesi istendi. Daha sonra Kongre'de kabul edilen bütçe düzenlemeleriyle kamu yayıncılığına ayrılan önemli miktardaki federal kaynak kaldırıldı. Bu gelişmenin ardından çok sayıda yerel radyo ve televizyon istasyonu personel azaltma ve program iptalleri yapmak zorunda kaldı. Bazı mahkemeler yönetimin bazı girişimlerinin Anayasa'nın Birinci Değişikliği kapsamındaki ifade özgürlüğüyle çelişebileceğine hükmetti.
CBS ve Paramount'a açılan dava
Trump'ın en dikkat çeken hukuki girişimlerinden biri CBS News'in "60 Minutes" programında yayımlanan Kamala Harris röportajı nedeniyle Paramount'a karşı açtığı dava oldu.
Trump, röportajın yanıltıcı biçimde düzenlendiğini ileri sürdü. FCC de aynı dönemde konuyla ilgili inceleme başlattı. Süreç, Paramount'un milyarlarca dolarlık şirket birleşmesi için FCC onayına ihtiyaç duyması nedeniyle daha da tartışmalı hale geldi. Şirket daha sonra davayı milyonlarca dolarlık bir uzlaşmayla kapattı; bu durum medya bağımsızlığı konusunda yeni tartışmalar doğurdu.
ABC ve NBC'ye lisans tehdidi
Trump, kendisini eleştiren yayınları nedeniyle ABC ve NBC'yi sık sık hedef aldı.
FCC Başkanı Brendan Carr döneminde bu kuruluşlarla ilgili daha önce kapatılmış bazı dosyalar yeniden açıldı. Trump ise birçok kez bu televizyon ağlarının yayın lisanslarının iptal edilmesi gerektiğini savundu. Hukuk uzmanları ise ABD'de yayın lisanslarının doğrudan başkan tarafından iptal edilemeyeceğini ve bu açıklamaların siyasi baskı niteliği taşıdığını belirtti.
Wall Street Journal'a 10 milyar dolarlık dava
Trump, Wall Street Journal'ın Jeffrey Epstein hakkında yayımladığı bir haber nedeniyle gazete ve sahiplerine 10 milyar dolarlık hakaret davası açtı.
Gazete haberinin doğru olduğunu savunurken Trump iddiaları reddetti. Dava, ikinci başkanlık dönemindeki en yüksek meblağlı medya davalarından biri olarak kayda geçti.
New York Times'a yönelik hukuki baskılar
Trump yönetimi yalnızca kurumsal davalarla yetinmedi. New York Times'ın bazı muhabirlerine gizli bilgi sızdırılması soruşturması kapsamında mahkeme celpleri gönderildi.
Gazete yönetimi bunun gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkını ihlal ettiğini savundu. Basın meslek örgütleri de uygulamayı "gazetecileri yıldırmaya yönelik emsalsiz bir adım" olarak değerlendirdi.
CNN ile süregelen gerilim
Trump ile CNN arasındaki gerilim ikinci dönemde de devam etti. Başkan, CNN'i sık sık "yalan haber" yapmakla suçladı. 2026 yılında seçim güvenliği konulu konuşmasını CNN'in ana yayınında canlı vermemesi üzerine ağı yeniden sert biçimde eleştirdi ve lisans tartışmasını gündeme getirdi. Trump, bundan önce de bir kaç kez basın açıklamalarında CNN muhabirlerine karşı kaba ve otoriter davranışıyla gündeme gelmişti. "Sen sorma", "Sen otur yerine" gibi ifadelerde bulunan Trump, fırsat buldukça onu eleştiren medya kuruluşlarına karşı bu davranışları sergiliyor.
Basın özgürlüğü tartışmaları
Trump yönetimi, söz konusu adımların "taraflı habercilikle mücadele" amacı taşıdığını savunurken; gazetecilik örgütleri, hukukçular ve ifade özgürlüğü savunucuları bu uygulamaların devlet gücü kullanılarak eleştirel medyanın baskı altına alınması anlamına geldiğini belirtiyor. Özellikle AP'ye getirilen erişim kısıtlamaları, NPR ve PBS'nin fonlarının kesilmesi, FCC soruşturmaları ve medya şirketlerine açılan milyarlarca dolarlık davalar, ikinci Trump döneminde basın özgürlüğü tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Seçim öncesi medya yasakları
ABD’de 2026 ara seçimleri yaklaşırken Trump yönetiminin "yanlı yayın", "dezenformasyonla mücadele" ve "seçim güvenliği" başlıkları altında yeni düzenlemeleri gündeme getirebileceği değerlendiriliyor. Özellikle eleştirel medya kuruluşlarına yönelik yeni FCC soruşturmaları, Beyaz Saray etkinliklerine erişim kısıtlamaları ve kamu kaynaklarının dağıtımında siyasi kriterlerin öne çıkarılması ihtimali, basın özgürlüğü çevrelerinde ciddi kaygı yaratıyor.
Basın örgütleri, ikinci Trump döneminde yaşanan gelişmelerin yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını, dünyanın birçok ülkesinde yükselen otoriter eğilimlerle birlikte medya üzerindeki siyasal denetim arayışının bir parçası olduğunu belirtiyor. Yaklaşan seçimler, yalnızca Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki güç mücadelesine değil, aynı zamanda ABD'de basının kamusal denetim işlevini ne ölçüde sürdürebileceğine ilişkin bir sınava da dönüşmüş durumda. Bu nedenle seçimlere giden süreçte Trump yönetiminin medya üzerindeki baskıyı artırabilecek yeni adımlar atması, ABD'de ifade ve basın özgürlüğü tartışmalarının daha da sertleşeceğine işaret ediyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et