Tutuklu avukatlar için Çağlayan'da açıklama: 'Ortada yargı süreci yok, saldırı ile karşı karşıyayız'
İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapan hukukçular, NATO Zirvesi öncesi tutuklanan avukatların serbest bırakılmasını istedi. Açıklamada, "Ortada bir yargı süreci değil, avukatlık pratiğini hedef alan siyasi bir saldırı var" denildi.
Fotoğraf: ANKA
İstanbul — 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesi düzenlenen operasyonlarda tutuklanan avukatların da aralarında bulunduğu bazı hukukçulara yönelik operasyonlar Çağlayan'da İstanbul Adliyesi önünde protesto edildi. Eylemde yapılan açıklamada "Baro başkanı dahil olmak üzere meslektaşlarıyla olan görüşmeleri sorularak mesleki faaliyetleri kriminalize edilmiştir. Hazırlanan soruşturma dosyalarında sorulan mesnetsiz soruları dinlediğimizde, bildiğimiz gerçeği bir kez daha gördük. Ortada bir yargı süreci yok, meslektaşlarımızın politik kimliklerinin ve avukatlık pratiklerinin hedef alındığı bir siyasi saldırı ile karşı karşıyayız" denildi.
NATO Zirvesi öncesi yapılan operasyonlar sonucu tutuklanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı avukat Ezgi Önalan, şube üyeleri avukat Yunusemre Işık ve avukat Doğa İncesu için Çağlayan'da İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Büyükçekmece Belediyesi Davası nedeniyle olağanüstü önlemlerin olduğu adliye önünde açıklama öncesi kısa bir yürüyüş gerçekleştiren avukatlar "Savunma susmadı susmayacak”, “Devrimci avukatlar onurumuzdur” sloganları attı.
ÇHD Şube Yöneticisi avukat Gülyeter Aktepe ve Kemal Aytaç birer konuşma yaptı. Aytaç, "Son birkaç aylık süreci ele aldığımızda özelikle avukatların hiçbir belge, bilgi, herhangi bir suç işlemedikleri halde göz altına alındıklarını ve tutuklandıklarını görüyoruz. Arkadaşlarımız meslektaşlarımızın herhangi bir suç yoktur. Hukuk ve demokrasiyi savunmaktan başka emperyalizme karşı çıkıp, savaşa karşı çıkıp barışı savunmaktan başka suçları yoktur" dedi.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Rukiye Leyla Süren de savunmanın tutuklu durumda olduğunu belirterek, "İstanbul Barosu olarak her açıklamamızda belirttiğimiz üzere anayasa madde 13 ve madde 19 gereği hiçbir sebep yokken meslektaşlarımız tutuklu. Avukatlar, avukatlık kanununun gerektirdiği aşamalar geçirilmeden evlerinde, sokakta ya da ofislerinde gözaltına alınıp günlerce tutulup ondan sonra Çağlayan ya da Anadolu Adliyesi'nde tutuklanmakta. Arkadaşlarımız o haberler yüzünden Kayhan Ayhan gibi, İsmail Arı gibi, Ali Can gibi, Pınar gibi basın emekçileri tutuklandığında yine savunma onların sesleri oluyor. Ya da kadınlar ve çocuklar birlikte öldürüldüğünde yine savunma mesleği onların sesi oluyor. İşte bu sebeple biz avukatlara ayrıcalık istemiyoruz. Biz yurttaşların sesi olan savunmanın ancak anayasa ve kanun çerçevesinde gözaltına alınabileceğini ve tutuklanacağını söylüyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ekim Bilen Selimoğlu, ÇHD’li 3 avukatın tutuklandıkları dosyaya ilişkin aktarımda ve değerlendirmede bulundu. Selimoğlu şunları söyledi:
"Dosyada delil dedikleri şey müvekkilleri ile yaptıkları telefon görüşmeleri"
"Geçtiğimiz hafta İstanbul Barosu olarak iki mensubumuz Ezgi Önalan ve Yunus Emre Işık'ın sorguları için adliyedeydik. Kendilerinin yanındaydık ve sorgularına bizzat yönetim kurulu üyeleri olarak da katıldık. Orada kendilerine yöneltilen soruları, kuvvetli suç şüphesi dedikleri delilleri inceledik ve dosyanın bomboş bir dosya olduğunu gördük. Şöyle ki dosyada delil dedikleri şey meslektaşların müvekkilleriyle yaptıkları telefon görüşmeleri ve içeriği dahi olmayan telefon görüşmeleri. Hepsinin vekaletnamesini sundular, müvekkilleri olduklarını ispat ettiler. Diğer meslektaşlarıyla olan telefon görüşmeleri ve yine müvekkillerinden aldıkları cüzi miktarda paralardan ibaret. Örgüt üyeliğini gerektirecek dosyada bırakın kuvvetli suç şüphesini en ufak bir basit iz, emare dahi dosyada bulunmamakta. Orada şunu yargılayanlara söyledik. İstanbul Barosu'nda 68 bin avukat var. Siz eğer avukatla müvekkillerini özdeşleştirirseniz müvekkillerinin yargılandığı dosyalardan, soruşturmalardan avukatlarını da bu şekilde sorumlu tutarsanız İstanbul'da 68 bin avukatı istediğiniz zaman gözaltına alabilir ve tutuklayabilirsiniz"
İstanbul hukuk kurumlarının ortak açıklamasını ise ÇHD’den avukat Çiğdem Aktaş okudu. " Açıklamada şu ifadeler yer aldı;
"Emperyalist savaş örgütü NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen toplantısı bitti. Günler boyunca emperyalizme gösterilen 'yüksek misafirperverlikten' bize kalan ise aylardır sürdürülen gözaltı ve tutuklamalar, ev baskınları, fiili olağanüstü hal ve katillerin rahatı için halka kapatılan sokaklar oldu. Tutsak edilen onlarca insanla birlikte ÇHD İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan, ÇHD üyeleri Av. Doğa İncesu, Av. Kürşat Bafra, Av. Semra Demir ve Av. Yunusemre Işık da keyfi biçimde gözaltına alındı ve tutuklandı. Faşizmin her yeni saldırısında hedef gösterilen savunma pratiğimiz, bu kez de NATO için hedef alındı.
"Suçlamalar avukatlık mesleğine ve savunma makamına bir saldırı"
Meslektaşlarımıza yöneltilen mesnetsiz suçlamalarla dolu soruşturma dosyaları her aşamada avukatlık mesleğine ve savunma makamına bir saldırı olarak tarihe not edilmiştir. Evleri şafak vakti basılarak ters kelepçe uygulanan ve işkenceye maruz bırakılan meslektaşlarımıza; müvekkilleri ile olan görüşmeleri, tahsil ettikleri vekalet ücretleri, takip ettikleri davalar sorulabilmiş, yargı pratiğinde defalarca çiğnenen 'avukatın müvekkil ile özdeşleştirilemeyeceği' temel ilkesi bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Baro başkanı dahil olmak üzere meslektaşlarıyla olan görüşmeleri sorularak mesleki faaliyetleri kriminalize edilmiştir. Hazırlanan soruşturma dosyalarında sorulan mesnetsiz soruları dinlediğimizde, bildiğimiz gerçeği bir kez daha gördük. Ortada bir yargı süreci yok, meslektaşlarımızın politik kimliklerinin ve avukatlık pratiklerinin hedef alındığı bir siyasi saldırı ile karşı karşıyayız.
Emperyalist savaş örgütü NATO’nun katilleri her bölgenin bir yemeğiyle saraylarda sömürge valisi gibi ağırlanırken; her geçen gün yoksullaşan, ayın sonunu getiremeyen, kaynakları yağmalanan, sömürü koşullarında çalıştırılan milyonlar karnını güçlükle doyurmakta, borçlanarak yaşamaya mahkum edilmektedir. Hakkında yakalama emri çıkardıkları, kırmızı bültenle aradıkları Netenyahu’nun en büyük suç ortağı olan soykırımcı Trump’ı yetki sahasında soruşturmaya cesaret edemedikleri için Ankara’da ağırlayanlar, Gazze için işlevsiz hamaseti sürdürmektedir. Epstein dosyalarının çocuk istismarcıları Türkiye’ye geliyor diye fiili olağanüstü hal ilan edilmesi utanç vesikasıdır. Meslektaşlarımızın avukatlık pratikleri tam da bu sömürü düzenine ve emperyalizme karşı ezilen halkların safında durmaktan ibarettir. Şahidiz ki tutuklanırken bile müvekkillerini savunmak için görev başındaydılar. Hapishanelerde, adliyelerde, hastanelerde ve karakollarda direnişlerini sürdürdüler.
"Avukatlık pratiğimizden milim sapmayacağız"
Emperyalizme karşı direndikleri için hapsedilen tüm siyasi tutsaklar ve halkın savunmanlığını üstlendiği için tutuklanan bütün meslektaşlarımız özgürlüğüne kavuşana dek mücadelemize devam edeceğiz! Ne avukatlık pratiğimizden ne de anti-emperyalist kimliğimizden bir milim bile sapmayacağız."
(ANKA)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et