İstinaf mahkemelerinin sorunları raporlaştırıldı: 'Yargının temel sorunları gecikme ve hukuka uygun karar üretememesi'
İzmir Barosu ile Yargıçlar Sendikası'nın hazırladığı İstinaf Çalıştayı Sonuç Raporu'nda, yargıdaki gecikme, nitelikli karar sorunu ve yapısal eksikliklere dikkat çekildi. Raporda adli kolluk ve adli bilirkişilik kurulu önerildi.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir — İzmir Barosu ve Yargıçlar Sendikası'nın birlikte düzenlediği ve 27 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen İstinaf Çalıştayı’nın sonuç raporuna ilişkin basın toplantısı İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonunda yapıldı.
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Yargıçlar Sendikası Başkan Yardımcısı Nuh Hüseyin Köse ve Hakim Beyhan Güler'in katıldığı basın toplantısında, İstinaf Mahkemelerinin işleyişinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin bilgi verildi.
Baro Başkanı Yılmaz, İstinaf Mahkemelerinin kuruluşunun 10’uncu yılında içinde hakimlerin, savcıların, avukatların ve akademisyenlerin de bulunduğu bir çalıştay gerçekleştirdiklerini belirterek, "Güncel sorunlar tartışıldı ve katılanların onayı ile rapor son şeklini aldı. Gerçekten önemli bir rapor hazırlandı" dedi.
Ortaklaşa bir şekilde ve dayanışma ile sorunların tespit edilip öneriler getirildiğini belirten Yılmaz, raporun kendi sitelerinde yayınlanacağını, raporun Adalet Bakanlığına, Türkiye Barolar Birliği'ne, Barolara, HSK'ya, TBMM Adalet Komisyonuna gönderileceğini belirtti.
Yılmaz asıl olanın yurttaşın adalete erişim sorunu olduğunu belirterek, "10 yıllık sürenin aksayan yanlarını, iddia makamı, yargılama makamı, barolar ve akademisyenlerin bakışını önemsediklerini belirtti.
"Yargının temel sorunları, gecikme ve hukuka uygun olmayan kararlar"
Hakim Beyhan Güler, "Sav, savunma ve hüküm üçlüsü olarak bir araya gelinen çalıştayda sorunları birlikte tespit edip birlikte çözüm getirebileceğimizi gördük. Diğer barolara, yargı kurumlarına da sirayet etmesini ve birlikte bu çalışmayı sürdürmeyi temenni ediyoruz" dedi.
Yargının bugün için temel sorunlarını, gecikme ve hukuka uygun karar üretmede yaşadığı zorluklar olarak iki ana başlıkta toplanabileceğini belirten Güler, "Maalesef toplumda hızlı bir adlileşme süreci var dolayısı ile yargıdaki gecikmenin en önemli meselelerinden birisi de bu hızlı adlileşme durumu. Bunun altında derin yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik gibi ekonomik ve sosyal nedenlere bağlı problemlerin olduğunu gözeterek aslında bunlara çözüm üretilmesi ve bu anlamda bir toplumsal dönüşüme ihtiyaç olduğu aşikar" dedi.
Bunun dışında adalet yönetimi açısından gerek Adalet Bakanlığı gerekse Hakimler Savcılar Kurulu'nun tek başına yargının işleyişi ve yargıdaki yapısal durumu belirleyen düzenleyici işlemleri ile bu sorunların çözülemeyeceğini, devasa adliyeler kurularak, mahkeme sayısını arttırarak da tek başına çözülemeyeceğini ifade eden Güler, "Binlerce yargıç ciddi emekle çalışmakta ama gecikmenin önüne geçilemiyor. Yargının endüstriyel bir üretim alanı olmadığını her zaman aklımızda tutarak sorunları tespit edip çözüm önerileri geliştirmek gerekiyor. Performans, hız veya hedef gibi sözcükler aslında yargının dili içerisinde yer alan kavramlar değil. Bizim yargıdan beklediğimiz makul süreler ve adil yargılanma hakkının bütün boyutları ile gerçekleştiği ve bunun denetiminin de yargının bütün unsurları ile birlikte sağlandığı bir süreç söz konusudur. Bunlar mutlaka gözetilmelidir" dedi.
"Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluşu yeniden ele alınmalı"
Sonuç ve politika önerilerini dört ana başlıkta topladıklarını ifade eden Güler, bunları; yasal çerçevenin güçlendirilmesi, kurumsal altyapının güçlendirilmesi ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluşunun yeniden ele alınması, uygulama birliğinin sağlanması, eğitim ve insan kaynakları olarak sıraladı.
Kurumsal altyapının güçlendirilmesi ve BAM'nin kuruluşunun yeniden ele alınmasında adli kolluk meselesinin ön plana çıktığını belirten Güler, "Adli kolluğa ihtiyaç duyulduğu netleşti. Ancak bir başka ihtiyaç olarak da Adli bilirkişilik kurulunun da hayata geçirilmesi gerektiği kanaatine varıldı" dedi.
Mevcut olanlar güçlendirilmeden yeni Bölge Adliye Mahkemeleri kurulmaması gerektiğini ifade eden Güler, "Zira beklediğimiz anlamda ihtisaslaşmanın sağlanabilmesi ancak mevcut BAM'ların güçlendirilmesi ile mümkün olabilecek. Yoksa eksik dairelerle eksik yargıç sayıları ile kurulacak yeni BAM'ların ihtisaslaşmanın sağlanması mümkün olmayacak. Uygulama birliğinin sağlanabilmesi için de alınan kararların düzenli olarak yayımlanmasının önemine dikkat çekildi" dedi.
"Adli kolluk ve adli bilirkişi kurulu gerekli"
Ardından söz alan Yargıçlar Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Yargıç Nuh Hüseyin Köse, ülkede yargının bağımsızlığının ötesinde yargı kararlılarının nicelik ve niteliğine dair çok fazla tartışma yapıldığını belirterek, "Sadece politikacılar, avukatlar değil halk da yapıyor. Halka dokunan ve sorunları çözen bir mekanizmanın geliştirilmesi gerekiyor" dedi.
Belki de ilk kez İzmir Barosu bünyesinde hakim, savcı, avukat ve akademisyenlerin bir araya geldiğini ve bir çalışma sonucu bir rapor ortaya çıktığını ifade eden Köse, "Rapor ortaya çıkarken BAM'nin diğer yöneticileri de destek verdiler. Sendikamızın aktif hakim ve savcıları ile birlikte üyemiz olmayan hakim ve savcılardan da yoğun destek aldık" dedi.
İstinaf mahkemelerinde yaşanan sorunların en başında hakim ve savcıların eğitimi konusunun geldiğini belirten Köse, "Avukatlar için de aynı şeyi söyleyebiliriz ama barolar sık sık hukuk eğitimi yapıyor. Hakim ve savcılara ilişkin bu tür eğitimler maalesef çok çok geride kaldı. Hukuk eğitimi de yargıç ve savcıların eğitimi de tıp eğitimi gibi, doktorların eğitimi gibi olmalı. İş mahkemesinden hiç anlamayan bir cumhuriyet savcısını Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyük kentlerde birdenbire iş hakimi olarak o kürsüye oturtuyoruz. Çok teknik detayları olan konularda bilgi sahibi olmayan bu hakimlerimizin sık sık duruşmaları ertelediği ya da hatalı kararlar verdiğine tanık olunuyor. Öneri şu; özellikle bir hakim ve cumhuriyet savcısı daha staj yaparken teknik alanlarda da eğitim almalı. Her Bölge Adliye Mahkemesimde eğitim hâkimliği birimi kurulmalı. Yıllık, aylık raporlar hazırlanmalı. Bu raporlar ilk gelen hakim adayına anlatılmalı. Hakim ve Cumhuriyet savcıları kendi alanlarında yoğun bir eğitime tabi tutulmalı" dedi.
Soruşturmaların da yeterince nitelikli yapılmadığına değinen Köse, "Bunların da önüne geçilebilmesi için adli kolluk ve adli bilirkişi kurulu oluşturulması gerekiyor. Delillerin toplanmadığını ve kaybedildiğini görüyoruz. Bunları daha da detaylandıracağız" dedi.
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et