Eğitim Sen: Yükseköğretimde kriz derinleşiyor, üniversiteler kamusal niteliğini yitiriyor
Eğitim Sen'in 2025-2026 Yükseköğretim Yıl Sonu Raporu'nda, yükseköğretimde barınma ve geçim krizinin derinleştiği, akademik özgürlüklerin gerilediği ve üniversitelerin kamusal niteliğinin piyasacı politikalarla zayıflatıldığı belirtildi.
Fotoğraf: Eğitim Sen
Zeliha Irmak
[email protected]
Eğitim Sen, 2025-2026 Yükseköğretim Yıl Sonu Raporu'nu yayımladı. Raporda, AKP iktidarının yükseköğretim politikalarının üniversiteleri piyasacı, merkeziyetçi, otoriter ve dinci-gerici uygulamalarla dönüştürdüğü belirtilirken, öğrencilerin barınma, beslenme ve eğitim hakkına erişiminin her geçen yıl daha da zorlaştığı vurgulandı. Üniversitelerin bilimsel, laik, demokratik ve özerk yapısının sistematik biçimde aşındırıldığı ifade edilen raporda, yükseköğretimde yaşanan sorunların bütünlüklü bir krize dönüştüğü değerlendirmesi yapıldı.
"Üniversite eğitimi ekonomik gücü olanların sürdürebildiği bir ayrıcalığa dönüşüyor"
Raporda, 2025-2026 akademik yılında üniversite öğrencileri açısından en önemli sorunların barınma, beslenme ve geçim krizi olduğu belirtildi. Üniversiteyi kazanmanın eğitim hakkına erişmek için yeterli olmadığı ifade edilen raporda, öğrencilerin kalacak yer bulabilmesi, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve eğitim materyallerine ulaşabilmesinin giderek zorlaştığı kaydedildi.
KYK yurt kapasitesinin örgün eğitimdeki öğrenci sayısını karşılamadığına dikkat çekilen raporda, artan kira fiyatları, ulaşım ve yemekhane giderleri ile burs ve kredilerin yetersizliği nedeniyle öğrencilerin aile desteğine, borçlanmaya ya da güvencesiz işlerde çalışmaya yöneldiği belirtildi. Eğitim Sen, bu tablonun yükseköğretimi kamusal bir hak olmaktan çıkararak ekonomik gücü olanların sürdürebildiği sınıfsal bir ayrıcalığa dönüştürdüğünü ifade etti.
Merkezi sınav sistemi ve eğitimde eşitsizlik
Raporda, merkezi sınav sisteminin öğrencilerin geleceğini tek bir sınava bağlayan rekabetçi yapısı eleştirildi. 2026-YKS'de bir sorunun iptal edilmesi ve bir sorunun doğru cevabının değiştirilmesinin milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen sınav sistemindeki güven sorununu ortaya çıkardığı belirtildi.
Ekonomik olanakları bulunan öğrencilerin dershane, özel ders ve ek kaynaklara erişebilirken, yoksul öğrencilerin bu yarışa dezavantajlı başladığı vurgulanan raporda, mevcut sınav sisteminin eğitimde fırsat eşitsizliğini daha da derinleştirdiği ifade edildi.
"Üniversiteler piyasacı ve otoriter politikalarla kuşatıldı"
Raporda, üniversitelerin yalnızca ekonomik değil, yönetsel ve akademik açıdan da ciddi bir dönüşüm yaşadığı ifade edildi. YÖK aracılığıyla sürdürülen merkezi denetimin, rektör atamalarının ve üniversite-sermaye ilişkilerinin bilimsel özerkliği zayıflattığı belirtilirken; Diyanet, müftülükler ile tarikat ve cemaat yapılarıyla kurulan ilişkilerin üniversitelerin laik yapısını aşındırdığı kaydedildi.
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyım yönetimi, Barış Akademisyenlerinin görevlerine iade edilmemesi, vakıf üniversitelerinde yaşanan güvencesizlik ve lisans eğitiminin üç yıla indirilmesine yönelik hazırlıklar da raporda yükseköğretimdeki otoriter ve piyasacı dönüşümün örnekleri arasında gösterildi.
Üniversite emekçileri hak kaybı yaşıyor
Eğitim Sen, yükseköğretimde yaşanan krizin yalnızca öğrencileri değil akademik, idari ve teknik personeli de etkilediğini belirtti. Raporda, düşük ücretler, artan iş yükü, güvencesiz çalışma, mobbing ve siyasal baskıların üniversite emekçilerinin temel sorunları arasında yer aldığı ifade edildi.
Araştırma görevlilerinin güvencesiz istihdam edildiği, idari ve teknik personelin özlük haklarında eşitsizliklerin sürdüğü belirtilen raporda, sendikal faaliyetlere yönelik baskıların da arttığı kaydedildi.
"Kamusal ve demokratik üniversite için mücadeleyi sürdüreceğiz"
Raporda, yükseköğretimde yaşanan sorunların çözümü için kamusal, bilimsel, laik, demokratik ve özerk üniversite anlayışının yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulandı.
Eğitim Sen, "Üniversitelerin piyasaya, saraya, tarikat-cemaat ilişkilerine ve kayyım rejimine teslim edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğrencilerin eğitim, barınma ve beslenme hakkı ile üniversite emekçilerinin güvenceli çalışma hakkı birlikte savunulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et