EMEP'ten vakıf üniversitelerindeki işten çıkarmalar için Meclis'e soru önergesi: 'Her yaz aynı tablo'
EMEP milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca, vakıf üniversitelerinde her eğitim yılı sonunda yaşandığını belirttikleri akademisyen işten çıkarmalarını Meclis gündemine taşıdı
Fotoğraf: Shubham Sharan/Unsplash
Eylem Nazlıer
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, her eğitim-öğretim yılı sonunda gelenekselleşen ve bu yaz da kitlesel işten çıkarmalarla devam eden vakıf üniversitelerindeki akademik kıyımı Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle sunulan soru önergesinde; İstanbul Arel, Maltepe, Beykent, Atlas, Aydın, Gelişim ve Bilgi Üniversiteleri başta olmak üzere birçok kurumda 150’nin üzerinde akademisyenin "sözleşme süresinin dolması" gerekçe gösterilerek hukuksuz şekilde işten çıkarıldığı, istifaya zorlandığı veya sözleşmelerinin yenilenmediği vurgulandı.
"Üniversiteler diploma satan işletmelere dönüştürüldü"
Önergenin gerekçesinde, vakıf üniversitelerinin anayasal bir hak olan yükseköğretimi kamusal bir hizmet olarak sunmak yerine, öğrencileri "müşteri", akademisyenleri ise "kolaylıkla gözden çıkarılabilecek maliyet kalemi" olarak gören birer ticarethaneye dönüştürüldüğü ifade edildi.
Üniversite yönetimlerinin bu tasfiyeleri “norm kadro fazlalığı”, “bölümlerin küçültülmesi” ve “mali zorunluluklar” gibi bahanelerle meşrulaştırmaya çalıştığını belirten milletvekilleri, "Kesintisiz biçimde sürdürülen eğitim-öğretim faaliyetlerinde, akademisyenlerin yıllarca çalıştırıldıktan sonra her yaz 'sözleşmen bitti' denilerek kapı önüne konulması açık bir emek ve hak gasbıdır" dedi. Önergede, öğrenci ücretlerine fahiş zamlar yapan ve reklam, tanıtım, bina yatırımlarına milyonlarca lira harcayan vakıf üniversitelerinin, akademisyenlerin ücretlerini ve iş güvencelerini "gereksiz harcama" olarak gördüğünün altı çizildi.
Sosyal Bilimlere tasfiye, hak arayan hocaya mobbing ve fesih
Kadrolu akademisyenlerin işten çıkarılarak yerlerine ders saati başına düşük ücretlerle güvencesiz personellerin istihdam edilmek istendiği belirtilen açıklamada, sermayenin ihtiyaçlarına doğrudan hizmet etmeyen, toplumsal eşitsizlikleri sorgulayan sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarının sistematik olarak küçültülüp kapatıldığı ifade edildi.
Önergede dikkat çeken bir diğer nokta ise İstanbul Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde yaşananlar oldu. Üniversite içinde yaşanan bir öğrenci tacizi iddiasının üzerine giden ve soruşturma açılmasını sağlayan Prof. Dr. Feryal Saygılıgil’in bu olayın ardından mobbinge, asılsız mesai soruşturmalarına maruz kaldığı ve nihayetinde işten çıkarıldığı belirtildi. Saygılıgil'in işten çıkarılmasıyla bölümdeki öğretim üyesi sayısının ikiye düşeceği ve YÖK'ün asgari kadro sınırının altında kalacağı vurgulanarak, "Tacizin üstünü örtmeye çalışan ve hak arayan hocayı cezalandıran üniversite yönetimi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?" sorusu yöneltildi.
"YÖK vakıf üniversitesi patronlarına cezasızlık alanı sağlıyor"
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) denetim görevini yerine getirmediği, aksine vakıf üniversitesi patronlarına fiili bir cezasızlık alanı açtığı savunulan önergede, geçmiş yıllarda düzenli olarak yayımlanan ve üniversitelerin mali bilançoları ile personel harcamalarını ortaya koyan "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu"nun artık yayımlanmadığı hatırlatıldı. YÖK’ün kamuoyunun denetimini engellemek için verileri gizlediği ifade edildi.
Bayhan ve Karaca, Bakan Yusuf Tekin’e şu 11 soruyu yöneltti:
1. İstanbul’daki vakıf üniversitelerinde son bir ay içinde işten çıkarılan, sözleşmesi yenilenmeyen veya istifaya zorlanan toplam akademisyen sayısı kaçtır? Bu akademisyenlerin üniversite, fakülte, bölüm ve sendika üyeliğine göre dağılımı nedir?
2. Yargıtay içtihatlarına göre vakıf üniversitesi akademisyenlerinin sözleşmeleri işin sürekliliği nedeniyle "belirsiz süreli" kabul edilmesine rağmen, üniversitelerin "sözleşme süresi bitti" gerekçesiyle yaptığı hukuka aykırı fesihlerin engellenmesi için Bakanlığınız ve YÖK hangi somut adımları atacaktır?
3. İstanbul Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde Prof. Dr. Feryal Saygılıgil’in işten çıkarılmasıyla öğretim üyesi sayısının ikiye düşeceği ve bölümün YÖK’ün belirlediği asgari kadro sınırının altında kalacağı bilinmektedir. YÖK, kendi koyduğu asgari kadro kurallarını dahi ihlal eden bu üniversiteler hakkında bir idari soruşturma başlatmış mıdır?
4. Öğrenci öğrenim ücretlerine fahiş zamlar yaparken, akademisyenlerin "Devlet üniversitelerindeki muadilleriyle eşit ücret alması" kanuni zorunluluğundan kaçmak için küçülmeye giden ve bölümleri kapatan vakıf üniversitelerinin mali denetimleri yapılmakta mıdır?
5. Üniversite içinde yaşanan öğrenci tacizi iddiasının üzerine giden ve soruşturma açılmasını sağlayan bir kadın akademisyenin (Prof. Dr. Feryal Saygılıgil), bu olayın ardından mobbinge, asılsız mesai soruşturmalarına maruz kalması ve nihayetinde işten çıkarılması Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Tacizin üstünü örtmeye çalışan ve hak arayan hocayı cezalandıran üniversite yönetimi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?
6. Sosyal bilimler, sanat ve iletişim gibi alanların vakıf üniversiteleri eliyle bilinçli olarak daraltılması, kapatılması ve tasfiye edilmesine karşı YÖK’ün yükseköğretim planlaması yönünde bir müdahalesi olacak mıdır, yoksa akademi tamamen piyasanın ve mütevelli heyetlerinin insafına mı terk edilecektir?
7. Vakıf üniversitelerinin periyodik olarak her yaz dönemi sonunda kitlesel akademik kıyımlara girişmesi, Bakanlığınızın ve YÖK’ün uyguladığı cezasızlık politikasından ve denetim yetersizliğinden mi cesaret almaktadır? Anayasal bir hak olan yükseköğrenim alanını piyasa koşullarına terk eden Bakanlığınız, bu kurumların açıkça kâr elde etme hırsıyla işletilen birer "şirket" gibi davrandığını ne zaman kabul edecektir?
8. Vakıf üniversitelerinde çalışan binlerce akademisyenin iş ve gelecek güvencesi Bakanlığınızın ve YÖK’ün denetim sorumluluğunda değil midir? Üniversite mütevelli heyetlerinin ve patronlarının, iş kanunlarını ve YÖK mevzuatını arkadan dolanarak her yıl binlerce bilim emekçisini keyfi ve usulsüz şekilde kapı önüne koyabilmesinin önüne geçecek kalıcı bir idari ve hukuki güvence mekanizması ne zaman hayata geçirilecektir?
9. 2547 sayılı Kanun'un Ek 11. maddesindeki 'eşit işe eşit ücret' hükmüne uymayan, üniversite emekçilerini güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak çalıştıran, sendikal hakları gasp eden ve asgari kadro normunun altına düşen vakıf üniversitelerine bugüne kadar hangi somut yaptırımlar uygulanmıştır?
10. Geçmiş yıllarda YÖK tarafından her yıl düzenli olarak yayımlanan, vakıf üniversitelerinin kütüphane harcamalarından reklam-tanıtım bütçelerine, öğrenci başına düşen cari giderlerden akademik personel harcamalarına kadar tüm mali bilançoları kalem kalem ortaya koyan "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu" son yıllarda neden yayımlanmamaktadır? Vakıf üniversitelerinin mali harcamalarını kamuoyundan ve denetimden gizlemenizin gerekçesi nedir?
11. Vakıf üniversitelerinin tercih ve kayıt dönemlerinde reklam, billboard, televizyon ilanları ve halkla ilişkiler faaliyetlerine harcadığı milyonlarca liralık bütçeler YÖK tarafından denetlenmekte midir? Reklam ve fiziki yatırımlarından asla taviz vermeyen bu kurumların, mali sıkışıklık bahanesiyle ilk olarak akademisyenleri kapı önüne koyması ve bilim emekçilerini sadece birer "maliyet kalemi" olarak görmesi Bakanlığınızın yükseköğretim politikasıyla uyuşmakta mıdır?
Evrensel'i Takip Et