EMEP Kocaeli'den NATO operasyonlarına tepki: 'Demokratik faaliyetler hedef alınıyor'
NATO Zirvesi öncesi düzenlenen operasyonlara tepki gösteren EMEP Kocaeli İl Örgütü, gözaltıların siyasal faaliyetleri engelleme amacı taşıdığını belirterek, "Siyaset yapma hakkı kolluğun keyfine bırakılamaz" dedi.
Fotoğraf: Evrensel
İzel Gözde Meydan
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Örgütü, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında İl Başkanı İlhami Şahbaz, Avukat Elif Yetigin ve EMEP Milletvekili İskender Bayhan söz aldı. Açıklamada, gözaltılarla siyasal faaliyetlerin engellenmek istendiğini ifade edildi.
“Siyaset yapma hakkı kolluğun keyfine bırakılamaz”
EMEP Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz, gözaltıların siyasal faaliyet hakkına yönelik bir müdahale olduğunu söyledi. Şahbaz, “Saray rejimi ve onun şekillendirdiği hukuk düzeni, kolluğu ve yargıyı kendi ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirmektedir. NATO karşıtı eylemleri engelleme bahanesiyle ülke genelinde olduğu gibi Kocaeli’de de adeta bir terör estirilmektedir” dedi.
Şahbaz, parti üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin ev baskınlarıyla gözaltına alındığını belirterek, “Önleyici gözaltılar özellikle partimize ve meşruiyetimize yönelik sistematik bir çabanın ürünüdür. Emek Partisi işçi sınıfının ve ezilen halkların partisidir. Bu baskılar partimizin mücadele nedenlerini değiştirmeyecektir” diye konuştu.
Şahbaz “19 Mart sürecinde hazırlanan listelerin her dönem güncellenerek gözaltı listesi olarak kullanılması, sokaktan duyulan korkunun ve demokratik hakların askıya alınmasının göstergesidir. Siyasal kurumların siyaset yapma hakkını ortadan kaldıran, siyasi faaliyeti kolluğun keyfi tutumuna bağlayan bu anlayış, darbe dönemlerinde dahi ender görülen bir uygulamadır” diye ekledi.
Fotoğraf: Evrensel
“Müvekkillerimizle 24 saat görüştürülmedik”
Basın toplantısında konuşan Avukat Elif Yetigin ise gözaltı sürecinde yaşananlara ilişkin bilgi verdi. Yetigin, bazı gözaltına alınan öğrencilerin ve aynı evde bulunan kişilerin kötü muameleye maruz kaldığı bilgisini verdi.
Yetigin “Gözaltı sürecinde avukatlar olarak müvekkillerimizle ilk 24 saat görüştürülmedik. Savcılığın talebi üzerine mahkeme tarafından avukat görüş kısıtlaması getirildi. Bu nedenle arkadaşlarımızın hangi koşullarda tutulduğunu ancak pazartesi sabahı öğrenebildik” dedi.
Yetigin, bazı gözaltındaki kişilerin TEM Şube amirleri tarafından tek tek odalara çağrılarak görüşmeye alındığını belirterek, “Bunun sıradan bir sohbet amacı taşımadığını, bir sindirme ve baskı politikası olduğunu biliyoruz. Özellikle mücadelede öne çıkan gençlerin seçilerek bu görüşmelere çağrılması dikkat çekicidir” dedi.
Dosyada gizlilik kararı bulunduğunu ifade eden Yetigin, soruşturmanın 24 Şubat 2025 tarihinde başlatıldığını söyleyerek “19 Mart sürecinde bu kentte her gün eylemlerin ve gözaltıların yaşandığı dönemde açılmış bir soruşturma dosyasından söz ediyoruz. Soruşturma kapsamındaki kişilerin büyük bölümü üniversite öğrencisi ve 19 Mart eylemlerine katılan gençlerdir”dedi.
İfadelerde gençlere yöneltilen soruların büyük bölümünün hangi eylemlere katıldıkları, forumlarda neden yer aldıkları ve boykot çağrılarına destek verip vermedikleri üzerine olduğunu belirten Yetigin, gözaltına alınanların adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, bir kısmına yurt dışı yasağı ve imza yükümlülüğü getirildiğini söyledi.
Operasyonun zamanlamasına da dikkat çeken Yetigin, “NATO Zirvesi öncesinde pazar günü gerçekleştirilen gözaltılar dikkat çekicidir. Gözaltı sürecinin perşembe gününe kadar uzatılmasının bilinçli bir planlamanın sonucu olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bayhan: “NATO karşıtı her demokratik faaliyet hedef alındı”
Basın toplantısında konuşan EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise NATO Zirvesi öncesinde yalnızca EMEP’in değil, savaş karşıtı birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün hedef alındığını söyledi.
Bayhan, NATO karşıtı faaliyetlerin suç haline getirilmeye çalışıldığını belirterek “Sürece baktığınızda bildiri dağıtmaktan, afiş asmaktan, ‘Bu zirve yapılmasın’, ‘NATO Zirvesi iptal edilsin’, ‘Türkiye NATO’dan çıksın’ demeye kadar her türlü demokratik faaliyetin hedef alındığını görüyoruz. Çünkü biz, Türkiye’nin NATO’da yer almasının bu ülkeye bir kazanç sağlamadığını; aksine bu coğrafyanın halkları ve Türkiye halkı açısından savaş, yıkım ve ölüm anlamına geldiğini söylüyoruz. Bu itirazların yükselmesiyle birlikte operasyonlar da başladı” dedi.
Operasyonlardan önce Kabahatler Kanunu kapsamında para cezalarının kesildiğini, ardından valilik yasaklarıyla baskının arttığını söyleyen Bayhan, Ankara’nın zirve öncesinde adeta abluka altına alındığını ifade ederek “Çok sayıda parti üyemiz ve gençlik örgütü üyemiz gözaltına alındı ya da Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakıldı. Ancak bu yalnızca bize yönelik bir süreç değildi. Emekten, barıştan ve demokrasiden yana olan; NATO’ya karşı çıkan başta sosyalist partiler ve örgütler olmak üzere birçok siyasi yapı, meslek örgütü, sendika, akademisyen ve aydın da hedef haline getirildi” diye konuştu.
“Demokratik muhalefeti sindirme politikası”
Ülke genelinde çok sayıda gözaltı ve soruşturmanın başlatıldığını belirten Bayhan, yaşananların “terörle mücadele” değil, demokratik muhalefete yönelik bir baskı politikası olduğunu ifade etti.
Temmuz ayının ilk haftasının bütün bu saldırıların yoğunlaştığı bir dönem olduğunu belirten Bayhan “Burada ‘terörle mücadele’ adı altında yürütülen operasyonlardan söz ediliyor. Ancak bize göre yaşanan, demokratik muhalefete yönelik sistematik bir baskı ve sindirme politikasıdır. Geçtiğimiz hafta toplumun geniş kesimlerini hedef alan kapsamlı bir baskı dalgasıyla karşı karşıya kaldık” dedi.
Türkiye’nin güvenlik politikalarının NATO ekseninde şekillendirilmesini eleştiren Bayhan, “Bugün iktidarın ‘ulusal güvenlik’ dediği anlayış, NATO’nun bölgede daha güçlü ve daha etkin bir aktörü olmasını esas almaktadır. Oysa biz Türkiye’nin güvenlik politikalarının başka ülkelerin ya da askeri ittifakların değil, bu ülkenin halklarının çıkarları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini savunuyoruz. Bu nedenle NATO merkezli güvenlik anlayışını ve buna bağlı olarak yürütülen baskı politikalarını kabul etmiyoruz.” diye belirtti.
Evrensel'i Takip Et