10.07.2026 02:10

20 bin patron, 762 bin işçinin ücretinin iki katını kasaya koydu: 500 firmanın işçi yüzü

500 büyük sanayi şirketinin 2025 verilerine göre sömürü oranı yüzde 202. Yaklaşık 20 bin patron, 762 bin sanayi işçisinin toplam ücretinin iki katı kadar geliri kendi kasasına koydu.

20 bin patron, 762 bin işçinin ücretinin iki katını kasaya koydu: 500 firmanın işçi yüzü

Fotoğraf: Google_Nano_Banana

Erhan Bilgin
[email protected]


Üretim kapasitesi, istihdamı ve sermaye birikim düzeyi ile Türkiye ekonomisine yön veren 500 büyük sanayi şirketinin 2025 verileri, geçtiğimiz günlerde açıklandı. Veriler, çoğu kez olduğu gibi sanayinin en önemli üretici gücünü oluşturan işçi sınıfının, çalışma koşulları, ücreti hatta varlığı gözetilmeden incelendi. Gözetildiyse de bir üretim girdisiymiş yahut bir maliyet unsuruymuşcasına ele alındı. [1]

Biz 500 firma verilerini, burjuva ve burjuva sol-iktisatçıların aksine, sanayi işçisinin ekonominin başlıca üretici gücü ve gelirlerin yaratıcısı olduğunu vazeden “nesnel iktisadi yasaları” dikkate alarak inceleyeceğiz. Bir başka ifade ile 500 büyük firmada ter döken işçi sınıfının rolünü araştıracağız.

Sömürü oranı

Sömürü oranı bir baskıyı, el koymayı, hatta bana kalırsa şiddeti bile içeren, fakat ölçüsü sayı biçiminde ifade edilen sosyal bir kavram. Toplumda sınıfların varlığını, mülkiyetin adaletsizliğini, bölüşümün haksızlığını bu somut objektif kavramdan daha iyi ifade eden bir şey henüz icat edilmedi. Kapitalizm sürdüğü müddetçe de bulunması pek güç.[2]

Üstelik aşırı biçimde düşse, hatta diyelim ki sıfıra yaklaşsa bile sömürünün varlığı kapitalizm sürdükçe sona eremez. Sömürü oranının yıldan yıla artması veya azalması bir dizi faktörün etkisi ile oluşur: çalışma süresinin ve emek yoğunluğun artışı veya azalışı; ücret ve verimlilik düzeyi, girdi temini ve nihayet makine (sabit sermaye) donanımının büyüklüğü.

Verileri analiz ettiğimizde 2025 yılında 500 büyük sanayi kuruluşunda, sömürü oranının yüzde 202 olduğunu görüyoruz. Yani 500 büyük firmada çalışan 762 bin işçi, 2025 yılı boyunca ellerine geçen ücretin 2 katı kadar geliri (Ki buna fazla gelir veya artı değer diyoruz) 500 firmanın sahipleri için yaratmışlar.

Başka bir ifadeyle 500 firmanın sahipleri (500 sayısına hissedarları, aile çevresini ve yüksek yöneticileri de katarsak tahminen 20 bin kişilik burjuvaya ulaştığımızı varsayabiliriz) 762 bine ulaşan işçinin (İşçi ailesinin ortalama 4 kişi olduğunu dikkate alırsak yaklaşık 3 milyonluk işçi sınıfı kitlesi meydana gelir) toplam ücretinin 2 katını kendi gelirleri diye alıkoymuşlardır. Adaletsizliğin boyutunu varsın okurlarımız değerlendirsinler.

1987’den 2025’e sömürü

Sömürü oranı öyle dinamik bir rakamdır ki yıllara göre, sınıflar mücadelesinin uğraklarını, iniş ve çıkışlarını, bazen belirgin bazan silik olsa da muhakkak gösterir. Mesela 1989-93 yıllarındaki yaygın genel grevler döneminde, sömürü oranı, ücret kazanımlarının genişlemesi ve çalışma koşullarının iyileşmesi ve emek yoğunluğunun azalmasıyla belirgin biçimde düşmüştü.

Sömürü oranı kriz yıllarında da ücretlerin düşmesine rağmen (mesela 1994, 2001 ve 2008’de) üretimin ve verimliliğin daralmasından dolayı geriler.

2009-2021 yıllarını içeren dönemde ise ücretlerin gerileme hızı yavaşlamakla birlikte, çalışma sürelerinin uzaması, iş koşullarının ağırlaşması ve emek yoğunluğun artışının da etkisiyle sömürü oranı belirgin biçimde yükselmiştir.

Fakat 2022 yılından sonra, sömürü oranı yeniden keskin bir gerileme seyrine girmiştir. Halbuki bu dönem, 1965’lerden sonra sanayi sektörünün tümünde ve 500 firmada reel ücretlerin en düşük düzeye indiği ve çalışma şartlarının aşırı biçimde ağırlaştığı dönemi oluşturur. Üstelik bu dönemde, üretimi aksatan, bıraktık genel grevleri tekil grevler dahi sınırlı sayıda yapılmıştır.

O halde sömürü oranı, neden 2022’den sonra gerileme eğilimine girmiştir? Bunun belirleyici nedeni, 500 firma sabit sermayesi hacminin keskin biçimde gerilemesiyle birlikte, gelir yaratma kapasitesinin daralmasıdır. Bu konuyu, aşağıda istihdam bölümünde birazcık inceleyeceğiz.

 

Grafik: Erhan Bilgin

Grafik: Erhan Bilgin

Ücretler

Verilerin bildirdiğine göre, 500 büyük firma sanayi işçisinin aylık net ücreti 2025 yılında 70 bin 467 TL olmuştur. Bu rakama dahil edilen, hissedarlar ve yöneticiler maaşı ve jestiyonları ile bazı harcamalar indirilirse işçi ücretinin en az yüzde7 daha düşük, 65 bin civarında seyrettiğini söyleyebiliriz.

500 firma işçisinin 2025 yılı ücreti, net asgari ücretten yaklaşık 4 kat, ortalama ücretten de neredeyse 2 kat kadar fazla. Fakat buna rağmen, 500 firmanın 1982-2025 dönemini oluşturan 43 yılda, 2022’den sonra işçinin eline geçen en düşük ikinci ücret düzeyini oluşturuyor.

43 yıl boyunca, ödenen en düşük ikinci ücretin bile asgari ücret ve ortalama ücretten aşırı yüksek olması, işçi sınıfının bölünmüşlüğünü gösteren, ve “işçinin işçiyle rekabetine” imkan veren muhakkak üstesinden gelinmesi gereken bir çelişki. Bu çelişki, genel işçi mücadelesinin önündeki en büyük engel. Sendika bürokrasisinin güçlenmesinin de maddi temelini  oluşturuyor.

Ücretlerin genel düşme eğilimini, iş koşullarının ağırlaşması ile, (Mesela çalışma sürelerinin artışı, emek yoğunluğunun şiddetlenmesi, örgütlenme imkanlarının sınırlanması ve iş güvencesinin daralması) birlikte düşündüğümüzde, sanayi işçisinin sistemli bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu ileri sürmek herhalde abartılı bir görüş olmaz ve mevcut otoriter rejimin maddi zeminini oluşturduğu, sanırım kolayca anlaşılır.

O halde sanayi işçisinin ekmeğini büyütmek üzere, sadece ücretini artırma mücadelesi bile otoriter, baskıcı ve gerici rejimin sarsılması, demokratik kazanımların kapılarının açılması için olmazsa olmaz bir zorunluluktur saptamasını yapabiliriz. CHP’yi de içeren toplumsal muhalefetin, bu maddi olguyu gözden kaçırmadığını umalım.

Grafik: Erhan Bilgin

Grafik: Erhan Bilgin

İstihdam

500 büyük firma istihdamında 2012’de başlayıp, 2016’da ivmesi yükselen bir genişleme var. Böylece firma başına çalışan sayısı da belirgin biçimde artmış halde.

Mesela 2001-2012 yıllarında, firma başına ortalama sanayi işçisi sayısı 1100 iken, 2016-2025 yıllarını içeren dönemde, firma başına çalışan sayısı 1483’e yükseldi. Firmaların daha fazla işçi istihdam etmelerinin başlıca nedeninin ücretlerin düşük düzeyi olduğu muhakkak.

Fakat başka nedenleri de var ki bu Türk sanayisinin yapısal sorunlarına işaret ediyor. Bu sorunların en başına, 2001 yılından sonra sabit sermayenin belirgin biçimde gerilemesini koyabiliriz. (Yukarıdaki grafik istihdam ve sabit sermaye arasındaki makasın gittikçe büyüdüğünü gösteriyor.) Ücretlerin düşük hali, sabit sermaye yerine iş gücünün ikamesini hızlandırmıştır. Ve sonraki yıl için, düşmeye devam etmesi yönünde kuvvetli bir sınıf baskısı da yaratmıştır.

Ama rekabet koşullarından uluslararası pazarlar yoluyla, doğrudan etkilenen 500 firmanın, sabit sermaye yerine iş gücünü ikame etmelerinin sınırları var. Sabit sermayenin gerilemesi bir aşamadan sonra ücretler “asgari geçim düzeyinin” altına inse bile verimliliğin gerilemesi nedeniyle anlamsız hale gelecektir. Veriler henüz bu aşamaya varmadığımıza işaret ediyor.

[1]Mesela Prof. Erinç Yeldan, 500 firma verilerini ele aldığı makalesinde ücretleri maliyet unsuruymuş gibi tanımlarken kapitalistlere sadece ideolojik bir argüman da sunuyor. (İSO 500 firma dergisi, haziran 2025 sa.197 vd)

[2]Korkut Boratav’ın icat ettiği (Ve bir çok iktisatçının da benimsediği) “bölüşüm şoku” ifadesinin, bir kavramdan çok sadece olgunun tasvirini içerdiği ve teorik argümanlardan yoksunluğu nedeniyle “sömürü oranını” ikame etmesi mümkün görünmüyor.

Yöntem üzerine not

1-500 büyük firma verilerinin olguların gerçek durumunu yaklaşık ölçüde temsil ettiği kabul edilmeli.  Çünkü firmalar, (bütün dünyada olduğu gibi) resmi bilançolarında masrafları abartmak, gelirleri düşürmek usulünü kullanmakta pek beceriklidir.

2-Artı değer veya fazla gelir rakamı brüt katma değer rakamlarından, amortismanların çıkartılması ile hesaplandı. Bu rakamın firmaların kâr hacmini temsil ettiği kabul edilebilir.

09.07.2026 14:35 / Güncelleme: 15:49

Süper Lig'de 2026-2027 sezonunun fikstürü çekildi: Derbi haftaları belli oldu

Süper Lig'de 2026-2027 sezonunun fikstürü çekildi. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında oynanacak derbilerin haftaları netleşirken, sezon 14 Ağustos'ta başlayacak.

Süper Lig'de 2026-2027 sezonunun fikstürü çekildi: Derbi haftaları belli oldu
09.07.2026 15:37

Kredi hacmi 26,7 trilyon TL, KOBİ ve bireysel alacaklarda takip alarmı

BDDK verilerine göre KOBİ kredileri yıllık bazda büyürken, batık kredi miktarında rekor kırıldı. Geçen yıl 130,7 milyar TL olan takipteki KOBİ kredileri yüzde 112,9 artışla 278,3 milyar TL seviyesine sıçradı.

Kredi hacmi 26,7 trilyon TL, KOBİ ve bireysel alacaklarda takip alarmı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

09.07.2026 18:02

Gülistan Doku’nun SIM kartının kaybolduktan sonra kullanıldığı raporlandı

Gülistan Doku soruşturmasında Ulusal Kriminal Büro'nun SIM karta ilişkin raporu tamamlandı. Rapora göre Gülistan Doku kaybolduktan sonra kart, aynı model bir telefondan kullanıldı.

Gülistan Doku’nun SIM kartının kaybolduktan sonra kullanıldığı raporlandı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!