Siyasal Bilgiler Fakültesi Tiyatro Topluluğu eski oyuncusu
Ankara Üniversitesi
Kısa bir süre önce yayınladığı “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisi yayınlandıktan sonra tutuklanmasının ardından Deniz Göktaş’ı tanımayanımız kalmadı. İçine doğduğu mücadeleci aile ve politik duruşunu, toplumu gözlemleme yeteneği ve zekasıyla birleştirerek “söylenmeyeni söyleme” görevini yerine getirdi. Çoğu insanın özgürlüklerinin kısıtlanabileceği korkusuyla düşünmekten bile uzak durduğu fikirleri, kelimelere dökerek sanatını icra etti. Ortaya koyduğu ürün için sanat diyebileceğimiz gibi, mücadele içinde biriken bilgilerinin “zekatını” vermesi de denilebilir. Sonuçta yaptığı eleştirilerin hiçbiri, yaşadığı hayatta birikenlerden bağımsız değil. İnsanların ses tellerine devrilmiş bir döşek gibi hem telleri hem sesi hapseden iktidar ve sermaye baskısı, Deniz’in çat çat konuşmasıyla bir anda gönüllerde taht kurmasına sebep oldu. Halkın sesini yükselten sanatçıların son günlerde yaşadığı baskı ortamına karşın, bir sanatçı tutuklandığı için uzun süre sonra bir araya gelindi. Bir komedyen olarak işlenecek demiri halktan bulmak gibi, halkın sözde gündemlerini değil; gerçek sorun ve düşüncelerine ışık tutmak bir hayli önemli.
Bir sanatçının topluma karşı sorumluluk hissetmesi neleri beraberinde getirir?
Ölü Deniz; suni anlatılarla yıllarca güldürebilecek cümlelere nazaran ezilenlerin sesi olmanın her daim daha ağır basacağının somut kanıtı. Bir aydının veya bir sanatçının kendisini var eden topluma karşı sorumluluk hissetmesi; toplumun aydınlaşmasını, aydının toplumla eşitlenmesini beraberinde getirir. Sanatçılar bir siyasetçinin türlü kelime oyunları ve yıllar süren anlatma arzusunun aksine, çok daha derinlikli ve derli toplu bir biçimde halkını ve sorunları ele alabilmektedir. Halkın farklı kesimlerinin gerçek düşman olarak sermaye sınıfını gösterebilecek ve sınıflar arası çelişkileri ortaya koyarak belirli bir bilinç seviyesine yükseltebilecek daha fazla sanatçıya ihtiyaç duyulduğu aşikâr. Mizahın hem vezir hem rezil edebilecek gücünü; insanları rezil hale getirenlere karşı, ezilenlerin sesini yükselterek kullanmak gerçek anlamı taşır. Eğer iri yapılı birinin çelimsiz birini hırpalaması olayının tam tersi komedi unsuru barındırıyorsa, tek bir kişinin çıkıp “yüceleştirilen” devleti veya siyasi kişilikleri eleştirmesi gerçek bir komedidir. Soyut kavramlarla bezeli anayasal maddelerle taraflı olarak bir kişinin cezalandırılması ise komik değil, özgürlük haklarının en açık ihlalidir. Hakaret içermeyen sözleriyle cezalandırılması, iktidar sahiplerinin kendilerinden ne denli emin olduğunun da ayrıca göstergesidir.
Görevimiz taşı daha derin kuyulara göndermek
Sanatın her halini zevkle takip edenler olarak yaşamanın politik bir iş olduğunu unutup attığımız her adım bize yeni tutsaklıklar getirecektir. İçinde bulunduğu kabuğu kırıp, iki cümle laf eden insanlar aniden gözaltına alınıyor. Kendi ülkesine dair söz söylediği, insan onuruna yakışır şekilde çalışma şartları ve ücret istediği için insanlar sokaklarda polis şiddeti görüyor. Aylarca maaş alamayan işçiler grev ilan ettiğinde sanki yasal hakları değilmişçesine susturulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. Bu karanlık tablo, ancak bir araya gelinip birbirimize omuz vermemizle sonlanabilir. Deniz’in mizahtan anlayacağını düşünerek, kuyuya bir taş attığını ifade edebiliriz. Muhtemelen tutuklanacağını bile bile bu gösteriyi yaptı. Elindeki gücü yani ününü halkı aydınlatmak, bir değişim yaratabilmek, ses getirmek için kullandı. Bu anlatı gençler arasında kahramanlaştırılıyor, hayranlık duyulan bir hal alıyor. Bir aydından beklediğimiz “değiştirici” gücü oluşturması, halkın sesini yansıtmasıysa o görevini yaptı. Aynı kuyuya onlarca taş atarak suyun yükselmesini sağlayabileceğimiz gibi Deniz’in attığı taşı kuyunun dibinden çıkarıp daha derin kuyulara yolcu etmek hepimizin görevidir. Bu gerçekliğe göre hareket etmediğimiz sürece çektiğimiz kürekler anlam ifade etmeyecektir. Kendisinin kuyu tipi bir hücrede tutuluyor oluşu da kuyunun dibine inen taşın birilerinin canını yaktığını gösteriyor.
Evrensel'i Takip Et