‘İBB Davası’nı izlemeyin!’ mesajı
Kayhan’ın Silivri’deki İBB ve bağlantılı davaları izlediği için ve oradan yaptığı paylaşımlar nedeniyle gözaltına alınarak apar topar tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi yeni bir seviyeyi gösteriyor: İBB Davası’nı izlemeyin!
Fotoğraf: Fatih Polat/Evrensel
Fatih Polat
Bu topraklarda basın üzerindeki baskılar Cumhuriyet döneminden öncesine gidiyor. Yakın tarihimiz açısından ise, AKP’nin Meclis çoğunluğunu yitirdiği 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonrası, muhalefeti sürekli baskı altında tutmaya yönelik pratiklere sahne oldu. Kürt siyasi hareketinin kazandığı belediyelere art arda kayyım atama uygulaması, AKP’nin ikinci parti durumuna düştüğü 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinin ardından, İstanbul’da kent uzlaşısı formülüyle kazanılan, Prof. Ahmet Özer’in başkan seçildiği CHP’li Esenyurt Belediyesine kayyım atanmasına doğru sarktı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, CHP’li ilçe belediye başkanları, yönetici ve üyelerinin içinde olduğu 19 Mart 2025 operasyonuyla birlikte otomatiğe bağlanan tutuklamalarla bugünlere geldik. Bu gündem, Ankara’daki NATO Zirvesi’yle birleşince muhalefet üzerinde, gazeteciler, akademisyenler, hukukçular, siyasi parti yönetici ve üyeleri, kitle örgütü yönetici ve üyeleri gibi geniş bir alanda ‘iç cepheyi tahkim’ amacına bağlanan baskılar katmerlendi. Çok sayıda kişi, ‘önleyici tedbir’ adı altında NATO zirvesi öncesi gözaltına alınıp tutuklandı.
Doç. Dr. Emel Memiş, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınarak tutuklanmasını, Doç. Dr. Sibel Özbudun ve akademisyen Temel Demirer, gazeteciler Buse Söğütlü, Ceren Erdoğdu, Berfin Ay, Hazar Dost, Abbas Vural ile pek çok kentte siyasi parti yönetici ve üyelerinin gözaltına alınması izledi.
Silivri’de, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası, üçü ilçe belediye başkanı yedisi tutuklu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davası, el konulan ve kayyım atanan Tele 1’in tutuklu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’ın Hüseyin Gün’ün itiraflarına dayalı olarak yargılandıkları ‘Casusluk Davası’ ve Ekrem İmamoğlu’nun ‘Diploma Davası’nı birlikte izlediğimiz Birgün Gazetesi Muhabiri Kayhan Ayhan’ın, dün birlikte döndüğümüz Silivri’den evine ulaştıktan sonra gözaltına alınması ve ardından, doldurma suçlamalarla tutuklama talebiyle sevkedilmesi.
Silivri’de İBB Davası hakiminin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başlayacağı tarih olarak işaret ettiği çarşamba (8 Temmuz) gününden hemen önce gözaltına alınan Kayhan’a götürüldüğü Emniyet’te, ağırlıklı olarak Silivri’den yaptığı haber paylaşımlarıyla, Silivri’den deneyimli meslektaşımız Zafer Arapkirli’nin Birgün TV’de yaptığı yayındaki duruşma aktarım ve yorumları sorulmuş. Emniyet’teki sorgusunda yanında bulunan Avukatı Sema Özdemir, Kayhan’a doğrudan haberleri ve yine habercilik bağlamındaki sosyal medya paylaşımlarının sorulduğunu belirterek, ‘Bomboş bir dosya’ dedi.
Hukuk yok, ‘tedbir siyaseti’ var…
Kayhan’ın Çağlayan Adliyesi’ne getirildikten sonra, savcı tarafından ifadesi alınmadan, son dönemin maymuncuğu haline gelen TCK 217/A-1’den, ‘Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla, tutuklama talebiyle doğrudan Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiş olması, bize hukukun değil, bir ‘tedbir siyasetinin’ işlediğini gösteriyor. İmamoğlu bu adliyeye getirildiği gün baro yöneticisi avukatların girişi bile engellenmiş, biz gazetecilerin de, girişteki basın bürosuyla sınırlı alanda durarak takip yapabileceğimiz söylenmişti. Silivri’deki davaları izleyen gazeteciler ilk olarak ‘para alarak’ haber yapmak gibi tamamen asılsız bir kampanyanın hedefi haline getirildi. Bu tutmayınca şimdi de muhalefet partisi belediyeleriyle, yönetici ve üyelerinin yargılandıkları davaları izleyen gazeteciler, gözdağı verilerek bu davaları izlediklerine pişman edilmek isteniyor.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde Sulh Ceza Hakimliği’ni bulunduğu 6. kattaki bir bankta oturup bu yazı yazarken, karşıdan bir meslektaş, ‘Hazar Dost serbest’ diye serinletici bir haber veriyor. Bu hararetli ortamda hepimize iyi gelen bir haber. Ancak Hazar Dost’un bırakıldıktan sonra küfür ve hakarete, işkence olarak adlandırılabilecek muamelelere maruz kaldığını açıklaması, o görece iyilik duygusunu alıp götürdü.
Kayhan’ın Silivri’deki İBB ve bağlantılı davaları izlediği için ve oradan yaptığı paylaşımlar nedeniyle gözaltına alınarak apar topar tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi yeni bir seviyeyi gösteriyor: İBB Davası’nı izlemeyin!
Özgür Özel’e ‘Bırak İmamoğlu’nu gel Ankara’da otur’ diyen siyasi irade, gazetecilere de ‘izlememesi gereken haberler’ sınırı çiziyor.
Kayhan’ın imza ve yurtdışı adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılması Adliye’de onu bekleyen hepimizi sevindirdi. Ne var ki, bu yapılan muamelenin ağırlığını ve verilen mesajı ortadan kaldırmıyor.
Ama unutulmasın. Halkı doğru bilgilendirme ilkesine tutkuyla bağlı gazeteciler olarak asla teslim olmayız!
Evrensel'i Takip Et