İliç Maden Katliamı davasında 8. duruşma: Cumhuriyet tarihinin en büyük çevre felaketi davasında tutuklu sanık kalmadı
İliç maden katliamı davasının 8. duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanığın tahliyesine karar vererek ev hapsi verirken, bilirkişi heyetinin şaibeli yapısı ve maden şirketindeki görev tanımlarına dair tartışmalar duruşmaya damga vurdu.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Erzincan – Erzincan İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait Çöpler Altın Madeninde 13 Ocak 2024 tarihinde 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği ve büyük bir çevre felaketine neden olan heyelana ilişkin davanın 8. duruşması Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 2’si tutuklu 43 sanığın, “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” ve “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından yargılandığı davada karar açıklayan mahkeme heyeti, oy çokluğuyla tutuklu iki sanığın tahliye edilerek ev hapsi tedbiri uygulanmasına karar verdi.
Bilirkişi heyeti krizi yaşandı
Duruşma, bilirkişi heyetinin oluşturulmamış olması tartışmalarıyla devam etti. Bilirkişi heyeti üyesi Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin maden şirketiyle ticari ilişkisi olduğunu belgeleyen gazetemiz haberi üzerine yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verilirken, mahkemeye dilekçe sunan sanık avukatlarının sadece şaibeli iki ismin değiştirilmesi ve yeniden bir heyet oluşturulmasının süreci uzatacağına yönelik beyanları tutanaklara yansıdı.
İddia makamı mütalaasını yeniledi
İddia makamı mütalaasını yenilerken duruşma, Uğur Yıldız’ın ailesinin avukatı Ümit Altaş’ın beyanlarıyla başladı. Bir önceki celsede mahkemeye sunulan bilirkişi haberimizi hatırlatan Avukat Altaş, en son bilirkişi heyetinde yer alan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi ve Prof. Dr. Okay Altun hakkında suç duyurusunda bulunulmasını ve resen soruşturma başlatılmasını talep etti.
Yine gazetemizin haberini hatırlatan Altaş, 10 Ekim 2023 tarihli bir belgede su yönetiminden sorumlu olan ve bugün madenin genel müdürvekili sıfatını taşıyan Ali Sert’in mahkemede dinlenmesini istedi. Yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması talebini yineleyen Altaş, Zafir Ekmekçi ve Okay Altun yerine sadece yeni bilirkişiler atanmasını değil, sürecin şaibesiz ilerlemesi adına yeniden bir heyet oluşturulmasını talep etti. Bu bağlamda özellikle ODTÜ’den akademisyenler seçilmesini talep eden Altaş, Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin mahkeme huzuruna getirilmesini istedi. Ayrıca Anagold’un kimi görev tanımlarını değiştirdiğini belirten avukat, 2021 yılı sonrasındaki iş akışı şemasının mahkemeye sunulmasını, bilgisayar ve e-posta kayıtlarının incelenmesini talep etti. Yıldız ailesi vekili Güler Düzgün de söz alarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması yönündeki talebini yineledi.
Sanık ve avukatlarından tahliye talepleri
Müdafi avukatlarının beyanlarının ardından savunma yapan sanıklar ve sanık avukatları, tutuklu sanıkların tahliyesini talep ederken, adli kontrol şartı olan sanıklar üzerinden bu uygulamanın da kaldırılmasını istedi. Ali Rıza Kalender’in avukatı da bilirkişi heyetinin yeniden oluşturulması talebine katıldı.
Hakkında kırmızı bülten çıkarılan sanık Kenan Özdemir’in avukatı Ali Atıcı da mahkeme salonunda savunma yaparak, müvekkilinin görev tanımının olay sonrası değiştirildiğini, suçun müvekkiline yıkılmaya çalışıldığını söyleyerek mahkemeye belge sundu. Atıcı, görev tanımlarıyla ilgili savcılığa yapılan bildirimlerin altında imza bulunmadığını belirterek, bu bildirimleri yapan kişinin ortaya çıkarılmasını talep etti.
Baba Yıldız baygınlık geçirdi, Anne Yıldız ‘Katiller’ diyerek isyan etti
Savunmaların tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıklamak üzere davaya ara verdi. Arada, Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız baygınlık geçirirken, anne Sevda Yıldız adliye koridorunda, “Bizi ne hale getirdiler, bu ülkede adalet yok. Hırsızlar, katiller sokakta. Benim evladım toprak altında. Bizim sesimiz duyulsun artık” diyerek isyan etti.
Duruşma 20 Ekim’ ertelendi
Kenan Özdemir hakkındaki görev tanımlarının ibrazı istendi. Yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verilirken, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verilerek ev hapsi tedbiri uygulanmasına hükmedildi. Duruşma 20 Ekim 2026 tarihine ertelendi. Karar sonrası anne Sevda Yıldız “Katiller, hırsızlar” diye bağırarak sinir krizi geçirdi.
Adliye önünde açıklama: Adaletsizliğe sessiz kalmayın
Duruşması sonrası adliye önünde açıklama yapan Avukat Ümit Altaş, tutuklu sanık kalmamasına tepki göstererek tüm kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu. Altaş, ailenin yaşadığı acıya dikkat çekerek, “Uğur Yıldız’ın babası duruşma salonunda beklerken bayıldı, şu an hastanedeler. Türkiye’nin yakın dönemde gördüğü en büyük çevre katliamında 9 canımızı kaybettik. Bu dava, Yıldız ailesinin büyük mücadelesi sonucu buraya kadar geldi, ancak bugün verilen kararla davada artık tutuklu kimse kalmadı” dedi.
“Patronlar ve müdürler yargı önüne getirilemedi”
Türkiye’de sadece düşüncesini ifade eden insanlar yıllarca tutuklu kalırken, 9 insanın ölümüne sebebiyet veren büyük bir cinayet davasında tek bir tutuklunun dahi bırakılmamasına isyan eden Altaş, şunları söyledi: “Amacımız sadece tutukluluk değil. Bu ülkeyi emeğiyle bizler kurduk, Anagold firması değil. Ancak biz bu mahkeme önüne Anagold yetkililerini getiremedik. Kenan Özdemir’in avukatı dahi, şirketin uydurma görev tanımlarıyla adil yargılamayı etkilemeye çalıştığını ve yalan beyan verdiğini belgeleriyle ispat etti ama yine bir sonuç alamadık. Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci, Amerika’da ikamet etmesine rağmen bir gün olsun mahkeme huzuruna çıkarılamadı. Devletimiz bir kişiyi mahkeme önüne getiremeyecek kadar aciz değildir.”
“Bilirkişi raporları şaibeli”
Akademisyenlerin hazırladığı bilirkişi raporlarının taraflılığına da değinen Altaş, “Bizzat şirkete hizmet veren akademisyenler raporun altına imza atarak mahkemeyi yanılttı. Adil yargılamayı etkileyen bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ettik ancak bu konuda da bir adım atılmadı” ifadelerini kullandı.
“Altın musluğunu kapatmamak için insanları ölüme ittiler”
Olay gününe dair ihmallere dikkat çeken Altaş, “O gün yalnızca oradaki insanlara ‘dur, buraya çıkma’ denilseydi 9 insan hayattaydı. Neden denilmedi biliyor musunuz? Çünkü altın akıyordu. Altın musluğunu kapatmak onlar için zarardı. Sizin çocuklarınızın da başına gelebilir; çocuğunuzun değeri parayla ölçülebilir mi?” diye sordu.
“20 Ekim’de yalnız bırakmayın”
Kamuoyuna seslenen Altaş, sözlerini şu çağrıyla sonlandırdı: “Adaletsizliğe sessiz kalan, kör kalan herkes bir gün bu durumla karşı karşıya kalır. Lütfen sesimizi duyun. Bir sonraki duruşmaya bizi burada yalnız bırakmayın. Yalnız bıraktığınız biz değiliz, çocuklarınızın geleceği ve güvenliğidir. Bu memleket Anagold’un değil, bizim memleketimiz. 20 Ekim’deki duruşmada bütün Türkiye halklarını yanımızda görmek istiyoruz. Çocuklarının yasını bile tutamayıp mahkeme koridorlarında adalet arayan bu ailenin feryadına ortak olun.”
Evrensel'i Takip Et