06.07.2026 17:00

Deprem, vaat, sürgün: İki bin yıllık Affan Mahallesi'nin hikayesi

6 Şubat Depremleri’nin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Antakya’da belirsizlik sürüyor. Affan Mahallesi’nde riskli alan kararı, yerinden edilme kaygısını büyütürken tarihi doku, birlikte yaşama kültürü ve barınma hakkı tehdit altında.

Sedef Akçay
[email protected]


6 Şubat depreminin üzerinden üç yıldan fazla zaman geçmişken Antakya’da durum maalesef iyileşmekten oldukça uzak. Şehir koca bir şantiye alanı halinde ve daimî bir yoksunlukla sınanıyor. Sürekli elektrik ve su kesintileri yaşayan Antakya halkı tüm bunların yanında temiz bir hava dahi soluyamıyor. Şehrin birçok noktasında iş makinelerinin sesi hiç dinmiyor; yükselen toz bulutları gündelik hayatın bir parçasına dönüşmüş durumda. Antakya’nın tarihini ve hafızasını taşıyan Affan Mahallesi için bir de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilan edilen “riskli alan” durumu söz konusu. Bu da başkaca belirsizlikleri beraberinde getiriyor. Affan Mahallesi’nin sakinlerinden, Kadim Kent Platformu üyesi Kemal Arıbaş’la mahallenin deprem sonrası yaşadığı değişimi, riskli alanın yarattığı çelişkileri konuştuk.

Kemal Bey okurlarımız için bize kendinizden bahseder misiniz? Affan’la bağınız nereye dayanıyor?

Ben Kemal Arıbaş, Affan Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Affan Mahallesi, Antakya’nın kalbinde dünyanın dördüncü büyük merkezlerinden bir tanesi. Milattan önce yüz yetmiş beş yılında kurulmuş bir mahalle ve ilk adıyla mitolojik adıyla da Epifania olan bir mahalle. Beşinci kuşak mahalleliyim ben ve depreme kadar burada yaşadım. Atalarım da burada yaşadı. Affan Mahallesi çok önemli bir mahalle bizler için ve kaybetmek istemediğimiz için de mücadele ettiğimiz bir yer.

Depremde Affan Mahallesi nasıl etkilendi?

Birazdan gezeceğiz zaten orada da görünür. Affan Mahallesi Silpius dediğimiz Habib-i Neccar Dağı ile Herot dediğimiz dünyanın ilk ışıklandırılmış caddesi olan Kurtuluş Caddesi arasında kalan bölgede kurulmuş bir mahalle. Depremde en az zarar gören, en az kaybın olduğu bir mahalleydi aslında. Bizler çok umutlandık.

Mahallemizi terk etmeyeceğiz, nasıl olsa çok az zarar gördü diye umutlanmışken, cumhurbaşkanlığının mayıs ayında kararnamesiyle, aslında nisan ve mayıs aylarındaki kararnamesiyle, mahallemizi de içine alan üç yüz yedi hektarlık bölgeyi riskli alan ilan ettiler. Riskli alan şu demek, bu alanın içerisinde kalan evleri yıkamazsınız, yeniden yapamazsınız, onaramazsınız, alamazsınız, satamazsınız. Elimiz kolumuz bağlandı. Bize halk sahipliği adı altında bir seçenek sunuldu. Biz de zaten o dönemlerde bilgi kirliliğine çok maruz kaldık. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Halk sahipliğini istedik. Daha sonra gelen bakanlar sırasıyla. Hatta Cumhurbaşkanımız dahil “hiç merak etmeyin, endişelenmeyin, hiçbiriniz mahallenizden koparılmayacaksınız” diye sözler verdik. Biz de umutlandık ve güvendik. Çünkü devlet büyüklerimizin vermiş oldukları sözler bunlar. Daha sonra çekilen kuralarda her birimize, örneğin bana sadece yirmi kilometre uzakta Dikmece’de bir konut çıktığı söylendi. Şimdi benim bir tane çocuğum var. Tutunabileceğim bir dalım var. Kronik hasta olan eşim var. Ben de kronik hastayım ve düşünün biz yirmi kilometre ötede bilmediğimiz, tanımadığımız insanların olduğu yerlere ben sürgün demek istemiyorum ama bir şekilde gönderildik. Burada yetkililere ulaşmaya çalıştık. Ya siz bize söz vermiştiniz. Hiçbiriniz mahallenizden uzaklaştırılmayacak diye o sözler ne oldu diye biz yanıt alamadık maalesef.

Birlikte yaşama kültürünü tüm dünyaya tanıtan tek mahalle bu mahalle. İçinde Yahudi’si, Hristiyan'ı, Alevi'si ve Sünni’sinin bir arada yaşadığı kendi ibadet yerleri dahil şu anda kilisemiz de bizim mahallede, havra da sinagog da bizim mahallede, camiler türbeler de bizim mahallede. Bizim mahallemizin insanı bu ibadet yerlerinden onlarca kilometre uzakta ne yapacaklarını nasıl ibadet edeceklerini bilemeden gidecekler. Gitmek zorunda bırakılacaklar. Mesela ritüellerimizi gerçekleştirdiğimiz bizim ibadet yerlerimiz vardı. Benim mesela Dikmece’deki apartmanımda, bana çıkan TOKİ konutumda benden imza istediler, sebebi de şu camiden gelen ezan sesi çok az duyuluyormuş apartmanımızın dibine bir tane hoparlör konulması için imza istediler. Benim alt komşum Hristiyan ben Alevi’yim… böyle bir demografik yapının değiştirilmesiyle ilgili endişeler de yaşıyoruz biz.

Şimdi okurlar için de karışmasın diye soruyorum. Daha az yıkımın daha az kaybın olduğu bir yer olarak söylüyorsunuz ama yıkım fazla görünüyor. Nasıl oluyor bu?

Tescilli binalarımızın hepsi teker teker gerekçesiz yıkıldı. Orta hasarlı veya az hasarlı ama tescilli bina, çevresine şeritlerin çekildiği, demir kazıklarla çevrelendiği en son, şimdi gösteririm size yerini, en son bir tane binamız var, az hasarlıydı. Bir sabah kepçe yerle bir etti onu. Sorduğumuzda muhatap bulamadık. Kim yıktı, niye yıktı, neden yıktı hiç kimse bilmiyor. Mahallenin içerisi de keza öyle. Bizim bir tane Akasya ağacımız var. Hristiyanların bayramında, Paskalya'da, Alevi aileyle Hristiyan ailenin ağacın altında Paskalya çöreği yaptığı bir Akasya ağacını bile yıktılar. Kestiler, yani neden kesildiğini bizler bilmiyoruz. Mahallemizle ilgili nasıl bir sonuç, nasıl bir son bekliyor bizleri bilmiyoruz. İki tane farklı partiden muhalefet milletvekili soru önergesi verdiler bakanlığa. Biz halen bu soru önergelerinin yanıtlarını alamadık. Şu anda Kurtuluş Caddesi restore ediliyor. Burada şu anda bir de tramvay projesi varmış. Tramvay projesini bize müjdeler diye sunuyorlar basın yayın organları veya muhalif bazı STK'lar bize projeyi müjdeler diye sunuyorlar ama Affan’da yaşamayan Affan’lılar olmadan o tramvay hattını siz kime yapıyorsunuz, kimi bindireceksiniz? O tramvay hattını nerelerde gezdireceksiniz? Potemkin evlerinin üzerine mi gezdireceksiniz? Peki burada çok güzel yapılar yapıldı, iş yerleri yapıldı. Birkaç metre ötesinde o enkaz yığınlarını göstermemek adına oraya makyajladığınız yer görünmeyecek mi zannediyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geldiğinde güllük gülistanlık görünüyordu. Buradaki halkın tepkisi nasıldı?

Şimdi buradakiler zaten kendisinin açılış yaptığı Habib-i Neccar Camisinin oraya gidemedi. Çünkü yollarda çalışmalar vardı. Bir tek güzergâh vardı. Beş-altı kilometre dolanıp gitmemiz gerekiyordu. Mahalle halkı gidemedi zaten mahalle halkının dörtte üçü mahallede oturmuyor şu anda. Çevre illerde oturanlar, yurt dışına gidenler… günde en az dört beş tane telefon alıyorum ben “Abi ne olacak, geri dönelim mi? Geri dönersek ne olacak?” diye. Ben bundan birkaç ay önce annemi kaybettim. Annemin ölmeden önce tek isteği de Antakya'ya gelip burada ölmekti, Bursa'ya göndermiştik. Bursa'dan cenazesini getirebildik.

Yani şimdi bütün o giden Affan halkının cenazelerinin mi gelmesi gerekiyor? Buranın akıbetinin sonuçlanması için. Çok endişeliyiz yani bu konuda kesinlikle. Bize dört yüz seksen dört bin liraya TOKİ evi satılacağı müjdesi de verildi. Tamam müjde diye verildi. Düşünün ki biz bunların ücretsiz verileceğini sanıyorduk. Bize evlerinizden sakın eşya çıkarmayın, ölüm tehlikesi var. Biz zaten eşya yardımı yapacağız diye, Süleyman Soylu İçişleri Bakanı iken deklare edilen bir başka müjde verilmişti o zaman. Biz ona güvenerek eşyamızı da çıkarmadık. Biz eşofmanlarla çıktık ellerimizden ve eşyalarımız hepsi enkaz altında bırakıldı, yani yıkıldıktan sonra. Şu anda ne eşya yardımı alabiliyoruz ne bir şey. Ben bir yıldır kira yardımı alamıyorum. Bana anahtar verildiği an kira yardımım kesildi. Tamam ama anahtarı aldığım yerde yirmi bir tane eksik vardı, oturulacak gibi değildi. O eksikleri tamamlama adına anahtarın birini geri aldı şirket. Daha bugüne kadar ben teslim alamadım konutumu ama kira yardımı da kesildi. Aidat ödüyorum oturmadığım daireye, on iki bin lira peşinat ödedim havuza. Ne için ödediğimizi de bilmiyoruz. Her ay bin yüz lira aidat ödüyoruz. Ödemediğiniz her ay için yüzde üç gecikme faizi uyguluyorlar.

Yani çok sorun var, çok sorun var ama gel bakalım yandaş kanallardan güllük gülistanlık, Antakya yeniden inşa edildi diye müjdeler veriyorlar. Biz o müjdeleri yaşamak istiyoruz, biz görmek istiyoruz.

Peki buradaki Hristiyanlar, Yahudiler nereye göç ettiler?

Şu anda hiçbir Antakya’da değil. En yakın Arsuz’dalar iş yeri burada olanlar bir şekilde her gün gidiş geliş yapıyorlar. Kuyumcu arkadaşlarım yemin ediyor. Ben diyor haftalardır siftah etmeden her Allah'ın günü diyor Arsuz’dan geliyorum. Akşam tekrar Arsuz’a dönüyorum, siftah etmeden -ki o insanların da iş yerlerinin akıbeti belli değil. Ne olacağı ne zaman bitirileceği belli değil. Yani bu belirsizliklerin de bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Yani düşünün, burada kırk yedi hektarlık bir alanı bir ay önce gene Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belediyeye, Büyükşehir’e devredildi. Yeniden yapılanma alanı diye, fakat orayla ilgili de bilgi alamıyoruz. Ne olacak ev mi yapılacak, iş yeri mi yapılacak, kimlere nasıl verilecek hiç bilmiyoruz. Biz üst mahalleler için örneğin benim konutumun da olduğu on beş apartmanlık bir ada var. Biz oraya iki yüze yakın dilekçe de verdik. Lütfen bu adayı rezerv alanına dönüştürün. Biz mahallemizi terk etmek istemiyoruz. Burayı rezerv alanına dönüştürün. TOKİ burada ev yapsın, bizlere ev versin diye. Mecburen artık öyle bir şey olsun dedik ama o bile reddedildi. Gerekçe yok. Şimdi burası tarihi sit bölgesi. Güya riskli alan tarihi sit bölgesi alanı diye. İnşaata, yapıya yasaklandı ama üç defa imar planı çıkarıldı buraya. Riskli alanda, tarihi bölgede imar planı çıkarılır mı ya? Yani imar planı çıktı. Ben mesela benim evimin olduğu yerde kaç katlı bina yapılacağını biliyorum. Hani orası riskli alandı, orası tarihi bölgenin olduğu yerdi. Şu anda mesela kırk yedi hektar, serbest bırakılan büyük şehre devredilen alanın hepsi eski Antakya. Şimdi nasıl olacak peki? Büyükşehir tarihin üzerine bina mı yapacak? Yani çelişkilerle dolu kararlar çelişkilerle dolu bir durum ve belirsizlikler maalesef Antakya'da devam ediyor.

06.07.2026 13:02 / Güncelleme: 13:55

55 yıllık sandviç zincirinde kriz: Şubeler geçici olarak kapatıldı

ABD'de 55 yıldır faaliyet gösteren sandviç zinciri Beef-a-Roo, finansal sorunlar nedeniyle bazı şubelerini geçici olarak kapattı. Maaşlarını alamadıklarını söyleyen çalışanlar iş bırakırken, şirket ödemelerin yapılacağını açıkladı.

55 yıllık sandviç zincirinde kriz: Şubeler geçici olarak kapatıldı

Fotoğraf: Raphael Nogueira/Unsplash

06.07.2026 13:41 / Güncelleme: 16:58

DİSK'ten İstanbul Vergi Dairesi önünde açıklama: 'Gelirde ve vergide adalet işçilerle gelecek'

DİSK, İstanbul Vergi Dairesi önünde yaptığı açıklamada ücret kayıpları ve vergi yükünün işçilerin alım gücünü düşürdüğünü belirterek tepki gösterdi.

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
06.07.2026 10:10

Galatasaray'dan orta sahaya Premier Lig operasyonu: İki yıldız için temas başlıyor

Galatasaray, yeni sezon öncesinde orta saha transferi için çalışmalarını hızlandırdı. Sarı-kırmızılıların gündeminde Burnley forması giyen Lesley Ugochukwu ile Chelsea'nin genç yıldızı Andrey Santos'un bulunduğu öne sürüldü.

Galatasaray'dan orta sahaya Premier Lig operasyonu: İki yıldız için temas başlıyor

Fotoğraf: Wikimedia Commons (CC BY 4.0)

06.07.2026 11:00

LGS sonuç sorgulama 2026: Sonuçlar hangi gün açıklanacak, tercihler ne zaman yapılacak?

2026 LGS sınavına katılan 1 milyondan fazla öğrenci sonuçlar için geri sayıma geçti. Milli Eğitim Bakanlığı, sınav sonuçlarının açıklanacağı tarihi ve tercih takvimini duyurdu.

LGS sonuç sorgulama 2026: Sonuçlar hangi gün açıklanacak, tercihler ne zaman yapılacak?

Fotoğraf: Andy Barbour/Pexels

06.07.2026 11:44

soL Haber'in X hesabına erişim engeli: Türkiye'den görünmez hale getirildi

soL Haber'in X hesabına "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle Türkiye'den erişim engeli getirildi. soL Haber, karara ilişkin hukuki süreç başlatacağını duyurdu.

soL Haber'in X hesabına erişim engeli: Türkiye'den görünmez hale getirildi

soL Haber

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!