LGS sonuçlarının açıklanmasına bir hafta kala sistem değişti: Karar bakan onayına bırakıldı
Milli Eğitim Bakanlığı, sınavla öğrenci alan liselerin belirlenmesine ilişkin yönetmeliği değiştirdi. Yeni düzenlemeyle okulların değerlendirme ölçütleri yenilenirken, son karar bakan onayına bırakıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı, LGS sonuçlarının açıklanmasına 1 hafta kala sınavla öğrenci alan liselerin belirlenmesine ilişkin ölçütleri değiştirdi. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, okulların merkezi sınav puanıyla öğrenci alıp alamayacağına ilişkin süreçte bakan onayı belirleyici hale getirildi.
Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliğe göre, sınavla öğrenci almak isteyen okullar akademik başarılarının yanı sıra proje ve program dışı faaliyetler, sertifikalar, yarışmalardaki başarılar ve “paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları” gibi ölçütlerle değerlendirilecek.
Başvurular ocak ayında il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılacak. İl değerlendirme komisyonları, Bakanlık kılavuzunda yer alan kriterlere göre rapor hazırlayacak. Süreç daha sonra il teklif komisyonları ve Bakanlık tespit komisyonu üzerinden ilerleyecek. Onaylanan okullar en geç mayıs ayı sonuna kadar valiliklere bildirilecek.
Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, mesleki ve teknik liseler ile Anadolu imam hatip liselerinde ise ilgili genel müdürlüklerin teklifi ve bakan onayı belirleyici olacak.
“Belirsizlik artacak”
Düzenlemeyi Cumhuriyet’e değerlendiren eğitimci Feray Aytekin, değişikliğin yalnızca teknik bir yönetmelik düzenlemesi olarak görülemeyeceğini söyledi. LGS sonuçlarının açıklanmasına bir hafta kala yeni kriterlerin duyurulmasının öğrenciler ve veliler açısından belirsizliği artıracağını belirten Aytekin, sınav merkezli eğitim sisteminin çocuklar üzerindeki baskıyı büyüttüğünü ifade etti.
Aytekin, “Elemeye, rekabete dayalı sınav merkezli eğitim sistemi çocukların çocukluklarını, en güzel yıllarını çalıyor” dedi.
“Eğitim harcamaları arasındaki fark 28 kata çıktı”
Sosyoekonomik eşitsizliklerin eğitimde belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Aytekin, velilerin çocuklarını akademik başarısı yüksek okullara yerleştirebilmek için temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda bırakıldığını söyledi.
Aytekin, “En düşük sosyoekonomik düzeydeki ailelerle en yüksek sosyoekonomik düzeye sahip ailelerin eğitime harcadığı miktar 28 kata ulaşmış durumda” ifadelerini kullandı.
“Siyasal ve kişisel yakınlıklar belirleyici olabilir”
Sınavla öğrenci alan okulların belirlenmesinde bakan onayının temel unsur haline gelmesinin yeni sorunlara yol açabileceğini belirten Aytekin, proje okullarında yaşanan belirsizlikleri hatırlattı.
Aytekin, “Eşit, adil ve objektif ölçütlere dayanmayan süreçler işletildiğinde siyasal, sendikal ve kişisel yakınlıklar belirleyici oluyor. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin yaşadığı sorunlar, mağduriyetler ve belirsizlikler kalıcı hale getiriliyor” diye konuştu.
“Paydaş iş birliği” uyarısı
Yönetmelikte yer alan “paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları” ifadesinin kritik olduğunu söyleyen Aytekin, benzer ifadelerin daha önce proje okullarına ilişkin düzenlemelerde de kullanıldığını belirtti.
Aytekin, “İşbirliği ve protokol ifadelerinin yer aldığı her yönetmelik değişikliğinde karşımıza çeşitli sermaye grupları veya vakıf, dernek adı altındaki tarikat yapıları çıkıyor. Bu ifade, merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenme sürecinde ve okul işleyişinde bu yapıların rolünün artırılacağını ve kalıcı hale getirileceğini gösteriyor” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamusal eğitim sorumluluğuna dikkat çeken Aytekin, bu sorumluluğun adım adım sermaye gruplarına ve vakıf, dernek adı altındaki yapılara devredildiğini ifade etti. Aytekin, düzenlemenin öğretmen hakları ile öğrencilerin eşit, parasız, nitelikli, kamusal ve bilimsel eğitim hakkı açısından ciddi tahribat yaratacağını söyledi.
(cumhuriyet.com.tr)
Evrensel'i Takip Et