Rusya-Ukrayna savaşının yeni yüzü: Topçu birliklerinden İHA’lara evrilen saldırılar
Bugün savaşın en belirleyici unsuru gökyüzünde dolaşan binlerce insansız hava aracı. Cephe hakkı Kiev’in apartmanlarına, Moskova çevresindeki rafinerilere, enerji santrallerine ve milyonlarca insanın gündelik yaşamına kadar uzanıyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Kiev’deki yıkımın fotoğraflarını X hesabında paylaştı
Revan Cavit
Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılını geride bırakırken savaşın yalnızca süresi değil, karakteri de köklü biçimde değişti. 2022 yılının ilk aylarında dünya tankların ilerleyişini, topçu birliklerini ve şehir kuşatmalarını izliyordu. Bugün ise savaşın en belirleyici unsuru gökyüzünde dolaşan binlerce insansız hava aracı. Artık cephe hattı yalnızca Donbas’tan ibaret değil; Kiev’in apartmanlarına, Moskova çevresindeki rafinerilere, enerji santrallerine ve milyonlarca insanın gündelik yaşamına kadar uzanıyor.
Son iki haftada yaşanan gelişmeler bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Rusya, Ukrayna’nın birçok kentine neredeyse her gece yüzlerce kamikaze İHA ve füze gönderdi. Temmuz ayının ilk günlerinde gerçekleştirilen saldırılarda tek gecede yaklaşık 500 insansız hava aracı ile onlarca füze kullanıldı. Kiev başta olmak üzere birçok kentte apartmanlar, hastaneler, ulaşım altyapısı ve enerji tesisleri hedef alındı. Çok sayıda sivil yaşamını yitirirken yüzlerce kişi yaralandı. Enkaz altında kalan insanların kurtarılması saatler sürdü. Buna karşılık Ukrayna da uzun menzilli insansız hava araçlarıyla Moskova çevresindeki askeri tesisleri, petrol rafinerilerini ve lojistik merkezlerini hedef almayı sürdürdü.
Bu tablo savaşın geldiği yeni aşamayı gösteriyor. Dört yıl önce istisna sayılan yüzlerce İHA’nın aynı gece kullanılması bugün sıradan hale gelmiş durumda. 2022’de Rusya’nın kullandığı insansız hava araçları daha sınırlı sayıdaydı ve savaşın ağırlığını topçu birlikleri ile seyir füzeleri oluşturuyordu. Özellikle 2023’ten itibaren İran tasarımı Şahed tipi kamikaze İHA’ların seri üretime geçmesiyle birlikte saldırıların ölçeği katlanarak büyüdü. Aynı süreçte Ukrayna da yerli üretim uzun menzilli dron kapasitesini artırdı. Savaşın ilk yıllarında Ukrayna Türkiye’den “Bayraktar TB2”, ABD’den “Switchblade 300”, “Switchblade 600”, “Phoenix”, “Ghost RQ-20” ve “Puma”, Polonya’dan “Warmate” dronlarını tedarik ediyordu. Ancak zaman içinde çatışma, adeta bir dron üretim yarışına dönüştü. Günümüzde hem Ukrayna hem de Rusya, dış tedarikten yararlanmaya devam etse de, savaşta kullanılan İHA’ların önemli bir bölümü artık iki ülkenin kendi üretim kapasitesiyle karşılanıyor.
Böylece savaş, klasik kara savaşından çok iki tarafın birbirinin arka bölgelerini sürekli hedef aldığı yüksek yoğunluklu bir İHA savaşına dönüştü.
Savaşın ekonomik mantığı da dönüşüyor
Bu değişim yalnızca askeri teknolojide yaşanan bir dönüşüm değil. Aynı zamanda savaşın ekonomik mantığını da değiştiriyor. Bir kamikaze İHA’nın maliyeti modern bir seyir füzesinden çok daha düşük. Orta sınıf bir kamikaze dronunu üretmek için 2 bin ila 10 bin dolar harcanırken bir seyir füzesinin maliyeti 2-3 milyon dolar arası değişiyor. Ancak enerji santrallerini, rafinerileri ya da ulaşım altyapısını hedef aldığında ortaya çıkardığı ekonomik zarar milyonlarca doları buluyor. Hava savunma sistemleri ise çoğu zaman bu araçları durdurmak için çok daha pahalı füzeler kullanmak zorunda kalmaktadır. Böylece savaş, yalnızca cephede değil bütçelerde de bir yıpratma mücadelesine dönüşmektedir.
Ancak savaşın yeniden sertleşmesini yalnızca askeri gelişmelerle açıklamak yeterli değil. Ukrayna cephesinde yaşananlar, uluslararası sistemdeki daha geniş dönüşümün bir parçası olarak görülüyor. Soğuk Savaş sonrasında kurulan tek kutuplu düzen çözülürken büyük güçler yeni nüfuz alanlarını yeniden tanımlamaya girişti. Ukrayna bu mücadelenin merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.
Rusya açısından savaş, yalnızca Ukrayna’yı değil, NATO’nun doğuya doğru genişlemesini durdurma ve eski etki alanını koruma girişimi olarak görülüyor. ABD ve NATO açısından ise Ukrayna’nın desteklenmesi, Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden şekillendirilmesinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle cephede yaşanan her gelişme yalnızca Kiev ile Moskova arasındaki askeri dengeyi değil, Washington, Brüksel ve Pekin’in stratejik hesaplarını da etkiliyor.
Son dönemde Ortadoğu’da yaşanan gerilimler de bu denklemi daha karmaşık hale getiriyor. ABD’nin aynı anda Ukrayna, Ortadoğu ve Asya-Pasifik’te artan jeopolitik rekabeti yönetmeye çalışması, Rusya tarafından dikkatle izleniyor. Ortadoğu’da yükselen her kriz enerji fiyatlarını yukarı çekme eğilimi gösterirken, bu durum yaptırımlar altındaki Rusya’nın enerji gelirlerini de dolaylı olarak etkiliyor. Avrupa ise artan enerji maliyetleri, yüksek enflasyon ve büyüyen savunma harcamalarının baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
Sermaye ‘cephesi’ genişliyor
Tam da bu noktada savaşın görünmeyen yüzü ortaya çıkıyor. Cephede tanklar ilerlerken görünmeyen başka bir cephede sermaye ilerliyor.
Ukrayna savaşının ilk yıllarında birçok Avrupa ülkesi bunu geçici bir güvenlik krizi olarak değerlendirmişti. Bugün ise Almanya başta olmak üzere birçok ülke savunma bütçelerini tarihsel düzeyde artırıyor. NATO üyeleri gayrisafi yurt içi hasılalarının daha büyük bölümünü askeri harcamalara ayırıyor. Avrupa Birliği ortak savunma projelerine milyarlarca avroluk yeni kaynak aktarıyor.
Silahlanmaya ayrılan her yeni kaynak ise eğitimden, sağlıktan, sosyal güvenlikten ve emeklilik sistemlerinden çekilen kaynak anlamına geliyor. Savaş ekonomisi büyüdükçe sosyal devlet küçülüyor.
Dünyanın en büyük savunma sanayi şirketleri son dört yılda tarihi siparişler aldı. Almanya’nın “Rheinmetall” şirketi 10 milyar avronun üzerinde sipariş alırken, ABD’nin “Lockheed Martin” şirketi de 194 milyar dolarlık anlaşmalara imza attı. Füze sistemleri, hava savunma teknolojileri, insansız hava araçları ve mühimmat üretimi küresel ölçekte devasa bir sermaye birikim alanına dönüştü. Enerji şirketleri jeopolitik krizlerin yarattığı fiyat dalgalanmalarından yeni kârlar elde etti. Finans çevreleri savaş ekonomisinin açtığı yatırım alanlarını hesapladı.
Kaybedenler yine emekçiler
Rusya’da kamu kaynakları giderek daha fazla savaş ekonomisine aktarılırken sosyal harcamalar üzerindeki baskı arttı. Ukrayna’da milyonlarca insan yerinden edildi, kentler yıkıldı, sanayi altyapısının önemli bir bölümü tahrip oldu. Avrupa’da ise artan savunma bütçeleri kemer sıkma politikalarını ve sosyal harcamaların daralmasını beraberinde getirdi. Savaşın faturası yalnızca cephede değil; pazarda, faturada, kirada ve vergilerde hissediliyor.
Kararları alanlar güvenli masalarda otururken, bedeli ödeyenler emekçiler oluyor.
Evrensel'i Takip Et