BİRTEK-SEN 2. Olağan Kongresi: 'Sömürü kuşatmasına karşı birleşik genel eylem'
Savaşın, yoksulluğun, ağır vergilerin ve sömürünün işçi sınıfına yönelik topyekun bir saldırıya dönüştüğünü belirten BİRTEK-SEN, kongresinde bu kuşatmanın ancak ortak mücadele ve birleşik direnişle aşılabileceğini vurguladı.
Volkan Pekal
[email protected]
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) 2. Olağan Kongresi Antep’te Makine Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. 10 şehirden delegelerle “Birleş, örgütlen, değiştir” sloganıyla işçi sınıfının geniş kesimlerini de bir araya getiren kongre, Şık Makas işçilerinin kazandığı müjdesi ile başladı.
"Basın özgürlüğü işçi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası"
Divan Başkanı olan TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, işçi hakları mücadelesi ile basın özgürlüğünün bağlantılı olduğunu belirterek, Türkiye'de işçilerin en temel anayasal haklarını kullanabilmek için bile direnişe çıkmak zorunda kaldığını söyledi. Medya iş kolunun sendikasızlaştırılmasıyla birlikte emek haberlerinin de görünmez hale geldiğini vurgulayan Durmuş, bugün bir işçinin ancak polis müdahalesiyle karşılaştığında haber olabildiğini söyledi. Basın özgürlüğünün işçi sınıfının hak arama mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Durmuş, gazeteciler ile işçilerin ortak mücadelesinin hem emek hem de demokrasi mücadelesini güçlendireceğini söyledi.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Şık Makas işçileri kazandı
Tokat’ta aylarca direnerek kazanan Şık Makas işçileri salona “Direne direne kazandık” sloganı eşliğinde girdi.
Kongrede açılış konuşması için çağrılan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, ilk söz hakkını Şık Makas işçisi Sündüz Akkan’a verdi. Akkan, “Direne direne kazandık” sloganının arkasındaki müjdeyi verdi.
260 günlük direnişlerinin kazanımla sonuçlandığını açıklayan Akkan, bu başarının örgütlü mücadelenin eseri olduğunu vurguladı. “Şık Makas işçisi kazandı” diyen Akkan, elde edilen kazanımın yalnızca kendi fabrikalarındaki işçiler için değil, tüm işçi sınıfı için umut ve örnek olduğunu ifade etti.
Akkan, aylarca ücretlerini alamalarına ve kötüleşen koşullara rağmen işten atılınca yanlarında durmayan yetkili sendikanın işçilerde yarattığı güvensizlik ve yalnızlık içinde BİRTEK-SEN ile tanıştıklarını anlattı. "Zor günler yaşadık, umutsuzluğa kapıldığımız günler oldu ama hiçbir zaman birbirimizi bırakmadık. Çünkü biliyorduk ki tek başımıza değil, ancak birlikte mücadele ettiğimizde güçlüyüz" dedi.
Yalnızca patrona karşı değil, sarı sendikacılığa karşı da direndiklerinin altını çizen Akkan, "Biz bir sendika nasıl olmalı BİRTEK-SEN ile öğrendik. Ve bugün bu kürsüden gururla açıklıyoruz: Şık makas işçisi kazandı!" ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Türkmen: Birçok hak elde edildi
BİRTEK-SEN Genel Başkan Mehmet Türkmen, Tokat'tan gelen Şık Makas işçilerinin 260 gün süren direnişi sonucu kazandığına dikkat çekerek bu mücadelenin aynı zamanda Türkiye’deki çalışma rejiminin bir özeti olduğunu söyledi. Şık Makas direnşinin, işçilerin “örgütlü duruşla neler kazanabileceğini” gösteren bir örnek olduğunu ifade eden Türkmen, bu süreçte işçilerin yalnızca haklarını geri almakla kalmadığını, aynı zamanda iş güvencesi ve geleceğe dair önemli kazanımlar elde ettiğini vurguladı.
Türkmen, direnişin ilk önemli sonucunun işçilerin içeride kalan birikmiş alacaklarının ödenmesi olduğunu belirtti. İşten çıkış süreçlerinde işçilere uygulanan olumsuz çıkış kodlarının değiştirildiğini de duyuran Türkmen, bu değişiklik sayesinde işçilerin işsizlik maaşı alma hakkını yeniden kazandığını ve sosyal güvencelerinin iade edildiğini vurguladı. İşiler yalnızca kıdem ve ihbar tazminatlarını almakla kalmadı, bu ödemeleri en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte kazandı.
Direnişin önemli sonuçlarından biri olarak, dava ve yargılama süreçlerine ilişkin tüm masrafların işveren tarafından karşılanacağını açıklayan Türkmen, fabrikada üretimin devam etmesi halinde direnişe katılan işçilerin işe alımlarda öncelikli olacağının protokole bağlandığını söyledi. Bunun, işçilerin geleceğe dönük en kritik güvencelerinden biri olduğunu vurguladı.
Türkmen, “Bu zafer, tıpkı daha önce Başpınar'daki grevlerde olduğu gibi, Özak direnişinde olduğu gibi; Malatya'da, Adıyaman'da, pek çok yerde BİRTEK-SEN'in öncülük ettiği pek çok grev ve direnişte, hak mücadelesinde olduğu gibi sadece patronların işçi düşmanı tutumuna karşı değil; aynı zamanda ona göz yuman iktidarın, devletin ilgili yetkili kurumlarının, kolluğun yasaklarına, baskılarına, göz yummasına ve patronların bütün suçlarına ortak olan tutumlarına rağmen kazanıldı. Bu zafer, tıpkı diğer direnişlerde olduğu gibi, patronla iş birliği yapan, patron iş birlikçisi, patronla birlikte işçi düşmanlığı yapan bir sarı sendikanın ihanetine rağmen kazanıldı” dedi.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Savaşlar, emperyalizm ve küresel güç mücadelesi
Son 4,5 yıllık dönemi değerlendiren Türkmen, hem Türkiye’de hem de dünyada işçi sınıfına yönelik baskıların tarihsel ölçekte arttığını söyledi. Türkmen, bu süreci yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda savaşlar, göçler, çevresel yıkım ve küresel eşitsizliklerle iç içe geçmiş bir “çok katmanlı kriz dönemi” olarak tanımladı.
Bu dönemde Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan savaşlar ve işgaller, milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtığını dile getiren Türkmen, bu süreçte doğanın tahrip edildiğini ve çevresel yıkımın derinleştiğini belirterek tüm bu gelişmelerin en ağır faturasını emekçi sınıfların ödediğini vurguladı.
Türkmen, emperyalist kapitalist sistemin enerji hatları, tedarik zincirleri ve pazar rekabeti üzerinden yürüttüğü küresel mücadelelerin savaşları derinleştirdiğini vurguladı. Bu çatışmaların din, mezhep ve etnik kimlikler üzerinden kışkırtıldığını ifade eden Türkmen, halkların birbirine karşı konumlandırıldığını ifade etti. Filistin ve Gazze’de yaşananlara da değinen Türkmen, sivil kayıpların sürdüğünü belirterek uluslararası aktörlerin bu süreçte farklı düzeylerde sorumluluk taşıdığını dile getirdi.
“Asıl hedef işçi sınıfının birliği”
Türkmen, Türkiye’de yaşanan baskı ve hak ihlallerinin yalnızca iç siyasi dinamiklerle açıklanamayacağını belirtti. Türkiye’deki mevcut düzenin, küresel kapitalist sistemin bir uzantısı olduğunu ifade eden Türkmen, işçi sınıfına yönelik politikaların da bu çerçevede şekillendiğini belirterek bu nedenle emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin yalnızca ulusal değil, aynı zamanda uluslararası bir mücadele olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında ırkçılık ve milliyetçiliğin yükselişine de dikkat çeken Türkmen, bu eğilimlerin işçi sınıfını bölmeye hizmet ettiğini ifade etti. Göçmen karşıtlığı ve toplumsal düşmanlıkların sermaye düzenine dolaylı hizmet ettiğini söyleyen Türkmen, işçilerin gerçek sorununun birbirleri değil, sömürü düzeni olduğunu vurguladı.
Dünyada artan savaşlar, işgaller ve ekonomik yıkımlar milyonlarca insanı yaşadığı ülkeleri terk etmeye zorladığını dile getiren Türkmen, bu göç hareketlerinin ise sermaye düzeni tarafından çoğu zaman işçi sınıfını bölmek ve ucuz emek gücü yaratmak için kullanıldığını ifade etti.
Bu nedenle Türkmen, göçmen işçilere yönelik düşmanlığın aslında sermaye düzeninin işine yaradığını, çünkü böylece işçilerin kendi aralarındaki dayanışmanın zayıflatıldığını belirterek işçi sınıfının milliyet, din, mezhep ve etnik köken fark etmeksizin ortak çıkarlara sahip olduğunu dile getirdi. Türkmen buna karşı işçilerin ortak sınıf mücadelesi etrafında birleşmesi gerektiğini ifade etti.
“Fiili mücadele olmadan kazanım yok”
Türkmen, özellikle Türkiye’de tekstil sektöründe son yıllarda ciddi bir daralma yaşandığını belirtti. Döviz kuru politikaları, ekonomik programlar ve üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle sektörde büyük işten çıkarmalar yaşandığını söyledi. Sadece son 3–4 yılda yüz binlerce işçinin işini kaybettiğini ifade eden Türkmen, birçok işçinin kıdem ve tazminat haklarını bile alamadığını vurguladı.
Türkmen, bazı yetkili sendikaların işçilerin haklarını korumak yerine işverenlerle uyumlu hareket ettiğini dile getirdi. BİRTEK-SEN’in “yetkisiz ama fiili mücadeleyle etkili sonuçlar alan bir sendika” olduğunu söyleyen Türkmen, Başpınar ve benzeri direnişlerde fiili mücadeleyle önemli ücret artışları sağlandığını ifade etti.
Türkmen, mevcut koşullarda yalnızca yasal çerçeveye dayanarak hak kazanmanın mümkün olmadığını belirterek, işçi sınıfının fiili ve örgütlü mücadeleye yönelmesi gerektiğini söyledi. Sendikal rekabet yerine sınıf temelli birlik çağrısı yapan Türkmen, gerçek anlamda işçi iradesini esas alan bir sendikal yapının oluşması gerektiğini ifade etti.
Direnişlere selam ve dayanışma mesajı
Türkmen konuşmasının sonunda Türkiye’nin farklı bölgelerinde süren işçi direnişlerini tek tek anarak dayanışma mesajı verdi. Konuşmada özellikle Öğretmen Sendikası’nın açlık grevi ve öğretmenlerin mücadeleleri, Bağımsız Maden-İş’in öncülük ettiği maden direnişleri (Özçelik ve Doruk Maden başta olmak üzere), İzmir’de 566 gündür direnen Temel Conta işçileri, Mersin’de 177 gündür mücadele eden Mersin Liman işçileri, 229 gündür direnişini sürdüren Sunpex işçileri ile 47 gündür grevde olan PNC ve PMC işçileri selamlandı.
Türkmen ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Ağaç AŞ işçilerini de anarak, güvenlik soruşturması gerekçesiyle yapılan işten çıkarmaları eleştirdi ve işçilerin yeniden işe alınması çağrısında bulundu. Konuşmanın sonunda İliç maden faciasında yaşamını yitiren işçilerin aileleri de anılarak dayanışma mesajı verildi.
Karaca: İşçi sınıfı kendi pusulasını belirlemeli
Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, mücadelenin “Birlikte dövüşenlerin birbirini tanıdığı ve güveni büyüttüğü” bir süreç olduğunu belirtti. Antep, Tokat ve Urfa başta olmak üzere farklı kentlerde yürüyen işçi direnişlerinin aynı hatta birleştiğini ifade eden Karaca, sendikanın bu mücadeleleri bir araya getirerek güçlendirdiğini ifade etti.
Karaca, mücadelenin aynı zamanda öğretici bir süreç olduğunu vurgulayarak, işçilerin kimin dost kimin karşıt olduğunu sahada deneyimle öğrendiğini söyledi.
Türkiye’de hakların baskı altında olduğunu belirten Karaca, problemlerin “Ne yapacağız, nasıl değiştireceğiz” sorusu etrafında toplandığını dile getirdi. İşçi sınıfının kurtuluşun öznesi olduğunu vurgulayan Karaca, çözümün bireysel kahramanlar ya da dışarıdan kurtarıcılar değil, örgütlü emek gücü olduğunu ifade etti. Birliğin soyut bir çağrı değil, Başpınar’daki işçi direnişlerinden Tokat’taki Şık Makas mücadelesine kadar somut örneklerle ortaya çıktığını söyledi.
Ekmek mücadelesinin aynı zamanda demokrasi ve adalet mücadelesiyle birleştiğini belirten Karaca, işçilerin konuştuğu ve örgütlendiği ölçüde siyasetin de değişeceğini ifade etti. İşçilerin “kendi pusulasını belirlemesi” gerektiğini söyleyen Karaca, işçi sınıfının iradesine sahip çıkması çağrısında bulundu.
Boyunsuz: Dayanışmayı sürdüreceğiz
CHP PM Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Türkiye’de adaletsiz bir ekonomik ve siyasal düzenin hakim olduğunu belirterek, “Bir avuç azınlığın ülkenin tüm servetini ve gücünü kontrol ederken, geniş toplum kesimlerine yoksulluk ve baskı dayatıldığını” söyledi.
CHP'nin de kurumsal olarak zor bir dönemden geçtiğini belirten Boyunsuz, buna rağmen emek mücadelesiyle ortak bir zeminde buluştuklarını ifade ederek mücadelenin sadece siyasi partilerle sınırlı olmadığını, işçi sınıfı ile demokrasi güçlerinin ortaklaşması gerektiğini dile getirdi.
Parti içinde ve genel siyasal düzlemde değişim ve dönüşüm ihtiyacına dikkat çeken Boyunsuz, mevcut yapının emek ve adalet taleplerini karşılamaması halinde yeni yolların açılabileceğini söyledi. Her koşulda işçi sınıfının yanında olduklarını vurgulayan Boyunsuz, emek mücadelesiyle dayanışma içinde olmayı sürdüreceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı.
Bozgeyik: BİRTEK-SEN kongresi ortak mücadelenin zeminini oluşturuyor
DEM Parti MYK Üyesi Mehmet Bozgeyik, dünyada ve Türkiye’de derinleşen ekonomik, siyasal ve ekolojik krizlerin faturasının emekçilere kesildiğini söyledi.
Kapitalizmin krizlerini savaş ve çatışmalarla aşmaya çalıştığını belirten Bozgeyik, Türkiye’de de savaş politikaları, ekonomik sıkıntılar ve antidemokratik uygulamaların iç içe geçtiğini ifade etti. Kayyımlar, gözaltılar, tutuklamalar ve grev yasaklarına dikkat çekerek sendikal hakların baskı altında olduğunu vurgulayan Bozgeyik, tüm bu koşullara karşı emek, demokrasi ve barış temelinde ortak mücadele çağrısı yaptı ve BİRTEK-SEN Kongresinin bu mücadele açısından önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi.
Sancak: Kadın emeği yoğun, temsil zayıf
BİRTEK-SEN Malatya Temsilcisi Halime Sancak, konuşmasında tekstil sektöründe makinelerin başında, ütü bantlarında, kalite kontrolde, paketlemede kadın emeğinin yoğun olduğunu belirtti. Sancak, kadınların düşük ücret, güvencesizlik, ayrımcılık ve tacize daha açık hale geldiğine dikkat çekti. Sendikanın saha araştırmalarına göre kadın işçilerin önemli bir bölümünün ücretlerini zamanında alamadığını ve en az yüzde 40’ının iş yerinde tacize maruz kaldığını belirten Sancak, çözümün kadınların sendikalarda ve karar mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmesi ve örgütlenmesinin yaygınlaştırılması olduğunu belirtti. Ayrıca kadınların olmadığı bir mücadelenin eksik kalacağını ifade etti.
Çelik: İşçilerin iradesini esas alan bir sendika
BİRTEK-SEN Genel Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çelik, Başpınar’daki 33 yıllık işçilik deneyiminden hareketle, TEKSİF, Öz İplik-İş ve DİSK Tekstil gibi sendikalarla yürütülen sendikal örgütlenmeleri aktardı. Özellikle Çemen Tekstil direnişinde yaşanan “sendikal bürokrasi” nedeniyle işçilerde büyük bir güven kaybı yarattığını söyledi. Çelik, bir dönem güçlü sendikal örgütlenmenin bulunduğu Başpınar’da bugün tek bir sendikalı fabrikanın kalmadığına dikkat çekti.
Çelik, yaşanan grev ve direnişlerde işçilerin karar süreçlerinden dışlandığını belirterek, BİRTEK-SEN’in işçilerin kendi iradesini esas alan bir sendika ihtiyacından doğduğunu söyledi. Sendikanın işçilerin doğrudan katılımıyla yönetildiğini ve taban iradesine dayandığını vurgulayan Çelik, BİRTEK-SEN’in Antep, Urfa, Malatya ve Tokat gibi birçok bölgede işçi mücadelelerine öncülük ettiğini ifade etti. Çelik, tüm tekstil işçilerine “Birlik olma ve sendika çatısı altında örgütlenme” çağrısında bulundu.
Yılmaz: Haklar mücadeleyle kazanıldı, mücadeleyle korunur
KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, emekçilerin ortak sorunlar yaşadığını ve kadın işçilerin direnişlerinin bu dönemin öne çıkan mücadeleleri olduğunu söyledi. Şık Makas, Temel Conta ve Agrobay örneklerine değinen Yılmaz, kadın işçilerin ağır koşullara rağmen direnişi büyüttüğünü ifade etti.
Sendikal haklar, grev hakkı ve insanca çalışma koşullarının uzun mücadelelerle kazanıldığını hatırlatan Yılmaz, bu hakların yeniden tehdit altında olduğunu belirtti. Demokrasi ve seçme seçilme hakkının da emek mücadelesiyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Haklara sahip çıkmak, faşizme karşı durmaktır” dedi ve ortak mücadele çağrısı yaptı.
"Çocuklar korkar ama yetişkinler umut eder"
Başpınar işçisi Nazmi, eylem sürecinde yaşadıkları baskıyı ve bunun ailesine yansımalarını anlattı. Bir pazar günü kızları ve eşiyle zaman geçirdiği sırada yaptığı kısa bir konuşmanın ardından polis müdahalesi yaşandığını, bu anda kızının kolunu sıkarak büyük bir korku yaşadığını söyledi.
Polisin müdahalesi sırasında yaşanan gerilimin çocuğunda derin bir iz bıraktığını belirten işçi, aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra kızının yaptığı bir resmi hatırlattı. Resimde polisler ve işçilerin yer aldığını ifade eden işçi, bu deneyim üzerinden işçi mücadelesinin yalnızca iş yerinde değil aile yaşamında da etkiler yarattığını vurguladı. “Çocuklar korkar ama yetişkinler umut eder” diyen işçi, BİRTEK-SEN’i işçiler için bir umut olarak gördüğünü belirterek “BİRTEK-SEN bizim umudumuz, Türkiye kadar büyük, Türkiye kadar çok” dedi.
“Evrensel yaşasın, örgütlü mücadele büyüsün”
Kongrede konuşan bir Başpınar işçis de işçi sınıfı mücadelesinin ancak örgütlenme ve dayanışmayla büyüyebileceğini vurguladı. Evrensel gazetesine sahip çıkma çağrısı yapan işçi, “İşçilerin sesini duyuran bu dayanışma hattının güçlendirilmesi” gerektiğini söyledi.
Başpınar’da ve Türkiye’nin farklı kentlerinde süren direnişlere değinen işçi, her mücadelenin tüm işçi sınıfı için öğretici olduğunu belirtti. Patronlar karşısında işçilerin en büyük gücünün örgütlülük olduğuna dikkat çekerek, sendikal birlikteliğin genişletilmesi çağrısında bulundu.
Katılımcılar
Kongreye Başpınar'dan en az 15 fabrikadan işçiler katıldı. Diğer katılımcılar ise şöyle:
Eğitim-İş Gaziantep Şubesi, Gaziantep Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Karaoğlan, İliç Katliamı Aileleri (Ali Ekber Yıldız), Eğitim Sen Antep Şubesi, SYKP Antep İl Örgütü, Toplumsal Özgürlük Partisi Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, TEHİS Sendikası Başkanı Kubilay Çelik, CHP Gaziantep İl Örgütü, CHP PM Üyesi Prof. Dr. Şule Boyunsuz, Gaziantep Cepnileri Derneği, Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep Temsilciliği, Gaziantep Baro Başkanı Bülent Duran, SOL Parti Gaziantep İl Örgütü, 2021 Tüm Emekliler Sendikası Antep Şubesi, Eğitim Sen MYK Üyesi İzzet İldeş, Tüm Bel-Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen, KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, SES MYK Üyesi Eylem Eroğlu, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, EMEP Gaziantep İl Örgütü, DEM Parti PM Üyesi Mehmet Bozgeyik, Antep 78’liler Hareketi, İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Bahri Oğuz, Bağımsız Madekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk, Türkiye İşçi Partisi Gaziantep İl Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Öğretmen Sendikası İl Temsilciliği, Nar Sanat Derneği.
Evrensel'i Takip Et