28.06.2026 00:35 / Güncelleme: 29.06.2026 06:15

Diyarbakır’da emekçinin kıskacı: Asgari ücret tavan oldu, örgütsüzlük ise sıkıştırıyor

Diyarbakır OSB'de üretim çarkları dönerken işçinin hayatı daralıyor. Yüksek istihdam vaatlerine rağmen asgari ücretin altına düşen ücretler, yaygın kayıt dışılık ve örgütsüzlük bölge işçisini kölelik koşullarıyla karşı karşıya bırakıyor.

Diyarbakır’da emekçinin kıskacı: Asgari ücret tavan oldu, örgütsüzlük ise sıkıştırıyor

Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/ Evrensel

Elif Ekin Saltık
[email protected]


Türkiye’nin yeni üretim üssü olarak sunulan Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB), kağıt üzerinde yaklaşık 23 bin kişilik doğrudan istihdam kapasitesine sahip. Tamamlanan yatırımlar ve 5. etap çalışmalarıyla birlikte kısa vadeli hedefin 32 bin ila 35 bin, orta ve uzun vadede ise 50-55 bin kişiye istihdam sağlamak olduğu da belirtiliyor. Mermerden tekstile, gıdadan plastik sanayiye, mobilya ve orman ürünlerine kadar geniş bir yelpazede üretim sürse de bu fabrikaların kapılarının ardında bambaşka bir gerçeklik yaşanıyor. Bölge işçisi, sadece işsizlik ve hayat pahalılığıyla değil güvencesizliğin, örgütsüzlüğün ve kalıcı hale gelmiş bir umutsuzluğun cenderesinde hayatta kalmaya çalışıyor.

Teşvik sermayeye, yoksulluk işçiye

Devlet, bölge illerini cazibe merkezi haline getirmek için elindeki tüm araçları kullanıyor. Sigorta primi desteğinden vergi indirimine, faiz teşvikinden gümrük muafiyetine kadar sermayeye sunulan paketler, adeta “Fabrikanı kur, makinen hazır, cebine para koyuyorum, yeter ki üretim yap” çağrısı yapıyor. Sektörde asgari ücret, bir taban değil tavan ücret muamelesi görüyor. Dahası, kimi fason tekstil atölyelerinde işçilere asgari ücretten daha düşük ücretler dayatıldığına dair tanıklıklar, bölgedeki denetimsizliğin boyutlarını gözler önüne seriyor. Sigortası tam yatırılan işçinin eline geçen paranın bir kısmının, patrona elden iade ettirilmesi ise artık bir yönetim biçimi haline gelmiş durumda.

Fabrikadan çıkınca başka dünyaya

Kadın işçiler için tablo daha ağır; tekstil atölyelerinde geçen saatlerin yarattığı tükenmişlik, onları fabrikayı terk etmeye zorluyor. Ancak işçinin önündeki seçenekler de sınırlı: Ya hizmet sektöründe çok daha ağır koşullarda çalışmak ya da evlere temizliğe gitmek. Fason üretim yapan tekstil atölyesinde çalışan bir kadın işçi işten çıktığını söylerken, iş arayıp aramadığını sorduğumuzda, “Biraz dinlenmek istiyorum, çok yoruldum. Koşullar çok ağır atölyelerde, aldığımız ücret de asgariden düşük. Ailemle yaşıyorum, biraz dinlendikten sonra iş arayacağım ama asgari ücretli bir iş olsun istiyorum” diyor.

Daha önce tekstil atölyelerinde çalışmış vasıflı bir tekstil işçisi kadın ise bölgedeki işsizlik sopasının geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yakın bir zamanda Batman’da bir iş başvurusu yaptım. Fabrika değil, hizmet alanında bir iş. Ama bana verebilecekleri ücretin 15 bin lira olacağını söylediler. Ben hem köle gibi çalışacağım hem de asgari ücretin neredeyse yarısı kadar ücret alacağım. Tabii kabul etmedim. İşsizlik insanları öyle bir hale sokuyor ki insanlar bu ücretleri kabul etmek zorunda kalıyor. Patronlar da bunu sonuna kadar kullanıyor.”

Erkek işçilerde ise ek iş yapmak rutin haline geldi. OSB’de gündüz vardiyasında çalışan bir işçi, fabrika dışında inşaatta çalışarak ya da bir restoranda garsonluk yaparak ay sonunu getirmeye çalışıyor.

Örgütsüzlük hali daha iyisini hayal dahi ettirmiyor

Türkiye genelinde sendikalaşma oranları zaten yüzde 14-15 gibi düşük seviyelerde seyrederken, bölge illerinde bu oran çok daha aşağılarda kalıyor.

Geçmişte sendikalı olup da olumsuz deneyim yaşayan, sendikaların sorunlarına müdahale etmediğini gören nadir örneklerle birlikte, Diyarbakır özelinde en yaygın biçimde sendika nedir henüz bilmeyen bir işçi kitlesiyle karşı karşıyayız. Patronlar, sendikal kıpırdanmaları küçülme, daralma bahanesiyle işten çıkarmalarla cezalandırırken, sendikanın koruyucu kalkanına inanmayan işçi de sessizliğe gömülmeyi bir tercih olarak görüyor.

‘Ücret zammı enflasyon getirir’ yalanı yayılıyor

Haziran ve temmuz aylarına yaklaşırken, asgari ücretin 28 bin lira seviyesindeki yetersizliği temel gündemlerden biri. Ancak bir talep mücadelesi örgütlemek hiç olmadığı kadar zor. Erdoğan-Şimşek programı ve vergi yükleriyle emekçinin belini büktüğü bu dönemde, işçilerde zam talep etme tartışması bile haklı bir korkuyla birleşiyor: “Zam alsak ne olur? Aldığımız zam daha elimize geçmeden market raflarına yansıyor. Ne maaşımız artsın ne de ürünlere zam gelsin.”

Bu mantık, iktidarın emekçiyi mücadeleden koparmak için kullandığı en büyük argüman haline gelmiş durumda. İşçi, kendi emeğinin karşılığını istemeyi, hayat pahalılığının bir parçası olarak görmeye itiliyor.

Diyarbakır sanayisi, altyapısını belli oranda dönüştürüyor olabilir ama bu dönüşümün merkezine sadece kâr var. Bugün Diyarbakır’da gördüğümüz, dinlediğimiz, tanık olduğumuz teşviklerle büyüyen fabrikaların yanında, o fabrikalarda ek işten ek işe koşan, sendikasız, güvencesiz ve yarınından endişeli milyonlarca işçinin yansıması.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
28.06.2026 21:46

BBP’den komedyen Deniz Göktaş hakkında suç duyurusu hazırlığı

BBP Genel Başkan Yardımcısı Samet Bağcı, komedyen Deniz Göktaş’ın YouTube’da yayımlanan “Ölü Deniz” adlı gösterisinde "dini değerlere hakaret ettiği" iddiasıyla hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.

BBP’den komedyen Deniz Göktaş hakkında suç duyurusu hazırlığı

Deniz Göktaş'ın Ölü Deniz isimli stand-up gösterisinden

28.06.2026 19:32 / Güncelleme: 20:46

'O gazete Kadir İnanır’ın gazetesi'

Göcek'te bir büfede bir tane kalmış Evrensel'i gördüm, aldım ve parasını ödemeye yöneldim. Büfe sahibi, "O gazete Kadir İnanır'ın gazetesi. Parasını önceden verir, ayırtır ve buraya geldiğinde alır gider. Onun için önemli bir gazete, veremem" dedi.

"O gazete Kadir İnanır’ın gazetesi"

Fotoğraf: Özcan Yaman

28.06.2026 20:23

TTB Seçimli 78. Büyük Kongresi sona erdi: Merkez Konseyine 8 EDTTB’den, 3 TOİ’den isim seçildi

Türk Tabipleri Birliği’nin 78. Büyük Kongresi’nde yapılan seçimlerde 11 kişilik Merkez Konseyi belirlendi. Etkin Demokratik TTB 8, Tabip Odaları İnisiyatifi ise 3 üyelik kazandı.

TTB Seçimli 78. Büyük Kongresi sona erdi: Merkez Konseyine 8 EDTTB’den, 3 TOİ’den isim seçildi

TTB

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!