Antik limana dolgu projesi yargıda
Bozcaada’da antik liman kalıntıları üzerine 1 milyon tonu aşan deniz dolgusu öngörülüyor. ÇED dosyasında ‘balıkçı barınağı’ olarak izin alınsa da ihale ‘yat limanı’ olarak gerçekleşiyor.
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Kuzey Ege’nin incisi, tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen Bozcaada’da (antik adıyla Tenedos), antik liman kalıntılarının üzerine yapılması planlanan ve 1 milyon tonu aşan deniz dolgusu öngören liman projesine karşı yargı süreci başlatıldı. “Bozcaada Limanı yat yanaşma rıhtımı” projesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına karşı dava açıldı.
Antik mirasın üzerine beton ve taş yığını
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yaklaşık 1000 gün sürecek ve 2027 yılı sonunda bitirilmesi hedeflenen proje kapsamında, mevcut ana mendireğin 195 metre uzatılması ve güney kesimine 165 metrelik yeni bir tali mendirek inşa edilmesi planlanıyor. Ancak bölge halkını ve uzmanları endişelendiren en büyük detay, denizin içine 389 bin metreküpün üzerinde, yani yaklaşık 1 milyon tonu aşan dolgu malzemesi dökülecek olması.
ÇED raporu ‘balıkçı barınağı’ üzerinden alındı
Bozcaada’da yaşayan İlhan Pirinççiler adına Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu tarafından Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde, hukuka aykırılık iddiaları çarpıcı detaylarla ortaya kondu. Dava dilekçesindeki en temel itiraz, ihalesi 2025 yılında yapılan “yat yanaşma rıhtımı” projesinin, 2018 yılında tamamen farklı bir amaçla, “Bozcaada balıkçı barınağı iskelesi ve rıhtımın geliştirilmesi projesi” için alınmış “çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararına dayandırılması oldu.
Dilekçede şu hukuki gerekçelere yer verildi:
- “Balıkçı barınağı” ile “yat yanaşma rıhtımı”nın aynı kavramlar olmadığı; kullanım amacı, kapasite, deniz trafiği ve çevresel etkiler bakımından birbirinden tamamen farklı kıyı yapıları olduğu vurgulandı. Yeni bir ÇED süreci işletilmeden eski kararın bu projeye dayanak yapılamayacağı belirtildi.
- İhale belgelerinde bazı kalemlerin “onarım” olarak adlandırıldığı, ancak yüz binlerce tonluk taş anroşman, taş nakli, binlerce metreküp beton ve çelik fener kulesi inşasının basit bir bakım-onarım faaliyeti olarak gizlenemeyeceği ifade edildi.
Adalıların talebi yürütmeyi durdurma
Dava dilekçesinde, konuya ilişkin bilgi edinmek ve projeyi durdurmak amacıyla 23 Mart 2026’da Bakanlığa yaptıkları başvurunun cevapsız bırakılarak “zımnen reddedildiği”ne dikkat çekilerek, Bakanlığın susarak çevresel belirsizlikleri gidermediğini ve hukuka aykırı işlemi sürdürdüğünü ifade edildi.
Dava sonucunda; deniz tabanı, sucul yaşam ve kıyı formu üzerinde geri dönüşü imkansız zararların engellenmesi için acil yürütmeyi durdurma kararı verilmesi ve deniz içi dolgu, mendirek ile rıhtım faaliyetlerine başlanmaması, başlandıysa derhal durdurulması talep ediliyor. Dilekçede konunun yalnızca idari bir mesele değil; adanın geleceğini, anayasal çevre hakkını ve kültürel mirası koruma sorumluluğunu doğrudan ilgilendirdiği vurgulanıyor.
Bilimsel araştırmalar, günümüz modern limanının altında antik çağlardan kalma tarihi bir limanın yattığını ve bölgede gün yüzüne çıkmayı bekleyen birçok su altı zenginliği bulunduğunu gösteriyor. Planlanan bu devasa hafriyat ve betonlaşmanın, sadece tarihi mirasa değil, liman içi su sirkülasyonunu bozarak hassas deniz ekosistemine de ciddi ve kalıcı zararlar verme riski taşıdığı ifade ediliyor.
Evrensel'i Takip Et