NATO Zirvesi öncesi yasaklara tepki: 'Macron koşacak diye park mı kapatılır?'
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, NATO Zirvesi öncesi Ankara’da alınan olağanüstü güvenlik önlemlerine tepki göstererek, uygulamaların sömürge valiliği görüntüsü yarattığını söyledi.
Fotoğraf: Evrensel
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, yaklaşan 36. NATO Zirvesi ve zirve öncesi Ankara’da alınan olağanüstü tedbirlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YouTube’da yayın yapan Özgür TV kanalındaki “Özgür Tartışma'da Gündem: NATO Zirvesi” programına katılan Gürkan, NATO zirvesi dolayısıyla Saray iktidarının ilan ettiği yasaklara ve NATO tutuklamalarına dikkat çekerek sömürge valiliği benzetmesi yaptı.
Geçtiğimiz NATO zirvelerinde Ukrayna savaşının planlandığını ve önümüzdeki günlerde Ankara’da toplanacak 36. NATO zirvesinde de emperyalist ülkelerin ve şirketlerin çıkarı doğrultusunda yeni savaşların planlanacağını ifade eden Gürkan, “Bugün Ortadoğu Türkiye'nin de içerisinde yer aldığı güç odakları içerisinde yeniden paylaşılıyor. Ortadoğu yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu kapsamda çeşitli devletlere de rol veriliyor. Türkiye de Irak ve Suriye birlikte anılıyor. Saray sözcüleri de ABD Büyükelçisi de Osmanlı’yı hatırlatıyorlar. Tom Barrack çok açık ifade etmişti. ‘Ortadoğu demokrasiye yatkın değildir. Monarşik yönetimler gerekir’ diye. Yeni Ortadoğu’nun mezhep ve ulusal kimlik farklılıkları üzerinden çatışmaları beslenmeye devam ettiği güçlü otokratik liderler etrafında demokrasinin kırıntılarının dahi olmadığı bir sistemle yönetilmesi planlanıyor” dedi.
‘Ülkeyi emperyalistler için sömürü cennetine çevirdiler’
NATO zirvesi öncesi ilan edilen yasakları ve tutuklamaları da hatırlatan Gürkan, “Uzun süredir işçi ve emekçiler, demokrasi güçleri çok uzun süredir açıklama yapmak istedikleri zaman müdahalelerle karşılaşıyor. Ülkeyi tekeller için sömürü cennetine çevirdiler, şimdi işçiler, emekçiler haklarını talep ettiğinde sert müdahalelerle karşılaşıyorlar” diyerek özel okul öğretmenleri ve Doruk Madencilik işçilerine dönük saldırıları hatırlattı. NATO zirvesi nedeniyle uygulanan baskı ve şiddetin yaratılmak istenen yeni rejimin bir parçası olduğunu ifade eden Gürkan, NATO zirvesi nedeniyle bugün bu rejimin pratiklerinin yapıldığını söyledi.
‘Macron koşacak diye park mı kapatılır?’
Macron koşu yapacak diye Ankara’daki parkların halka kapatılmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Gürkan, zirve dolayısıyla halkın günlük hareket alanının kısıtlanacağını, Ankaralıların en temel ihtiyaçlarına ulaşmakta dahi zorluk yaşayacağını vurguladı ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
NATO zirvesi için tedbir adı altında uygulamaya konan bu yasakların sömürge valiliği izlenimi yarattığına dikkat çeken Gürkan, “Saray yönetimi şu anda ABD'nin sömürge valiliği görevini yapmaktadır. Trump ‘Erdoğan'ı şöyle severiz, şöyle iyi lider’ diyor. Bu normal bir siyasetçi için utanç verici olmalı. Trump bir siyasetçiyi takdir ediyorsa o siyasetçi üç kez düşünmelidir, acaba nasıl bir hata işledim diye. Ama Saray iktidarı bununla övünebilmektedir. Erdoğan her dediğini yapıyor, Trump tabi ki över onu. Yabancı maden ve enerji tekelleri geldi, rahatça ülkenin altını üstüne getirebiliyorlar. O şirketler işçilerin canı, kanı pahasına üretim yaparak sömürü mekanizmasını çalıştırıyor.
‘Emekçilerin tek güvenlik şemsiyesi birleşik mücadelesidir’
Emperyalist savaşların planlayıcılarından olan NATO’nun halklara “güvenlik şemsiyesi” adı altında propaganda edildiğine de dikkat çeken Gürkan, “Biz NATO’nun koruyucu bir şemsiye olmadığını biliyoruz. Ancak bunu işçi sınıfına, emekçilere anlatma konusunda zayıflıklarımız var. Bu noktada sadece sosyalist parti ve hareketlerin bir araya gelmesi yeterli değil. Halkın içerisinde antiemperyalist eğilimleri örgütleme ve mücadeleyi oradan büyütme gibi bir sorumluluğumuz var. Bu mücadele NATO Zirvesi’yle de bitmeyecek. İfade etmiştim, bu zirvenin emekçiler ve halklar açısından sosyal ve ekonomik sonuçları olacak. Zirve sonrası bugün yaşadıklarımızı daha ağırlaştırılmış biçimleriyle yaşamaya başlayabiliriz. Dolayısıyla bu zirve sona erdikten sonra da emek, barış, demokrasi için güçlü ve birleşik bir mücadeleye ihtiyaç duyacağız. Bu iradeyi ortaya çıkarmamız gerekir” dedi.
Emperyalistlerin saldırgan politikalarına karşı koruyucu tek şemsiyenin bölge halkları ve emekçilerin içeride ve dışarıda barış, demokrasi, özgürlükler için yürüteceği mücadele olacağını vurgulayan Gürkan, “Zirve tarihleri süresince emek ve demokrasi güçleriyle NATO karşıtı platformla çeşitli illerde eylemler yapacağız. NATO'ya karşı mücadele aynı zamanda antiemperyalist mücadeledir. NATO'ya karşı mücadele aynı zamanda bir ekmek mücadelesidir. İki günlük zirvenin hazırlıklarına 11 milyar lira harcadılar. Bu parayla aşağı yukarı 7-8 hastane yapılabiliyor. 50 okul yapılabiliyor bu paraya. Emeklilere 3 liralık zammı tartışırken bu kadar parayı NATO’ya harcıyorlar. Sadece Ankara’da değil, Türkiye'nin dört bir tarafında bu savaş, sömürü ve talan zirvesine karşı mücadeleyi örgütlemeliyiz” dedi.
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et