5. Genç Hayat Kültür Sanat Ödülleri sonlandı!
Bu yıl 5'incisini gerçekleştirdiğimiz yarışmamızın temasını belirlerken, her türlü baskıya ve kuşatmaya karşı gençliğin o kurucu, iradeli duruşuna yüzümüzü döndük: “Karanlığın Taşları Döşenirken, Gençlik ve Demokrasi” dedik.
Genç Hayat ekibi olarak çıktığımız bu yolda, sanatın değiştirici ve dönüştürücü gücünü her zaman gençliğin ellerinde büyüttük. İzmir’in dört bir yanında liselerden üniversitelere, mahallelerden fabrikalara uzanarak yüzlerce gençle yan yana geldik. Sözümüzü, çizgimizi ve yazınımızı, kendi geleceğimizi kendi ellerimizle kurmak için bugünden omuz omuza inşa ettik.
Bu yıl 5'incisini gerçekleştirdiğimiz yarışmamızın temasını belirlerken, her türlü baskıya ve kuşatmaya karşı gençliğin o kurucu, iradeli duruşuna yüzümüzü döndük: “Karanlığın Taşları Döşenirken, Gençlik ve Demokrasi” dedik.
Yarışmamıza katılan arkadaşlarımız, karşı karşıya kaldıkları karanlığın günden güne büyümesine karşın gençliğin eşit, özgür ve demokratik bir gelecek mücadelesini dizelerinde, satırlarında, tuvallerinde gösterdiler.
Yarışmamıza katılan, kalemiyle ve emeğiyle o karanlığı söküp atacak olan, demokrasinin taşlarını döşemekten bir an bile geri durmayan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Mehmet Alp KARABULUT
Deneme kategorisi ikincisi
Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi
Demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığını son dönemlerde çok daha iyi anlıyoruz. Halkın yönetime doğrudan veya dolaylı olarak katılabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, eşitlik ve adaletin sağlandığı toplumsal düzen olarak tanımladığımız bu kavram, farklılık gözetmeksizin tüm yurttaşlara eşit bir düzen tesis eder. Bu düzenin korunmasının en büyük görevi ise gençliktedir.
Gençlik, değişimi talep eden, haksızlıklara sessiz kalmayan ve toplumun geleceğini şekillendiren en dinamik güçtür. Tarih boyunca baskıcı yönetimlere, eşitsizliklere ve sömürü düzenine karşı verilen mücadelelerde gençlerin ön saflarda yer alması bunun en büyük kanıtıdır. İşsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve ekonomik adaletsizlik gibi sorunlardan en çok etkilenen kesimlerden biri gençlerdir. Bu nedenle biz gençler, demokratik haklarımızın korunması adına mücadeleye daha yatkınız.
Tarihte bu durumun birçok örneği görülmüştür. Bu örnekler, öğrenci hareketlerinin gençlerin demokrasi ve özgürlük mücadelesindeki rolünün önemini açıkça ortaya koymuştur. Fransa’nın yakın tarihinde 1968 Mayıs Olayları yaşanmıştır. O dönemin gençleri, üniversite sistemiyle birlikte otoriter yönetim anlayışını, kapitalist eşitsizlikleri ve toplumsal baskıları da sorgulamıştır. Bu protestoların ülke genelinde işçi grevleriyle birleştiğini ve toplumsal bir harekete dönüştüğünü görmekteyiz. Gençliğin halkın hareketlenmesini etkilediği ve bu etkinin demokratik değişim yaratabileceği bir kez daha kanıtlanmıştır.
Benzer şekilde, Vietnam Savaşı Karşıtı Protestolar sırasında özellikle gençler ve üniversite öğrencileri savaş politikalarına karşı kitlesel eylemler düzenlemiştir. Gençler devletin otoritesini sorgulamış; barış, özgürlük ve insan hakları talep etmiştir. Bu hareketler, demokratik toplumlarda muhalefetin ve halkın sesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Her şeyden önemlisi, bunu yapanların büyük çoğunluğunun öğrenci ve genç kitleden oluştuğunu görüyoruz.
Yurdumuza dönüp baktığımızda ise 1960 ve 1970'li yıllarda üniversite gençliğinin bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük talepleriyle meydanlarda olduğunu görebiliriz. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, emperyalizme karşı tam bağımsız Türkiye düşüncesini savunmuş ve gençliğin toplumsal mücadeledeki etkisini simgeleyen isimlerden biri olmuştur. Üniversite gençliğinin farklı fraksiyonlarda kendini göstermesi ve yöntemleri tartışmalı olsa da demokrasi konusunda yan yana gelebilmeleri, gençliğin eşitlik ve özgürlük arayışındaki duyarlılığını ortaya koymaktadır.
Yakın dönemimize baktığımızda ise 19 Mart süreci, gençliğin demokrasiye sahip çıktığının en güncel örneklerinden biridir. Bu süreçte gençler, haklarını savunmak, seslerini duyurmak ve karar mekanizmalarında yer almak için bir kez daha alanlarda olmuştur. Tıpkı geçmiş mücadelelerde olduğu gibi, bugün de gençliğin demokratik taleplerden vazgeçmediğini ve sistemin aksayan yönlerine karşı durduğunu görmekteyiz.
Demokrasinin korunması için gençlerin yalnızca seçimlerde oy kullanması yeterli değildir; sendikalarda, topluluklarda, sivil toplum kuruluşlarında ve halk hareketlerinde aktif rol almaları gerekir. Çünkü demokrasi, halkın örgütlü mücadelesiyle güçlenir. Eğer gençler olarak bizler siyasetten uzaklaşıp apolitik tutumlar alırsak, toplumumuz giderek edilgen bir hale gelir ve haklarımız zayıflar.
Sonuç olarak gençlik, demokrasinin bugünkü savunucusu ve geleceğidir. Tarih göstermiştir ki özgürlükler, gençlerin cesareti sayesinde korunmuştur. Daha adil, eşit ve özgür bir toplum için gençlerin eleştiren, sorgulayan ve mücadele eden bireyler olarak yetişmesi gerekir. Çünkü demokrasi, ancak halkın ve özellikle gençlerin aktif katılımıyla yaşayabilir.
Kadir HAKBİLEN
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Şiir kategorisi birincisi
Pollice Verso
Sen ol mana bulamadığım çiçek cesetlerinde
Ölü kelebeklerin yağmurunda
Kırık kemiklerden bir şemsiye yalnızlığım
Pabucumda karıncalayan çakıllar ve işçi bebekleri
Kolezyumda çığlıklar ve kaplanlarla sevişen açlıklar koltuğumdan
Toprağı gösteren baş parmaklarından
Yansıtmayan gözbebeklerinden silüetler bu havalar
“Lugula”, eyvah
Demek ki kolu yorulacak yine bir celladın
Bir celladın karısı yine
Sevişemeyecek bu gece
Sütunlara konan kuzgunların tektir nârası
“Sezarın hakkı Sezara, Sezar da girer mezara!
Sezarın hakkı Sezara, Sezar da girer mezara!”
Çilek yapraklarından değildir belki ama
Yamalı bir tebessüm kuzgunların dudaklarında
“Tüm yollar toprağa çıkar”
Ve her sabah çocuklar
İki ekmek almaya çıkar sapanlarıyla
Sen ol mana bana teselli bulgurdan ve süt aşından
Ellerin soğumuş,
Fazla mı doyurdun karnını yoksa?
Bana değil o uzun düz saçları oğlunun
Bana değil o yankısız kahkahaların gecede
Bana o boşluğunun ısıttığı sıcağın gerek,
Anlıyor musun?
Geğirdiği unutkanlığıdır çünkü insanın
Çünkü
Bana fabrika düdüklerini hatırlatır perhiz
Çünkü bulutlar kara ve karadır rengi yazgımızın
Çünkü
Koltuk altlarındaki fermanları,
İştihasının teriyle ıslatır ulaklar
Kafataslarından yudumlarken kanımızı
Karılarımızı son kez bağırtırken biz
Ve çünkü uyuklamak bu kesici soğuklarda
Ebedi bir huzurdur bizim için
Onu işte bu yüzden sevmeyiz
Bebek cesetlerinden bir kaldırım ve
Ah o benim daracık yollarım
Ve o yüksek tavanlı yalnızlığıma
Değemeyen yorulmuş bu kollarım kürekten
Hep mi esti acaba yalımları bu alevin
Kartallı rüzgarların çığlığı şairlerin
Bileklerini hep mi böyle kesti
Sen ol bana bir mana ey yalnızlığım
Çalınan bir ateşin peşine
Ama böyle de düşülmez ki
(Genç Hayat)
Evrensel'i Takip Et