Yaz tatili gelirken kaygılarımız daha da artıyor!
Yaz tatili hepimiz için aynı anlamı taşımıyor. Bazılarımız için tatil olmaktan çok uzak. Kimimiz için dinlenme zamanı olsa da, kimimiz için üniversite sınavına hazırlık, kimimiz için de çalışma zamanı
Fotoğraf: Unseen Studio/Unsplash
Mehmet Alp KARABULUT
Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi/İzmir
Uzun bir dönemi geride bıraktık. Bu dönem hep varlığını bildiğimiz ama ilk defa yüz yüze geldiğimiz sorunlar yaşadık. Kadın, iş ve çocuk cinayetleriyle bu sefer en güvenli yer sandığımız okullarda karşılaştık. Korku ve belirsizliğin yanında eğitimin niteliksizleşmesi ve fırsat eşitliğinin sona ermesini derinden hissettik. Özel okullarda elindeki tüm imkanlarla OBP'sini yükseltebilenlerin yanında bizler geride kaldık. Bu da sistemin eşitsizlikleri besleyen yapısının sonucu. Bunlar olurken Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başlattığı açlık grevi, sorunların öğrenciler kadar öğretmenleri de etkilediğini gösteriyor. Tüm bunların yanında sınavların tatil arkasına getirilmesi ve okulların haziran sonunda kapanmasıyla dört gözle beklediğimiz üç aylık yaz tatili başlıyor.
Dört gözle beklediğimiz dediğime aldanmayın. Çünkü bu tatil herkes için aynı anlamı taşımıyor. Bazılarımız için tatil olmaktan çok uzak. Kimimiz için dinlenme zamanı olsa da kimimiz için üniversite sınavına hazırlık, kimimiz için de çalışma zamanı. MESEM'ler, meslek liseleri ve bazı Anadolu liselerinde öğrenciler aile zoruyla, geçim sıkıntısıyla veya maddi yetersizlikle çalışmayı tercih ediyor. Onlar için tatil; sabah işe gidip akşam yorgun döndükleri, kazancın bir kısmını ailesine ayırdıkları, kalanıyla küçük hayallerini kurdukları bir zaman dilimi.
Sistem bizi nereye sürüklüyor?
Ben ve benim gibi birçok kişi için 2027 YKS'si için hazırlık vakitleri başlıyor. Geçinmenin, okumanın ve yaşamanın zorlaştığı bu dönemde hayatımız adeta üç saatlik sınavla belirleniyor. O an ya da öncesinde ne yaşadığının bir önemi yok; önemli olan o üç saatte ne yaptığın oluyor. Oysa hayallerimiz, yeteneklerimiz ve emeklerimiz var. Ama sistem bizi sayılara indirgiyor, öğrenmemiz gerekenlerin ne kadarını anlamlandırdık, ne kadarını ezberledik kimsenin umrunda değil. Bunun sonucunda sorgulayan bireyler değil, kalıplara uygun cevap veren öğrenciler oluyoruz. Bunun değişmesi için de laik, bilimsel ve demokratik eğitim istiyoruz; dogmalardan arınmış, sorgulayan, farklılıkları zenginlik gören, eleştirel düşünceyi teşvik eden, özgür alanlar yaratan eğitime ihtiyacımız var.
Ekonomik zorluklar da cabası. Bir kitabın lüks olduğu dönemde özel ders, kaliteli yayın ve deneme sınavlarına herkes ulaşamıyor. Bu eşitsizlik sonuçlara yansırken bizler bireysel çabalarla makasın kapanması için uğraş veriyoruz. Ama bizim çözebileceğimiz bir sorun değil, sorun sistemin kendisinde. Bunun için ayrıştırıcı olmayan, eşit bir müfredat talep ediyoruz; zengin-fakir, şehirli-köylü, imkânlı-imkânsız ayrımı olmadan herkesin aynı düzeyde eğitime ulaşabildiği, hiçbir öğrencinin maddi imkânsızlıklar nedeniyle hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmadığı bir eğitim ortamını talep etmeliyiz. Bunu da parasız, bilimsel ve demokratik eğitim mücadelesini birlikte büyüterek kazanabiliriz.
Önce güvende olmak istiyoruz
Bunlardan önce, yaşamak ve nefes almak istiyoruz. Gençlerin yaşam hakkı talep ediyor olması, ülkenin geldiği noktanın acı bir şekilde gösteriyor. Okula giderken hayatımız hakkında endişe etmediğimiz, güvenliğimizden şüphe duymadığımız, rahatça çocuk ve genç olabildiğimiz alanlar istiyoruz. Güvenli okullarda eğitim görmek istiyoruz yani. Bunun ne anlama geldiğine bakmak gerek. Burada en önce fiziksel güvenlik masaya yatırılıyor; girişlerde önlemler, güvenlik görevlisi sayısı, kamera sistemleri, acil eylem planları tartışılıyor. Bunun psikolojik boyutu göz ardı edilse de bir o kadar önemli. Akran zorbalığı, siber zorbalık, ayrımcılık, dışlanmaya karşı rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve okul psikologlarının artırılması gerekiyor. Öğretmenlerin bu konuda eğitilmesi ve farkındalıklarının da artırılması gerektiği de bir başka gereklilik. Korkunun değil bilginin ve sevginin egemen olduğu sınıflar; öğretmen ve öğrenciler olarak güvende olduğumuz, arkadaşlarımızla dayanışmamızı büyüttüğümüz bir eğitim yılı hayal ediyoruz. Bunlar lüks değil, dünyadaki gençlerin sahip olduğu temel haklar. Bugün bu talepler etrafında yarattığımız mücadele alanında yalnız olmadığımızı bilmek bizi ayakta tutuyor.
Gelecek eğitim yılında nelerin değişmesini istiyoruz?
Güvenlik meselesi elbette ki tek sorunumuz değil. Başarının ekonomik imkân, bölge veya okul adıyla belirlenmediği sistem içerisinde, fırsat eşitliğiyle eğitim almak istiyoruz. Ücretsiz ve nitelikli materyallere erişim, güvenli ve sağlıklı okul ortamları, teknolojik ve fiziksel altyapı eksikliklerinin giderilmesi acil ihtiyaçlarımız. Bizleri yalnızca sınav başarısıyla değerlendiren anlayış terk edilsin; bilimsel, laik, demokratik ve eleştirel düşünceyi geliştiren sistem inşa edilsin. Öğretmenlerimiz güvenceli çalışsın, karar süreçlerinde o eğitim kurumunun bileşenleri olan öğrenciler ve eğitim emekçileri söz sahibi olsun istiyoruz. Yani hakkımız olan insanca yaşamı ve hakkımız olanları!
(Genç Hayat)
Evrensel'i Takip Et