TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası: Su güvenliği, jeofizik ile başlar
JMO, su kaynaklarıyla ilgili verimli, güvenli ve stratejik anlayışın inşasında jeofizik mühendisliğinin önemine dikkat çekerek "Su Kanun Taslağı olmak üzere tüm yasal düzenlemelerde jeofizik mühendisliğinin yer alması hayati önem taşımaktadır" dedi
Görsel: Amblem
Hasan Can Bilici
[email protected]
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası su güvenliği ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada su güvenliğinin jeofizik ile başladığını vurgulayarak Su Kanun Taslağı olmak üzere tüm yasal düzenlemelerde jeofizik mühendisliğinin, yer almasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
2100 yılına kadar yüzde 25 azalma riski bulunan suyun korunması ve verimli kullanılması temel bir ulusal sorun olduğu vurgulanan açıklamada; “Bu nedenle su kaynaklarının korunması stratejik bir sorundur. İklim değişikliğinin etkilerinin giderek arttığı ve SU KANUNU çalışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, konuya ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz” denildi.
“İklim değişikliğinin en ağır etkilerinden biri su kaynakları üzerindeki baskının artmasıdır”
Su güvenliğinin tüm meslek alanlarının, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun ortak sorumluluğunda olan kolektif bir milli güvenlik meselesi olduğu, bu anlamda odanın bu sürece ilişkin görüşlerini kamuoyunun ve kamu kurum kuruluşlarının takdirine sunmak ihtiyacını duyduğu ifade edilen açıklamada; “İklim değişikliğinin en ağır etkilerinden biri, hiç kuşkusuz su kaynakları üzerindeki baskının artmasıdır. En temel önlem nedir sorusunun cevabı şudur: içme-kullanma suyu temin edilen havzaların korunmasını sağlamak amacıyla iklim değişikliği de dikkate alınarak koruma planlarının hazırlanması, içme suyu arıtma tesislerine ilişkin standartların belirlenmesi, su verimliliği uygulamaları, ulusal su veri tabanının oluşturulması, sınır aşan suların yönetimi ve iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerinin izlenmesidir. Bununla birlikte yağış rejimindeki düzensizlikler çok ciddi bir etkendir” ifadelerine yer verildi.
"'Ulusal Su Verimliliği Seferberliği' su kaynaklarının doğru yöntemlerle araştırılamsına bağlıdır”
2025 yılının temmuz ayında açıklanan güncel nüfus verileri dikkate alındığında, ülkede kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının yaklaşık 1.305 m³ düzeyinde olduğunun altı çizilen açıklamada şunlar söylende; “Bu değer, Türkiye'nin halihazırda "su stresi yaşayan ülkeler" kategorisinde bulunduğunu göstermektedir. Nüfus artışı, iklim değişikliği ve artan su talebi birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizin 2030 sonrasında "su kıtlığı yaşayan ülkeler" sınıfına yaklaşacağı öngörülmektedir. Bu nedenle yürütülen "Ulusal Su Verimliliği Seferberliği"nin başarısı, öncelikle su kaynaklarının doğru yöntemlerle araştırılmasına, tanımlanmasına ve izlenmesine bağlıdır.”
“Su kaynhaklarında Jeofizik yöntemler temel mühendislik araçlarıdır”
Özellikle su verimliliğinde Jeofizik Mühendisliği uygulamalarının su kaynaklarının araştırılması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir kullanımında vazgeçilmez bir rol üstlendiğine işaret edilen açıklamada; “Yeraltı suyu rezervlerinin belirlenmesi, akiferlerin karakterizasyonu, tuzlu su girişimlerinin izlenmesi, kaçak ve kayıp su alanlarının tespiti ile yeraltı suyu potansiyelinin ortaya konulmasında jeofizik yöntemler temel mühendislik araçlarıdır” denildi.
“Su güvenliği, Jeofizik ile başlar”
Hidrojeofiziğin, su kaynaklarına bütüncül bakışın ilk aşaması olduğu vurgulanan açıklamada; “Bütüncül yaklaşım hidrojeofizik ve hidrojeoloji ile başlar kırsalda içme suyu yönetimi, atık suyun arıtılması, yeniden kullanım, kurakçıl peyzaj uygulamaları, yağmur suyu hasadı, gri su sistemleri mevcut su kaynaklarının gerçek zamanlı/mevsimsel izlenmesi gibi havza ve il bazlı çözümler ile devam eder. Ülkemizde şebeke su kaybı yüzde 35 ile yüzde 60 arası değişmektedir. Bu anlamda; başta Su Kanun Taslağı olmak üzere tüm yasal düzenlemelerde jeofizik mühendisliğinin, Odamızın daha önce yaptığı kamusal öneriler doğrultusunda yer alması hayati önem taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.
Su kaynaklarıyla ilgili verimli, güvenli ve stratejik bir anlayışın inşasında Jeofizik Mühendisliği temel disiplinlerden biri olduğunun altı çizilen açıklamada “Dünyadaki başarılı uygulamalarda da görüldüğü üzere, kurakçıl peyzaj yaklaşımları, bilimsel planlama ve akıllı su yönetim sistemleri artık bir tercih değil, zorunluluktur” diye belirtildi.
Evrensel'i Takip Et