Ankara Kadın Platformu’ndan 'NATO’ya Hayır' açıklaması: 'Kadınlar savaşa ve erkek egemen sisteme karşı mücadeleyi büyütüyor'
Ankara Kadın Platformu, NATO Zirvesi öncesi yaptığı açıklamada savaş politikalarına, gözaltılara ve fiili yasaklara tepki gösterdi. Platform, “NATO bir savaş örgütüdür. Kadınların özgürlüğü savaşla değil, barışla mümkündür” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara— 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne karşı Ankara Kadın Platformu “NATO’ya Hayır” diyerek basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı okuyan Buse Üçer, “Kadınlar olarak biliyoruz ki savaş yalnızca savaş meydanlarında var olmaz. Savaş; kadın bedeni üzerinde kurulan tahakkümde, erkek şiddetinde, sömürüde, yoksullukta, doğanın talanında ve halkların iradesinin yok sayılmasında kendini yeniden üretir. NATO'nun temsil ettiği güvenlik anlayışı da halkların özgürlüğünü değil, iktidarların ve küresel sermaye çevrelerinin çıkarlarını koruyan bir düzeni tahkim etmektedir” dedi.
“Kadınların özgürlük mücadelesi ortak bir yaşam ve eşitlik mücadelesidir”
Ortadoğu'da onlarca yıldır süren savaşların, işgallerin ve çatışmaların yarattığı yıkımın arkasında sömürgeci politikalar ve küresel güç mücadelelerinin bulunduğunu söyleyen Üçer, “Filistin’den Afganistan'dan Suriye'ye, Rojava'dan İran'a kadar bölge halkları savaşların, ambargoların, müdahalelerin ve güvenlikçi politikaların ağır sonuçlarıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Bu süreçlerde en büyük bedeli ise kadınlar, LGBTİ+lar ve çocuklar ödemiştir. Yerinden edilen, yoksullaştırılan, şiddete maruz bırakılan ve yaşam alanları yok edilen milyonlarca insanın hikâyesi, savaşın gerçek yüzünü ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
Açıklamada Üçer, bölgede halkların iradesi yerine çatışmayı ve kutuplaşmayı besleyen her türlü müdahalenin; kadınların ve LGBTİ’lerin yaşam hakkına ve özgürlük mücadelesine yönelmiş bir saldırı olduğunun altı çizerek, “Savaş, militarizm ve güvenlikçi politikalar kadınları ve LGBTİ+’ları aynı erkek egemen düzenin hedefi haline getirmekte; nefret, şiddet, yoksulluk ve baskı politikalarıyla yaşamlarımızı kuşatmaktadır. Kadınların ve LGBTİ+’ların özgürlük mücadelesi ortak bir yaşam, eşitlik ve özgürlük mücadelesidir” dedi.
“Operasyonlar kadınların iradesine yöneliktir”
7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye'de gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar, ev baskınları ve fiili OHAL uygulamalarına değinen Üçer, “Bu uygulamalar, savaş politikalarına itiraz edenleri, demokratik muhalefeti ve kadın özgürlük mücadelesini susturmayı hedefleyen erkek egemen devlet aklının bir yansımasıdır. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlarda kadın mücadelesinden arkadaşlarımız olan Nursen Güvendir, Şevin Özden ve Elif Torun Öneren, Emel Memiş şahsında kadın hareketinin hedef alınması tesadüf değildir. Evlerin kapıları zorlanarak açılmış, camlar kırılmış, kadınlar baskı ve şiddet eşliğinde gözaltına alınmıştır. Bu saldırılar yalnızca birkaç kadına değil; yıllardır erkek şiddetine, savaşa, yoksulluğa ve eşitsizliğe karşı mücadele eden örgütlü kadınların ve LGBTİ+ların iradesine yöneliktir” ifadelerini kullandı.
“Bizden çalıp para akıttıkları NATO bir savaş örgütüdür”
Bütçede kadınlara günde sadece 51 kuruş ayrılırken NATO Zirvesi’ne ise tek seferde 10 milyar liraya yakın kaynak akıtıldığını ve bunun bir tercih meselesi olduğunu söyleyen Üçer, “Bu bütçe doğrudan kadınlardan, çocuklardan çalınmıştır! Tek bir SİHA gövdesi yerine 25 bin ilkokul çocuğuna tüm yıl ücretsiz yemek verilebilir, tek bir savaş uçağı bütçesiyle 520 ücretsiz kreş açılabilirdi. Dahası, havada tek seferde ateşlenen tek bir güdümlü füzenin 34 milyon liralık maliyetiyle 3 bin 700 kadının ücretsiz HPV aşısı garanti altına alınabilecekken, tek bir modern tankın 631 milyon liralık bedeliyle şiddete maruz kalan kadınlar için 15 adet tam teşekküllü sığınma evi sıfırdan inşa edilebilirdi. Kadınları yoksulluğa, hastalığa ve şiddete mahkûm edip milyarları savaşa harcayan düzeni kabul etmiyoruz” dedi.
“Bizlerden çalıp paraları akıttıkları NATO bir savaş örgütüdür. NATO Zirvesi adı altında ülkemize gelenler Epstein dosyaları ile isimleri anılan çocuk istismarı failleri ve binlerce insanın ölümünden sorumlu savaş suçlularıdır. Suçlu olan bizler değiliz. Suçlu olan hukuksuzca bizlere saldıran siyasi iktidardır” diyen Üçer, yasakları tanımayacaklarını, belirterek “Bize huzur yoksa çocuk istismarı faillerine, kadın düşmanlarına ve savaş suçlularına da huzur yok” dedi.
“Kadınların özgürlüğü savaşla değil, barışla mümkündür”
Gerçek güvenliğin daha fazla silahlanmada değil; kadınların, LGBTİ’lerin özgür yaşadığı, çocukların korunduğu, halkların kendi kaderini özgürce belirlediği demokratik ve eşit bir yaşamın inşasında olduğu söylenen açıklamada Üçer, “NATO'nun savaş, işgal ve silahlanmaya yönelik politikalarını reddediyoruz. Ortadoğu'yu savaş alanına çeviren tüm emperyalist ve bölgesel güç politikalarına karşı çıkıyoruz. Kadın özgürlük mücadelesini hedef alan gözaltı ve baskı operasyonlarını kınıyoruz. Barışı, demokratik çözümü ve halkların eşitliğini savunuyoruz. Kadın dayanışmasını sınırların ötesinde büyütmeye devam edeceğimizi ilan ediyoruz. NATO Zirvesi iptal edilmeli, Ankara sokakları halka kapatılmamalıdır. Yasak kararları derhal geri çekilmelidir. Operasyonlarla gözaltına alınan yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Kadınların özgürlüğü savaşla değil, barışla mümkündür” dedi.
Açıklamada tüm kadın örgütlerine “Ankara’da kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik artan baskılara, gözaltılara, ev baskınlarına ve fiili yasaklara karşı; bu saldırıları yalnızca yerel bir hukuk ihlali değil, kadın özgürlük mücadelesine yönelmiş sistematik bir politik operasyon olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm kadın yapılarını; örgütlü kadın gücünü, feminist hattı ve kadın dayanışmasını büyütmek üzere sokaklarda, meydanlarda ve yaşamın her alanında itirazı yükseltmeye çağırıyoruz. Kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamı, özgürlüğü ve örgütlü gücü hedef alınıyorsa; cevap da ortak dayanışmamız ve direnişimiz olacaktır. Sömürüye karşı eşitliği, savaşa karşı yaşamı savunuyoruz” diye çağrıda bulunuldu.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et