DEM Parti'li Bartın, uzman çavuşların faili olduğu kadın cinayetlerini Meclis gündemine getirdi
DEM Parti'li Öznur Bartın, son 16 yılda uzman çavuşların faili olduğu kadın cinayetlerini Meclis gündemine getirerek, failin kamu görevlisi olduğu tüm vakaların bağımsız biçimde araştırılması için araştırma ve soru önergeleri verdi.
Fotoğraf: Öznur Bartin
Sıla Altun
[email protected]
Ankara - DEM Parti Hakari Milletvekili Öznur Bartin ilgili bakanlıklara verdiği soru önergesi ve Meclis araştırma önergeleriyle son 16 yılda uzman çavuşların faili olduğu kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini Meclis gündemine getirdi.
Bartın önergelerinde vakaların bağımsız biçimde araştırılması, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve etkili önleyici mekanizmaların derhal hayata geçirilmesinin zorunlu olduğuun vurguladı.
Son on altı yılda uzman çavuşların fail olduğu iddia edilen kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin, cinsel şiddet ve ağır yaralama vakalarının, Türkiye'de kadınlara yönelik şiddetin münferit değil, yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Bartin: “Özellikle Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde yoğunlaşan bu vakalar; güvenlikçi politikalar, militarizasyon, erkek egemen zihniyet ve cezasızlık uygulamalarının kadınların yaşam hakkı üzerindeki yıkıcı sonuçlarını görünür kılmaktadır. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması, 6284 sayılı Kanun'un etkin biçimde uygulanmaması ve kadın örgütlerinin süreçlerden dışlanması, kadın kırımını derinleştiren başlıca etkenler arasında yer almaktadır” dedi.
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin kamu politikalarından giderek uzaklaştırılmasının, kadın örgütlerinin karar alma süreçlerinden dışlanmasının ve 6284 sayılı Kanun'un etkin biçimde uygulanmamasının, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede kamusal kapasitenin zayıflatıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirdiğine işaret eden Bartin şunları söyledi; “Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu otoritelerinin, özellikle failin silahlı kamu görevlisi olduğu vakalarda neden etkili önleyici mekanizmalar geliştiremediği, bu olayların neden önlenemediği ve kamu görevlileri bakımından neden ayrıcalıklı bir cezasızlık pratiğinin oluştuğu kamuoyu vicdanında yanıt bekleyen temel sorular olarak durmaktadır.”
Kadınların yaşam hakkını korumanın devletin anayasal yükümlülüğü olduğunu, bu nedenle, failin kamu görevlisi olduğu tüm vakaların bağımsız biçimde araştırılması, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve etkili önleyici mekanizmaların derhal hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunun altını çizen Bartin önergesinde şu sorulara yer verdi.
- Son on altı yılda uzman çavuşların fail olduğu kadın katliamları ve ağır şiddet vakalarında, 6284 sayılı Kanun kapsamında yapılan koruma başvuruları ile gerçekleşen yaşam hakkı ihlalleri arasındaki kopuşun nedenlerine ilişkin bütüncül bir etki analizi hazırlanmış mıdır?
- Failin silahlı kamu görevlisi olduğu dosyalarda risk değerlendirme süreçlerinin standart riskli vakalardan farklılaştırılmaması, kadınların korunma kapasitesini nasıl etkilemiştir; bu konuda özel bir protokol neden geliştirilmemiştir?
- Koruma kararı verilmesine rağmen daha sonra katledilen kadın vakalarında, hangi idari ve kurumsal zincir kırılmaları yaşanmış; bu zincir boyunca sorumluluk dağılımı neden şeffaf biçimde ortaya konulmamıştır?
- ŞÖNİM’lerin personel kapasitesi, uzmanlaşma düzeyi ve erken müdahale yetkinliğinin özellikle silahlı failler karşısında yetersiz kaldığı yönündeki saha bulgularına ilişkin Bakanlığın değerlendirmesi nedir?
- İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonrası koruyucu-önleyici hizmetlerin niteliği ve erişilebilirliğinde meydana gelen değişimlere ilişkin Bakanlık tarafından hazırlanmış kapsamlı bir etki değerlendirmesi bulunmakta mıdır?
- 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında kolluk, yargı ve sosyal hizmet birimleri arasındaki koordinasyon eksikliğinin kadın katliamlarını önleyememede belirleyici olduğu yönündeki tespitlere rağmen neden bağlayıcı bir kurumsal koordinasyon mekanizması kurulmamıştır?
- Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde kadınların anadilinde hizmete erişim sorunu, koruma başvurularının niteliğini ve müdahale hızını nasıl etkilemektedir; bu alanda hangi somut adımlar atılmıştır?
- Failin kamu görevlisi olduğu vakalarda kurumlar arası veri paylaşımının yetersizliği nedeniyle yüksek riskli dosyaların izlenemediği yönündeki eleştiriler karşısında Bakanlık hangi yapısal düzenlemeleri planlamaktadır?
- Kadın örgütlerinin uzun süredir talep ettiği bağımsız, şeffaf ve sivil katılıma açık kadın politikaları izleme mekanizmasının kurulmamasının gerekçesi nedir?
- Kadın katliamlarının önlenmesine yönelik ulusal politikaların bütçe, insan kaynağı ve kurumsal kapasite açısından yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler dikkate alındığında, Bakanlık yaşam hakkını esas alan yeni bir kriz ve önleme mimarisi kurmayı planlamakta mıdır?
Evrensel'i Takip Et