NATO Zirvesi öncesi Adana’da panel: Anti-emperyalist ortak mücadele ve militarizme karşı direniş çağrısı
Adana’da düzenlenen “Neden NATO’ya Hayır?” panelinde konuşan siyasi parti temsilcileri, NATO’nun küresel savaşlardaki rolünü ve Türkiye üzerindeki etkilerini konuştu.
Fotoğraf: Evrensel
Volkan Pekal
[email protected]
Adana’nın Seyhan ilçesinde Salman-ı Pak Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Neden NATO’ya Hayır?” panelinde, yaklaşan NATO Zirvesi ve ittifakın yeni dönem stratejileri ele alındı. Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) temsilcilerinin katıldığı etkinlikte konuşmacılar, NATO’nun küresel politikalar, bölgesel savaşlar ve Türkiye’nin iç siyasal yapısı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
“Anti emperyalist mücadele ortaklaştırılmalı”
Panelin açılış konuşmasını yapan DEM Parti Mersin Milletvekili ve TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Türkiye’de siyasi gündemin yaklaşan NATO Zirvesi etrafında şekillendiğini belirterek NATO’nun kuruluşundan bu yana emperyalist müdahalelerin ve savaş politikalarının aracı olduğunu söyledi. Türkiye’nin NATO üyeliğinin demokratikleşmenin önünde engel oluşturduğunu ifade eden Koca, anti-emperyalist ve anti-faşist mücadelenin ortaklaştırılması çağrısında bulundu.
NATO’nun kamuoyuna bir "savunma örgütü" olarak sunulduğunu ancak tarihsel pratiğinin bunun aksini gösterdiğini dile getiren Koca, Libya’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye birçok bölgede savaş ve müdahalelerin merkezinde yer aldığını belirterek ittifakın halklar için değil, emperyalist güçlerin çıkarları için işlediğini ifade etti.
Ekonomik krize rağmen devletin tüm imkanlarının NATO Zirvesi için seferber edildiğini, bu süreçte kamusal alanlara yönelik kısıtlamalar getirildiğini ve bunun demokratik hakları sınırlandırdığını dile getiren Koca, NATO’nun tarihinin darbeler ve antidemokratik uygulamalarla da anıldığını belirtti.
Artan bölgesel gerilimler ve küresel savaş politikalarına dikkat çeken Koca, NATO’nun daha saldırgan bir çizgiye yöneldiğini belirterek toplumsal muhalefete ortak mücadele çağrısı yaptı. Koca, NATO karşıtlığının yalnızca ideolojik değil, barış ve demokratik hakların savunusu açısından da gerekli olduğunu vurguladı.
“NATO Zirvesi yeni dönemin eşiği”
SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, yaklaşan NATO Zirvesi’nin Türkiye ve bölge açısından önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, ittifakın yeni stratejik yöneliminin Türkiye’yi Orta Doğu merkezli askeri politikaların parçası haline getirmeyi hedeflediğini ifade etti. İşleyen, anti-emperyalist ve demokratik mücadele güçlerine ortak hareket etme çağrısı yaptı.
Yeni NATO konseptinin ittifakın gelecekte izleyeceği politikalara dair ipuçları verdiğini söyleyen İşleyen, ABD yönetiminin açıklamalarının NATO’nun yeniden küresel güç rekabetinin merkezine yerleştirilmeye çalışıldığını gösterdiğini belirtti.
“Yeni bir Soğuk Savaş stratejisi inşa ediliyor”
İşleyen, NATO’nun kuruluş dönemindeki Sovyetler Birliği’ni çevreleme stratejisinin günümüzde farklı biçimlerde yeniden gündeme geldiğini ifade etti. ABD merkezli küresel düzenin kriz yaşadığını, Çin başta olmak üzere yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasının Batılı ülkeleri yeni bir bloklaşmaya yönelttiğini söyledi. Bu süreçte NATO’nun artan askeri harcamalar ve güvenlik politikalarıyla yeni bir döneme hazırlandığını belirterek, “Yeni bir Soğuk Savaş atmosferi oluşturuluyor” dedi.
“Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanıyor”
Türkiye’nin Orta Doğu merkezli askeri stratejilerde daha aktif bir role yönlendirildiğini ifade eden İşleyen, NATO bünyesinde yeni üsler ve askeri yapılanmaların gündeme gelebileceğini söyledi. Türkiye’nin bölgesel bir askeri merkez olarak konumlandırılmasının dışa bağımlılığı artıracağını belirterek, zirvenin bu açıdan kritik bir eşik olduğunu ve ülkenin siyasi geleceğini etkileyebileceğini ifade etti.
“NATO, Türkiye’nin iç siyasetinden bağımsız değerlendirilemez”
İşleyen, Türkiye’nin NATO üyeliğinin yalnızca dış politika değil, aynı zamanda ülkenin siyasi ve askeri yapısının şekillenmesinde belirleyici olduğunu dile getirdi. Darbeler, kontrgerilla faaliyetleri ve antidemokratik uygulamaların NATO’dan bağımsız ele alınamayacağını, mevcut yönetim modelinin de bu süreçlerle bağlantılı olduğunu belirtti.
“Muhalefetin ortak mücadele zeminleri güçlendirilmeli”
Dünyada otoriter ve sağ popülist yönetimlerin güç kazandığını söyleyen İşleyen, buna karşı demokratik ve emekten yana güçlerin ortak mücadele zeminlerini büyütmesi gerektiğini ifade etti. İşleyen, muhalefet içindeki ayrışmaların aşılması gerektiğini belirterek anti-emperyalist mücadelenin ortak bir zemin olabileceğini vurguladı.
Selma Gürkan: “NATO zirveleri yeni müdahale politikalarının karar merkezidir”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, yaklaşan NATO Zirvesi'nin yalnızca askeri değil, siyasi ve ekonomik sonuçlar doğuracağını belirterek, Türkiye'nin Orta Doğu'da yeniden şekillenen bölgesel stratejilerde daha aktif bir rol üstlenmesinin hedeflendiğini söyledi. Gürkan, NATO'nun kuruluşundan bugüne kadar emperyalist müdahalelerin temel araçlarından biri olduğunu vurgulayarak, ittifakın güvenlik ve savunma iddialarının tarihsel deneyimlerle örtüşmediğini ifade etti.
“ABD'nin olduğu yerde halklar için güvenlik olmaz”
ABD'nin ve emperyalist güçlerin müdahalede bulunduğu coğrafyalarda halklar ve emekçiler açısından kalıcı bir güvenliğin sağlanamadığını ifade eden Gürkan, NATO'nun kuruluş sürecinin Sovyetler Birliği'ne ve ulusal kurtuluş mücadelelerine karşı şekillendiğini söyledi. NATO'nun kendisini bir savunma örgütü olarak tanımlamasına karşın, tarihsel olarak işçi sınıfı hareketlerine ve halk mücadelelerine karşı konumlandığını ifade eden Gürkan, Kore Savaşı'ndan Balkanlar'daki çatışmalara, Ukrayna savaşından Orta Doğu'daki gelişmelere kadar pek çok örneğin küresel güç blokları arasındaki rekabetin sonucu olduğunu aktardı.
“NATO yalnızca askeri bir yapı değil”
NATO'nun yalnızca askeri bir ittifak olmadığını belirten Gürkan, ekonomik, siyasi, kültürel ve akademik alanlarda da etkili olduğunu söyledi. Dünya Bankası, IMF ve Marshall Planı gibi uygulamaların Batı'nın küresel etkisini güçlendirdiğini ifade eden Gürkan, Soğuk Savaş döneminde komünist partilerin yasaklandığını, emek ve sendikal hareketlerin baskı altına alındığını dile getirdi.
“Türkiye'deki siyasal gelişmeler NATO'dan bağımsız değil”
Türkiye'deki darbeler, kontrgerilla faaliyetleri ve siyasi cinayetlerin NATO'nun bölgesel politikalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Gürkan, 12 Eylül darbesi başta olmak üzere birçok kritik süreçte ABD'nin etkisinin bulunduğunu dile getirdi. Maraş, Çorum, Madımak ve 1 Mayıs 1977 katliamlarının arka planının aydınlatılması gerektiğini belirten Gürkan, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin dış müdahalelerden bağımsız okunamayacağını söyledi.
“Türkiye’ye yeni roller biçiliyor”
Yaklaşan NATO Zirvesi'nin yeni dönemin politikalarını belirleyeceğini ifade eden Gürkan, Orta Doğu'nun yeniden yapılandırıldığı süreçte Türkiye'ye yeni roller verildiğini dile getirdi. Rusya ve Çin'e karşı yeni bloklaşmaların oluşturulmaya çalışıldığını söyleyen Gürkan, enerji koridorları ve bölgesel dengelerin bu rekabetin merkezinde yer aldığını belirtti. Türkiye'de artan otoriterleşme eğilimlerinin de bu süreçten bağımsız olmadığını iddia eden Gürkan, kayyım uygulamaları, siyasi operasyonlar ve demokratik haklara yönelik sınırlamaların bölgesel politikalarla bağlantılı olduğunu söyledi.
“Ortak anti-emperyalist mücadele büyütülmeli”
NATO Zirvesi'ne karşı ortak mücadele çağrısında bulunan Gürkan, Türkiye'de anti-emperyalist mücadelenin güçlü bir tarihsel birikime sahip olduğunu vurguladı. 1968 kuşağı ve 6. Filo protestolarını hatırlatan Gürkan, gençlerin, kadınların ve emekçilerin demokratik haklar ve özgürlükler için mücadele ettiğini belirterek, "Ortak mücadeleyi büyütmek bugün en önemli sorumluluklarımızdan biridir" dedi.
“Güvenlik şemsiyesi ancak barış ve demokrasi ile sağlanır”
Gürkan, “NATO güvenlik şemsiyesi mi?” tartışmalarının dış politika ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Türkiye’de gerçek güvenliğin demokratik ve eşitlikçi bir rejimle sağlanabileceğini söyledi. Alevi yurttaşların eşit yurttaşlık talepleri ile Kürt sorununun demokratik çözümünün önemine dikkat çeken Gürkan, komşu ülkelerin egemenliklerine saygı gösterilmediği sürece kalıcı bir güvenliğin mümkün olmayacağını ifade etti. Ülkelerin iç işlerine müdahale edilmesinin sorunları derinleştirdiğini dile getiren Gürkan, Türkiye’nin NATO içindeki askeri ve ekonomik yüklerine de değinerek, “ABD’den sonra en fazla asker gönderen ülkelerden biriyiz ve NATO yükünü taşıyan ülkelerdeniz” dedi. Gürkan ayrıca NATO Zirvesi sürecinde getirilen kısıtlamalara karşı dava açtıklarını ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını belirterek, “kalıcı sonuç ancak ortak mücadeleyle sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
TİP PM Üyesi Hakan Güneş, “NATO, militarizmin en büyük temsilcisidir”
TİP Parti Meclisi Üyesi Hakan Güneş, yaklaşan NATO Zirvesi öncesinde dünyanın yeni bir çatışma dönemine girdiğini belirterek, NATO'nun küresel ölçekte militarizmin en önemli temsilcisi olduğunu söyledi. Küresel kapitalizmin yeni bir evreye girdiğini ifade eden Güneş, artan savunma harcamaları, bölgesel savaşlar ve iç çatışmaların bu dönüşümün göstergeleri olduğunu dile getirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e yönelik gümrük vergisi politikalarını küresel rekabetin yeni aşaması olarak değerlendiren Güneş, "Dünya yeni bir savaşlar çağına giriyor" dedi. Savaşların işçi sınıfı açısından yıkım ve yoksulluk anlamına geldiğini belirten Güneş, militarizme karşı ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.
Hakan Güneş, NATO’yu küresel sermayenin askeri gücü olarak tanımlayarak, Soğuk Savaş sonrası IMF, Dünya Bankası ve neoliberal politikalarla kurulan ekonomik düzenin kriz içinde olduğunu dile getirdi. Bu krizin ve Çin’in ekonomik-teknolojik yükselişinin, ABD’yi küresel üstünlüğünü korumak için askeri güce ve NATO ittifakına daha fazla ağırlık vermeye yönelttiğini ifade eden Güneş, savunma harcamalarının artırılmasını, kamu kaynaklarının eğitim, sağlık ve sosyal politikalardan çekilerek militarizme aktarılması olarak değerlendirdi. Bu durumun emekçiler, emekliler ve öğrenciler açısından ekonomik baskıyı artırdığını vurgulayan Güneş, ayrıca militarizmin yalnızca askeri değil, medya, siyaset ve akademi üzerinden de yeniden üretildiğini ifade etti.
Gazze’ye yönelik tepkiler üzerinden yükselen gençlik ve öğrenci hareketlerini önemli bir toplumsal umut olarak gördüğünü dile getiren Güneş, gelecekte savaş ve silahlanmanın artacağı öngörüsüne karşı ise anti-militarist ve anti-emperyalist bir mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.
Özgür Ersoy, "Sokaktaki hak arayışları ve direnişler birleşirse üsler kapatılabilir"
Halkevleri Genel Sekreteri Özgür Ersoy, 2008 ekonomik krizinden bu yana kapitalist sistemin derin bir kriz yaşadığını ve buna karşı dünya genelinde halk hareketlerini baskılamaya dönük küresel güvenlik doktrinlerinin devreye sokulduğunu ifade etti. Türkiye'deki güncel yasakları ve toplumsal tepkileri aktaran Ersoy, Ankara’da düzenlenen eylemlere yönelik sert müdahalelerin, öğretmenlerin hak arama mücadelelerinin engellenmesinin ve anma etkinliklerine getirilen sınırlandırmaların "NATO Zirvesi ve güvenlik" gerekçesine dayandırıldığını belirtti. Kent meydanlarının ve yoksul mahallelerin potansiyel direniş alanları görülerek halk hareketlerinin yalıtılmak istendiğini dile getiren Ersoy, Türkiye'de öğretmenlerin, madencilerin, sağlık emekçilerinin, kadınların ve ekoloji örgütlerinin her şeye rağmen sokakta ve sürekli bir direniş halinde olduğunu hatırlattı. Ersoy, işçi sınıfının ve toplumsal muhalefetin bu farklı alanlardaki hak mücadelelerinin ortak bir hatta buluşması durumunda ülkedeki yabancı askeri üslerin kapatılmasının dahi mümkün olacağını sözlerine ekledi.
Evrensel'i Takip Et