Diyarbakır Barosu Göç ve İltica Komisyonu Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin açıklama yaptı
Diyarbakır Barosu Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamada mülteci haklarının siyasi tercihlerin, ekonomik krizlerin veya toplumsal gerilimlerin konusu haline getirilemeyecek kadar temel bir hak olduğu ifade edildi.
Kaynak: MA
Diyarbakır Barosu Göç ve İltica Komisyonu 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamanın Kürtçesini Diyarbakır Barosu Göç ve İltica Komisyonu Sekreteri Av. Berivan Turan, Türkçesini ise Diyarbakır Barosu Göç ve İltica Komisyonu Üyesi Av. Pelşin Akbey okudu. Akbey, "20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz ki; mülteci hakları pazarlık konusu yapılamaz. İnsan onuruna yaraşır yaşam koşullarının sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve geri göndermeme ilkesine mutlak biçimde riayet edilmesi, devletlerin ulusal ve uluslararası hukuk karşısındaki sorumluluğudur" dedi.
Türkiye'deki Suriyeli mülteciler kaygılı
Dünya genelinde zorla yerinden edilen kişi sayısının her geçen yıl arttığına dikkat çeken Pelşin Akbey, Türkiye’nin uzun yıllardır önemli bir göç ve sığınma ülkesi olmaya devam ettiğini söyledi. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin sayısının yaklaşık 2 milyon 270 bin olduğunu söyleyen Pelşin Akbey, “Bunun yanında 200 binin üzerinde kişi, uluslararası koruma kapsamında yaşamını sürdürmektedir. Bununla birlikte, bağımsız araştırmalar ve saha gözlemleri, Türkiye’de yaşayan göçmen ve sığınmacı nüfusunun resmî verilerin ötesinde daha geniş bir insan kitlesini kapsadığını ortaya koymaktadır” dedi.
Suriye’de başta Aleviler olmak üzere Dürzi ve Kürt topluluklarına yönelik saldırılar, hukuka aykırı uygulamalar, işkence iddiaları ve ciddi insan hakları ihlallerinin Suriye’de kalıcı barışın ve güvenliğin henüz tesis edilmediğini gösterdiğini söyleyen Akbey, “Bu durum Türkiye’de yaşayan milyonlarca Suriyeli açısından geri dönüş sürecine ilişkin kaygıları artırmaktadır” diye belirtti.
‘Gönüllü geri dönüş oImalı’
Uluslararası hukukta geri dönüşlerin ancak kişinin özgür iradesine dayanması ve güvenli koşulların varlığı halinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Akbey, “Buna karşın son dönemde, gönüllü geri dönüşü teşvik etme gerekçesiyle geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin temel haklarına erişimlerini zorlaştıran çeşitli uygulamalar hayata geçirilmiştir. Daha önce ücretsiz sunulan bazı sağlık hizmetlerinin ücretli hale getirilmesi ve sosyal güvenlik alanındaki muafiyetlerin kaldırılması, sağlık hakkına erişim bakımından ciddi sorunlar yaratmaktadır" diye konuştu.
Bildirim yükümlülüğünün kapsamının genişletirilmesinin sonuçlarına dikkat çeken Akbey, "Bildirim yükümlülüğüne aykırılık halinde üç ihlal sonrasında kimliklerin kapatılması ve kişilerin yeniden statülerine erişiminin uzun yargısal süreçlere bağlı hale getirilmesi, hem hak kayıplarına neden olmakta hem de yargı mercileri üzerinde ilave bir yük oluşturmaktadır. Temel hakları ilgilendiren böylesine önemli düzenlemelerin şeffaflıktan uzak biçimde hayata geçirilmesi, hukuk devleti ilkesi bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır” şeklinde konuştu.
Sığınmacıların temel haklardan yararlanmasında sorunların devam ettiğini söyleyen Akbey, “Geri Gönderme Merkezleri ile geçici barınma alanlarında yaşanan hak ihlalleri, avukata erişimin engellenmesi, mahremiyet hakkını zedeleyen uygulamalar ve insan onuruyla bağdaşmayan yaşam koşulları, ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarıyla bağdaşmamaktadır” dedi.
İran savaşının etkilerine dikkat çekildi
İran’da devam eden savaş ve çatışma ortamı nedeniyle güvenlik arayışı içerisinde olan kişilerin uluslararası koruma taleplerinin kabulü yerine başvuruların reddedilmesine dayalı uygulamaların Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleriyle bağdaşmadığını belirten Akbey, “Savaş ve çatışmalardan kaçan insanların korunması, devletlerin takdirine bırakılmış bir tercih değil, hukuki bir yükümlülüktür” dedi.
(MA)
Evrensel'i Takip Et