Neden gıdıklanınca güleriz?
Gıdıklanma anında ortaya çıkan kahkaha, yüzyıllardır merak edilen bir davranış olmayı sürdürüyor. Peki beynimizde neler oluyor? İşte cevaplar.
Şeyma Akcan
[email protected]
Nörobilim araştırmaları, gıdıklanma refleksinin aslında bir savunma mekanizmasından evrildiğini gösteriyor. Vücudun hassas bölgeleri (koltuk altı, boyun, karın) saldırıya en açık noktalarımız arasında yer alır. Gıdıklanma, bu bölgelere yönelen bir uyarana karşı verilen ilkel bir tepkidir.
Bununla birlikte, gülme eylemi saldırgan bir durumu oyuna ve sosyal bağ kurmaya dönüştürür. Evrimsel psikolojiye göre, atalarımız arasında gıdıklanma oyunu, yavru bireylerin ebeveynleriyle güvenli etkileşim kurmasını ve grup içi dayanışmayı pekiştirmeyi sağlamıştır.
Beynin gıdıklanma devresi: Hangi bölgeler aktif?
Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmaları, gıdıklanma sırasında beynin hipotalamus, amigdala ve somatosensoriyel korteks bölgelerinin yoğun şekilde aktive olduğunu ortaya koyuyor. Bu alanlar dokunma duyusunu işlerken, aynı zamanda duygusal ve otonomik tepkileri (kalp atış hızı artışı, nefeslenme) yönetiyor.
İlginç bir bulgu ise gülme eylemi sırasında devreye giren ventral striatum ve orbital frontal korteks gibi ödül merkezleri. Yani gıdıklanma, beyin tarafından aslında hafif bir “tehdit” olarak algılansa da, sonrasında gülme ile birlikte haz verici bir deneyime dönüşüyor.
Kendimizi neden gıdıklayamıyoruz?
Bu sorunun yanıtı beynin duyusal tahmin mekanizmasında gizli. Beyincik (serebellum) ve ön motor korteks, kendi hareketlerimizin sonuçlarını önceden hesaplayarak somatosensoriyel kortekse “uyarı” sinyali gönderir. Bu sayede kendi dokunuşumuz beklenen ve filtrelenen bir uyarı haline gelir. Başkasının dokunuşu ise tahmin edilemez olduğu için beynimiz bu sinyali “potansiyel tehdit ya da oyun” olarak işleyip gülme tepkisi verir.
Gıdıklamaya herkes aynı tepkiyi verir mi?
Yaş, bireysel farklılıklar ve kültürel faktörler gıdıklanma tepkisini değiştirebilir. Ancak yapılan gözlemler, gülme refleksinin neredeyse evrensel olduğunu ve şempanze, goril hatta sıçan gibi hayvanlarda da eşdeğer davranışların bulunduğunu gösteriyor. Sıçanlar üzerinde yapılan deneylerde, gıdıklanan bireylerin ultrasonik neşe sesleri (yaklaşık 50 kHz) çıkardığı tespit edilmiştir.
Bilim insanları, gıdıklanma sırasında ortaya çıkan kahkahanın, beynimizin “bu tehlikeli değil, bu oyun” mesajını vermesi olduğu sonucuna varıyor. Bu içgüdüsel tepki, sosyal canlılar olarak bağ kurmamıza, güven inşa etmemize ve stresi azaltmamıza yardımcı olan bir mekanizma olarak varlığını sürdürüyor.
Evrensel'i Takip Et