11.06.2026 21:30

Özgür Özel: Bizim suçumuz AKP’yi yenmiş olmak, AKP’ye tehdit oluşturmak

CHP Lideri Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrası gelişmelere ilişkin, "Benim ve ekibimin suçu seçim kazanmak, AK Parti'ye tehdit oluşturmak. ABD ve İsrail'in bölgede planladığı nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek" dedi.

Özgür Özel: Bizim suçumuz AKP’yi yenmiş olmak, AKP’ye tehdit oluşturmak

Fotoğraf: Ekran görüntüsü

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Halk TV'de katıldığı programda, "Devlet bütün gücümüzle üzerimize saldırıyor. Partimiz içinden de birileriyle birlikte bir süreç götürüyor. Buraya gelmekteki bizim suçumuz ne? Ne yaptık biz? Kurultayda ne olduysa bütün Türkiye'nin gözü önünde oldu. Bizim suçumuz Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Ben bunu kurultayda söylemiştim. Yerel olsun genel olsun partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götüreceğim ve aday olmayacağım demiştim. Partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir kurultayla güven tazelememiş, öz eleştiri yapmamış bir partiydi. Ben bu sözleri söylediğimde seçmenle aramızda büyük bir duygusal kopuş vardı. 100'üncü yıl seçimlerini kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik" dedi.

“Benim ve ekibimin suçu seçim kazanmak”

Özel, şunları kaydetti:

"O delege Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi. O değişimin sonucunda biz göreve geldik. O değişimde ne vadettiysek yaptık. Adaylar doğru belirlendi. AK Parti'nin hiç beklemediği bir şeyi yaptık ve nüfusun yüzde 65'ine, ekonominin yüzde 85'ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık. Budur bizim esas işlediğimiz suç. 31 Mart yerel seçiminin sonuçlarını hazmedemeyen mutlak sultancılarla, partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesi sonucunda, dünya kadar iftirayla, yalancı tanıkla yürüyor davalar. O davaları beklemeden, nasıl olduğunu bildiğimiz Adalet Bakanlığı yönetiminde, -oradaki üç hakime bizzat Adalet Bakanı tarafından neyin söylendiğini biliyorum- yapılan bir işle Türkiye siyasetine görülmemiş seçici bir darbeyle, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı ve dört kurultayın mazbata almış genel başkanının mazbatalarına hiçbir şey olmadığı halde, bir mahkeme kararıyla, bundan beş önceki kurultayda seçilen genel başkana, 'Sen genel başkansın' dediler. Ne kadar büyük bir hukuksuzluğun, ne kadar büyük bir hukuk tanımazlığın içinde olduğunu görmek açısından şunu görmek lazım. Benim ve ekibimin suçu seçim kazanmak, AK Parti'ye tehdit oluşturmak. ABD ve İsrail'in bölgede planladığı nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek.

"AKP'nin saldırısından medet umdular"

Kemal Bey'in girdiği son seçimde, Kemal Bey'den az çalıştıysam namussuzum. 2019 yerel seçimlerinde 41 ilde 267 aday tanıttım. Biz şunu yıllarca başaramadık, yüzde 25'lik cam tavanı bir türlü kıramadık. Bu seçimde yüzde 38'e gelirken, 2023 Kasım'da milletin gözlerinin içine bakan bir siyasetle, öz eleştiri yaparak, yeni nesil bir siyaseti tarif ederek bir rüzgar yakaladık. Geçmişte yakalanamayan rüzgarlarda bizim de kusurumuz vardı elbet ama günü geldiğinde... Partimiz Türkiye'nin birinci partisi olmuş, AK Parti yenilmiş. AK Parti, partiye saldırıyor. Bu saldırıdan medet umup, buradan parti içi iktidar isteyip, bu teklifi kabul edip, bir an önce partinizi sandığa götürmek yerine çeşitli bahaneler üretiyorlar. Düne kadar kurultay yapılamaz tedbir var diyorlardı. Esas yapılamayacak olan olağan kurultay takvimini işletmeye kalkarlar. 'Sokağa çıkamayız, delegenin karşısına çıkamıyoruz, kurultay yapmayarak burada oturalım, nasılsa unuturlar. Direnirlerse de partiden atarız, giderler başka yerlere' diyorlar. Böyle bir şey yok, olmaz. Partiyi yüzde 13'le aldık. Kurultaydan önceki son anket öyle. Partiyi bıraktığımız noktada parti birinci parti, kimi 36 gösteriyor, kimi 33 ama partiyi birinci parti yapmışız. Bunu AK Parti yönetiminin hazmetmesini anlıyorum. Bu mücadelede esas benimle birlikte olması gerekenlerin bir kısmının o tarafla mutabakat halinde yargı oyunları ile bu işi engellemeye çalıştığını görüyorum. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok."

"Cehennemin kapaklarını kendi arkadaşların için açacaksın"

Özel, kendisine yönelik bir ihraç kararının çıkmamasına ilişkin bir soru üzerine, "Toplumun gösterdiği sahiplenmeyi görüyorlar, onun toplumsal tepkisini göze alamamışlar. Bir süre sonra onların beklediği gibi bir gevşeme olursa, o zaman yapacaklar" dedi. Özel, şunları kaydetti: "Dünkü ihraçların iki yönü var. Bugün yapılacak PM'den hemen önce PM'deki çoğunluğumuzu elimizden almaya çalışmak. Burda çok ayıplı bir durum var. İhraçları anlatırken oradaki seçilmemiş sözcü şöyle söylüyor: 'Bu arkadaşlarımız yargının karşısına gidecekler, yargılanacaklar, aklanırlarsa gelecekler.' Siz ne zamandan beri kendi partinizin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacağını dilinizin altındaki bakla olarak söylüyorsunuz. Bu arkadaşlarımız milletvekili, AK Parti gelip bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırmayı dillendiremiyor. Siz nasıl olur da, yıllardır dünya kadar itirafçı ki her bir tanesi teker teker dökülüyorlar. Böyle ortaya çıkartılmış dosyaları, adil bir yargı varmış gibi gösterip, milletvekillerimizi MYK'dan ihraç yapıyorlar, Parti Meclisi yetkili olduğu halde. Hükümete bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırın mesajı veriyorlar. Kim yapacak? Cehennemin kapaklarını kendi arkadaşların için sen açacaksın, utanmadan sıkılmadan Parti Sözcüsü diye ünvan kullanacaksın. Mutlak butlan kararı parti tüzüğünü ortadan kaldırmamıştır. Parti tüzüğünde tedbir yoktur. MYK, PM'den güven oyu almadan göreve başlayamaz. Hukuksuz bir MYK oluşturmuş, bir de utanmadan rezalet bir şekilde arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmanın teaser'ını veriyor. Toplumsal olarak böyle bir beklentiyi yaratacak ilk adımı atıyor. Yazıklar olsun.

"Yargıtay böyle yazarsa ne yapacağız"

Öyle bir noktadayız, adamlar kurultayımızı iptal ettiler, altı yıl önceki kurultaya döndüler. Siyasi Partiler Kanunu diyor ki, bir siyasi parti iki kongresini yapmazsa seçime giremez diyor. Altı yıl geçmiş, böyle bir risk var. Buna katılan hukukçular var, katılmayan hukukçular var. Günü geldiğinde Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazacak ve seçime girme yeterliliği olan partileri talep edecek. Böyle bir kumpaslar sonucunda kurultaysız bırakılmış bir partinin seçime sokulmaması hukuki bir iş olmaz ama bugün bize bunu yapanlar, yarın seçim kararı alındığında, Yargıtay bunu böyle yazarsa ne yapacağız. Böyle bir ihtimal var mı, yok mu? Bu arkadaşların elinde kalırsa partinin seçim kazanma iddiasının olmadığını biliyoruz ama tut ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmesini tehlikeli buldu kendisi açısından ve seçime giremezsin dedi. Biz bir şekilde partimizi geri aldık, kurultayımızı da yaptık. Tam seçime gireceğiz, CHP iktidara tehlike teşekkül ediyor, 'seçime giremez' diyince napacağız? 25 Temmuz'dan önce bir kurultay yapılması kaçınılmaz olandır, yapmamak partiye ihanettir. Bu partiye gönül vermiş, umut bağlamış bu kadar insanın umutlarını boşa düşürmektir.

"Mesele Tayyip Bey'in rejimiyle türkiye'nin demokrasi mücadelesi"

Bizim işimiz sahanın duygusunu anlamak. Ben sahada bu kadar büyük bir öfkeyi otobüsün üstünden hiç deneyimlememiştim. Bu öfke sürece yayılıp sönümlendirilirse dedikleri gibi, bir duygusal kopuşa, bir apatiye, CHP'den ümidi kesmeye yol açar. En tehlikelisi budur. Mesele Kemal Bey ile Özgür Bey meselesi değil. Mesele Tayyip Bey'in rejimiyle Türkiye'nin demokrasi meselesi. Tayyip Bey'i yeniden seçtirmek için oluşturmuş bir yol haritasını, patikayı yürüyenlerle biz bu oyunu bozacağız diyenlerin mücadelesi var. Bize yapılmaya çalışılan, CHP'yi kendi içinde kavga ettirmek, mümkünse bölmek. İktidara yürüyen bir partiden, kendi içinde iktidar kavgasında olan bir partiye dönüştürmek. Meselenin özü 20 bin TL'lik emekli maaşını, 28 bin TL'lik asgari ücreti konuşmasını engellemek. İktidarın diliyle uyumlanıp, iktidarın yargısının verdiği desteğin devam etmesini istiyorlar.

AK Parti bu işin tam göbeğinde, tam ortasındalar. Akın Gürlek, Erdoğan'dan aldığı talimatla ya da yapacaklarına Erdoğan'dan 'peki' dedirterek yaptıklarının bir sonucudur bu. CHP'de ne yaşanıyorsa AK Parti yargı kollarının rızası, talimatı ya da onayıyla yapılmaktadır. Millet de bunu gördüğü için grup toplantısında 'bu işin içinde yokuz' diye anlatıyor. Tayyip Erdoğan bu işin tam göbeğindedir. Mesele Tayyip Erdoğan ile millet arasındadır."

(ANKA)
11.06.2026 20:30 / Güncelleme: 20:38

Kriz Notları | Büyüme, enflasyon, faiz: Türkiye ekonomisi nereye?

Kriz Notları’nda bu hafta Doç. Dr. Ümit Akçay ve Dr. Ali Rıza Güngen, Türkiye ekonomisinde büyümeyi, enflasyonu ve faiz politikalarını değerlendiriyor.

11.06.2026 13:21

Son 66 yılın en yağışlı dönemi: En fazla yağmur Rize'ye düştü

Türkiye genelinde 2026 su yılının ilk sekiz ayında yağışlar normaline göre yüzde 34 artarken; Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri ile Adana, Hatay ve İzmir'in de aralarında olduğu 19 ilde son 66 yılın rekoru kırıldı.

Son 66 yılın en yağışlı dönemi: En fazla yağmur Rize'ye düştü

Fotoğraf: Güven Yılmaz/AA

11.06.2026 16:05

İstismarla suçlanan tiyatro yönetmeni hakkında mütalaa verildi

13 yaşındaki Y.E.’ye cinsel istismarda bulunduğu ileri sürülen tiyatro yönetmeni Ü.Z.A.'nın 'cinsel istismar' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından cezalandırılması istendi, yurt dışı çıkış yasağı kararı verilerek duruşma ertelendi.

İstismarla suçlanan tiyatro yönetmeni hakkında mütalaa verildi
11.06.2026 11:47

TESK'ten LGS günü için sessizlik çağrısı: 'Gürültülü etkinliklere ara verilmeli'

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, LGS günü vatandaşlara duyarlılık çağrısı yaparak gereksiz korna sesleri, düğünler ve gürültülü çalışmaların sınav saatlerinde durdurulmasını istedi.

TESK'ten LGS günü için sessizlik çağrısı: “Gürültülü etkinliklere ara verilmeli”

Fotoğraf: Nguyen Dang Hoang Nhu/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!