11.06.2026 13:27

SES’ten sağlıkta özelleştirme uyarısı: 'Kamu hastaneleri parçalanıyor'

SES, şehir hastaneleri üzerinden yürütülen Kamu Özel İşbirliği modelinin kamu hastanelerine genişletilmek istendiğini belirtip uyarılarda bulundu.

SES’ten sağlıkta özelleştirme uyarısı: “Kamu hastaneleri parçalanıyor”

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

Ankara - Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), şehir hastanelerinde uygulanan Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelinin kapsamının genişletilerek kamu hastanelerindeki bina bakımı, onarım, temizlik, laboratuvar ve görüntüleme gibi hizmetlerin özel sektöre devredileceği iddialarına dair bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uluslararası bir sermaye projesi olduğu vurgulanarak “Kapitalist ülkelerin tamamında uygulanmaya çalışılan bir modeldir. Başka bir sağlık sisteminin mümkünlüğü sadece emek ve meslek örgütleriyle değil, halkın örgütlü tüm yapılarının ortak mücadelesi ile gerçekleşebilir” ifadeleri kullanıldı.

‘Uzun yıllardır altyapısı hazırlanmış durumda’

Yapılan açıklamada, bu konunun Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında uzun yıllardır altyapısının hazırlanmış durumda olduğu ifade edilerek, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesine 1988’de bir madde eklenerek hizmet sınıfları tanımlanmış. Yardımcı hizmetler sınıfındaki personelin yaptığı temizlik, bakım, onarım gibi işlerin taşeron şirketler eliyle yapılabileceği kanuna bağlanmış durumda. Yine 2003 yılında 657 DMK’nın 36. maddesine sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına eklenen ek madde ile bütün sağlık hizmetlerinin taşeron eliyle yapılabilmesinin önü açıldı” denildi.

‘Yasalar, özel şirketlere sınırsız olanaklar açıyor’

KÖİ modelinde, yasaların özel şirketlere sınırsız olanaklar açtığı belirtilen açıklamada, “Özel şirketler hastane yapıp kamuya kiraya verebiliyor. Bunun dışında bu hastanelerde otel, restoran, kafe yapıp kendileri işletebiliyor. Özellikle üniversite hastaneleri ve devlet hastaneleri arasındaki işbirliği protokolüne vakıf hastaneleri de eklendi. Bu yasal düzenlemeler ile sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin önü tamamıyla açılmaya başlandı” ifadeleri kullanıldı.

‘Yasalar, taşeron işçi çalıştırmaya uygun’

Açıklamada, dönüşümün ilk yıllarında kamu sağlık kurumlarında öncelikle yemekhane hizmetlerinin özelleştirildiği hatırlatılarak, “Sonra güvenlik hizmetleri, sonra görüntüleme hizmetlerini ve bazı yerlerde taşeron şirketler üzerinden hemşire ve benzeri sağlık meslek mensuplarını da çalıştırdılar. Sendikaların mücadelesi, siyasal seçimlerde rant gibi birçok gerekçe ile taşeron işçiler ‘süresiz sözleşmeli kamu işçisine’ dönüştürüldü. Fakat taşeron çalıştırma bitmedi. Zaten mevcut yasalar taşeron çalıştırmaya, taşeron şirketlerden ve özel şirketlerden hizmet satın almaya uygun” denildi.

‘Hukuksal mücadele yürütüyoruz’

Açıklamanın devamında sağlık hizmetlerinin tüm toplumu ilgilendirdiği ve kamu eliyle yürütülmesi gerektiği vurgulanarak, “Sağlıkta dönüşüm dedikleri programı biz yıkım olarak değerlendiriyor ve mücadelesini çok uzun yıllardır yürütüyoruz. Bizim şimdiye kadar yapabildiğimiz belki de geciktirme ve tümüyle paralı hale gelmesini önlemek oldu. Hukuksal mücadele de yürütüyoruz” ifadeleri kullanıldı.

‘Başka bir sağlık sistemi, mücadele ile mümkün’

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uluslararası bir sermaye projesi olduğu vurgulayan SES, “Kapitalist ülkelerin tamamında uygulanmaya çalışılan bir modeldir. Politik ve siyasal bir tercihtir. Başka bir sağlık sisteminin mümkünlüğü sadece emek ve meslek örgütleriyle değil, halkın örgütlü tüm yapılarının ortak mücadelesi ile gerçekleşebilir” ifadeleri kullanıldı.

‘Sağlıkta cepten artan ödemeler daha da yoksullaştırıyor’

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın geldiği boyutun sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılarla ortaya çıktığı belirtilen açıklamada, “Cepten ödemeler her gün artıyor. Katkı katılım payları ilave ücretler artıyor. SUT kapsamında ödenmesi gereken ilaçların sayısı azalıyor. Yoksullar, dar gelirliler cepten artan ödemeler nedeniyle daha da yoksullaşıyor. Eskiden hastanede yaşadığımız muayene ve ilaç kuyrukları şimdi sanal kuyruklara (MHRS) dönüşmüş durumda. Randevu bulamama, görüntüleme gibi işlemler için aylarca, yıllarca bekleme bizlere reva görülüyor” denildi.

‘Tıp eğitimi bile niteliksiz hale geliyor’

Açıklamada, sağlık emekçilerinin düşük ücretlere mahkûm edilmesi eleştirilerek, “Üniversitelerde belirli branşlarda çok az sayıda bulunan hekimler de özelde daha fazla kazanabildiği için özeli tercih etmeye başlıyor. Üniversitelerde geçinemeyen hocalar mesai dışı öğretim üyesi muayenesi adı altında birazcık da olsa gelirlerini arttırmak için daha çok muayene yapmak zorunda kalıyorlar. Bu nedenle tıp eğitiminde öğrenci yetiştirmeye zaman ayırmaları azalıyor. Bu da tıp eğitiminin bile niteliksiz hale gelmesini sağlıyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Sağlık sistemi hastalık üretiyor’

Koruyucu sağlık hizmetlerine bütçe ayrılmadığı vurgulanan açıklamada, “Aile hekimliği modeli ile de daha çok muayenecilik öne çıkarılıyor. Bizde bir kişi yılda 12 kezden fazla sağlık kurumlarına başvururken AB ve OECD ülkelerinde 6.2-6.4 civarı başvuru var. Üstelik bizdeki sağlık personeli onların yarısı kadar. Aldığımız ücretler de onların yarısı. Sağlık sisteminin kendisi hastalık üretiyor ve talep sürekli kışkırtılıyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Birleşik mücadele etmeliyiz’

Açıklamada, uygulanan politikaların sağlık emekçilerine tükenmişlik, meslek hastalıkları ve şiddet olarak geri döndüğü belirtilerek, “Dönüşüm adı altında uygulanan bu sağlık sistemi hizmet veren emekçileri de hasta ediyor, yaşamlarına mal oluyor. Halk açısından da sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması ve paran kadar sağlık dönemi olarak dönüyor. Halk ve emekçiler yararına bir sağlık sistemi mümkün. Sağlık hizmetlerinin planlanmasından sunulmasına kadar; halkın örgütlü yapıları aracılığıyla, emekçilerin sendikaları ve meslek örgütleri aracılığıyla karar alma süreçlerine katıldığı bir mekanizmaya ihtiyaç var” denildi. Açıklamada, yeni bir sağlık sisteminin inşasında sağlık hizmeti sunanlar ve alanların birleşik mücadelesine ihtiyaç olduğu vurgulandı.

(Evrensel)
11.06.2026 10:55

Mazbatayı aldı, ilk imzayı attırıyor! Fenerbahçe'nin yeni forveti belli oldu

Fenerbahçe'de başkanlığa seçilen Aziz Yıldırım'ın, Borussia Dortmund forması giyen Serhou Guirassy transferi için girişimlerini hızlandırdığı öne sürüldü. Tecrübeli golcünün sözleşme detayları da gündeme geldi.

Mazbatayı aldı, ilk imzayı attırıyor! Fenerbahçe'nin yeni forveti belli oldu

Fotoğraf: AA

11.06.2026 11:52 / Güncelleme: 11:57

İçişleri Bakanı Çiftçi 'yeni nesil suç örgütleri'ne ilişkin açıklama yaptı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “yeni nesil suç örgütleri” olarak tanımladığı yapılanmalarla "kararlı mücadele" yürütüldüğünü söyledi.

İçişleri Bakanı Çiftçi “yeni nesil suç örgütleri"ne ilişkin açıklama yaptı
11.06.2026 10:45

ABD saldırısında iki Hintli deniz işçisi yaşamını yitirdi: Bir denizci hâlâ kayıp

Umman açıklarında ABD'nin Settebello petrol tankerine düzenlediği saldırıda iki Hintli deniz işçisi hayatını kaybetti, bir denizci ise kayboldu.

ABD saldırısında iki Hintli deniz işçisi yaşamını yitirdi: Bir denizci hâlâ kayıp

Temsili görsel | Fotoğraf: Wikimedia Commons

11.06.2026 11:47

TESK'ten LGS günü için sessizlik çağrısı: 'Gürültülü etkinliklere ara verilmeli'

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, LGS günü vatandaşlara duyarlılık çağrısı yaparak gereksiz korna sesleri, düğünler ve gürültülü çalışmaların sınav saatlerinde durdurulmasını istedi.

TESK'ten LGS günü için sessizlik çağrısı: “Gürültülü etkinliklere ara verilmeli”

Fotoğraf: Nguyen Dang Hoang Nhu/Unsplash

11.06.2026 11:17

ABD'de mühimmat krizi iddiası: Trump'tan silah şirketlerine 'Üretimi artırın' baskısı

ABD'nin Ortadoğu'daki saldırıları nedeniyle azalan füze stoklarını takviye etmek istediği iddia edildi. Trump'ın silah üreticilerine baskı yapacağı öne sürülürken, Beyaz Saray'dan yalanlama geldi.

ABD'de mühimmat krizi iddiası: Trump'tan silah şirketlerine 'Üretimi artırın' baskısı

Fotoğraf: Aseem Borkar/Pexels

11.06.2026 02:22 / Güncelleme: 03:08

Arnavutluk'ta halk eylemleri 11'inci gününde sürüyor: 'Arnavutluk satılık değildir'

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da, Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan turizm projesine karşı halkanı eylemleri 11'inci gününde de devam ediyor. Eylemlerin ana sloganı "Arnavutluk satılık değildir."

Arnavutluk'ta halk eylemleri 11'inci gününde sürüyor: “Arnavutluk satılık değildir”

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!