11.06.2026 13:20 / Güncelleme: 13:36

'İstediğim gibi konuşmuyor, içeride kalsın'

Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’den sonra Elif Güven’in anlattıkları insanı, duruşma salonunun duvarlarına vuruyor. Adeta bir duvardan diğerine fırlatılma hali gibi.

“İstediğim gibi konuşmuyor, içeride kalsın”

Fotoğraf: Fatih Polat/Evrensel

Fatih Polat


Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, “Bu cümle kuruldu yüzüme” diyerek, başlıktaki cümlenin öznesi olarak Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde kendisinden ifade alan savcıyı işaret ediyor.

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Kafka’nın Dönüşüm’ü arasında…

Savunmasının daha ilk cümlelerinde göz yaşlarını tutamayan Elif Güven’i dinlerken, kendinizi Dostoyevski tarafından 1866 yılında yazılan ve dünya edebiyatının en derin psikolojik romanlarından biri olan ‘Suç ve Ceza’nın sayfaları arasında hissediyorsunuz.

19 Mart operasyonu olduğunda İtalya’da olduğunu ve kendi isteğiyle ülkeye geldiği halde havaalanında gözaltına alındıktan sonra, haber sitelerinde ‘Firari Elif Güven yakalandı’ haberlerinin yapıldığını söylüyor.

Siyasi bir yönü olmadığını söylüyor, Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini, ancak kendisinin bir örgüt üyesi olduğuna inanmadığını belirterek devam ediyor: “Murat Ongun da, bir örgüt yöneticisi değil. Dolayısıyla ben de sadece bir çalışan oluyorum.”

İnsanın haklılığına güvenmesi, çektiği bütün acıya rağmen, yüksek dağlar gibi başı dik olmasının doğal kaynağıdır. Daha önce bu salonda avukatı Elif Güven’in, cezaevinden hastaneye götürüleceği belirtilerek alınıp, sonra Çağlayan’a ifadeye getirildiği ve ne olduğunu dahi bilmediği etkin pişmanlığa zorlandığını anlattığında pür dikkat dinleyen bizler için, bu duruşmaların 49. gününde o anların nasıl yaşandığını doğrudan kendisinden dinlemek de sarsıcıydı. 

‘Allah’tan korkar, kuldan utanırım’

Savcının, kendisinden istediğini alamadığının yüzünden, gözlerinden belli olduğunu ve kendisini azarlar gibi konuştuğunu belirterek, avukatına, “Herhalde savcı benden muhbirlik yapmamı istiyor. Ama ben Allah’tan korkar, kuldan utanırım” dediğini aktararak bunu yapmadığını söylüyor. “Bir onurum var benim, kimseye iftira atamam yani” diyor. “Nasıl olsa 20 gündür Silivri’deyim. Yatıyoruz. Kitap okuyorum. Herhalde bir gün çıkacağım, sürekli kalmayacağım” diye devam ediyor.

Savcının kendisine Ekrem İmamoğlu’nun ilişkilerine kadar uzanan sorular sorduğunu, ‘X’in Y ile ilişkisi var mı?’ gibi sorulara da maruz kaldığını söylüyor ve anlatımları arasında “45 yaşına gelmişim, deli miyim ben” dediği de oluyor. Elif Güven, burada bu davayı izleyen bizleri, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile ondan 49 yıl sonra yayımlanan Kafka’nın başyapıtı Dönüşüm’de (1915) bir böcekleşme hali olarak anlattığı yabancılaşmanın boyutlarına taşıyor.

Savcı tarafından çocuklarının velayeti ve malvarlığı ile tehdit edildiğini anlatan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’den sonra Elif Güven’in anlattıkları insanı, duruşma salonun duvarlarına vuruyor. Adeta bir duvardan diğerine fırlatılma hali gibi.

Elif Güven de, tıpkı Fatoş Pınar Türker gibi kendisine isnat edilen suçlama eylemlerine dair detaylı olarak masumiyetini anlatıyor ve tek tek her bir suçlamasına dair beraatını talep ediyor.

Ama ortada, gözden kaçmasın diye hatırlatmamız gereken bir durum var. 45 yaşındaki Elif Güven, ömrünün 1.5 yılını, daha önce çalıştığı özel sektörden daha düşük bir maaşla çalıştığı İBB sürecinde önceden hiç tahmin edemeyeceği bir durum olarak cezaevinde yaşadığını şaşkınlıkla anlatıyor. Savcının istediği ifadeyi vermediği için avukatına, “İddianameyi iki yıl yazmayız, bekler” dediğini aktarıyor. Yani Türkiye’nin İstanbul ilinde Ekrem İmamoğlu’nun büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde, sadece iş ve bir deneyim için dahil olduğu İBB sürecinde bir anda sanığa dönüşmüş olmak, cumhurbaşkanlığına aday olmasının önünü kesmek üzere İmamoğlu’nun tutuklanması için etrafında kurgulanan ‘suç örgütü’ne monte edilerek önce cezaevine, sonra bu duruşma salonuna fırlatılmış olmak nedir, nasıl bir şeydir? 

Daha önce verilen tüm ifadeler gibi Elif Güven’in ifadeleri de detaylı biçimde Evrensel’in sitesinde zaten yer aldığı için, bu izlenimde daha çok onun anlattıklarının ‘çarpma’ ve ‘sarsma’ etkisini tarif etmekle kendimi sınırlıyorum.

‘Ben vatan haini değilim, öyle bir şey yok’

Elif Güven’in mesleki birikimi ve kariyeri dikkate alındığında, bir İsviçre’de ya da Norveç’te aynı birikim ve kariyerle farklı bir hayat yaşıyor olabilecekken, sevgili ülkemizde tarihin bu döneminde, ülkenin bu kentindeki bu kurumunda çalışıyor olmanın ikramiyesi olarak önüne konulanı bu dram ötesi gerçekliği yaşamak… “Ben vatan haini filan değilim. Öyle bir şey yok. Öyle bir örgütü de bilmiyorum. Zaten örgüt de ortada yok” diyor.

Fatoş Pınar Türker, maruz kaldıkları karşısında yaşama sevincini yitirdiğini söylemişti. Elif Güven de, bu yaşadıkları karşısında bir çocuğunun olmayışına sevindiğini anlatıyor.

Elif Güven’e soru sormak için söz alan tutuklu milletvekili Aykut Erdoğdu’nun sözünü sürekli kesen Mahkeme Başkanına, “İsterseniz beni jandarma zoruyla dışarı attırın” demesi üzerine, Mahkeme Başkanının “İstiyorsanız attırırız” yanıtını vermesi salonda seslerin yükselmesine neden oldu.

Tüm bunlar insanın aklına 2000’li yılların başında popüler olan bir repliği getiriyor: Teşekkürler Türkiye!

11.06.2026 10:55

Mazbatayı aldı, ilk imzayı attırıyor! Fenerbahçe'nin yeni forveti belli oldu

Fenerbahçe'de başkanlığa seçilen Aziz Yıldırım'ın, Borussia Dortmund forması giyen Serhou Guirassy transferi için girişimlerini hızlandırdığı öne sürüldü. Tecrübeli golcünün sözleşme detayları da gündeme geldi.

Mazbatayı aldı, ilk imzayı attırıyor! Fenerbahçe'nin yeni forveti belli oldu

Fotoğraf: AA

11.06.2026 11:43 / Güncelleme: 11:52

Samandağ’daki beton santrali projesine tepki: '30 bin yurttaşın sağlığı tehlikede'

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Samandağ Karaçay’da yapılması planlanan beton santralinin yaklaşık 30 bin kişiyi etkileyeceğini belirterek projeye tepki gösterdi.

Samandağ’daki beton santrali projesine tepki: “30 bin yurttaşın sağlığı tehlikede”

Fotoğraf: ANKA

11.06.2026 07:45 / Güncelleme: 09:27

ABD, İran'a meşru müdafaa maskeli saldırısını tamamladığını açıkladı

Hürmüz Boğazı'ndaki helikopter kazasını bahane ederek iki aydır yürürlükte olan ateşkesi tek taraflı olarak havaya uçuran ABD, İran'a yönelik hava ve deniz bombardımanının tamamlandığını duyurdu.

ABD, İran'a meşru müdafaa maskeli saldırısını tamamladığını açıkladı

Fotoğraf: CENTCOM

11.06.2026 11:03 / Güncelleme: 12:08

Suriye’nin başkenti Şam’da fabrika işçileri greve çıktı

Suriye’nin başkenti Şam kırsalındaki Znobia Seramik ve “Madar” fabrikalarında işçilerin düşük ücretler ve kötü çalışma koşulları nedeniyle greve çıktıkları bildirildi.

Suriye’nin başkenti Şam’da fabrika işçileri greve çıktı

Fotoğraf: ANHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!