Limak’ın altın madeni keşfinde skandal: Antik kent gizlendi, muhtarlar 'ikna' edildi, doğa tehdit altında
Limak'ın altın madeni projesine ilişkin bilirkişi keşfinde, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı'ndaki antik yerleşim tartışma konusu oldu. Çevre savunucuları ise projenin su varlıkları ve ormanlar üzerinde yaratacağı risklere dikkat çekti.
Fotoğraf: Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
Özer Akdemir
[email protected]
Balıkesir — Balıkesir'in Balya ilçesinde, Limak Holding'e bağlı Altınordu Madencilik AŞ tarafından yapılması planlanan Karlık Altın-Gümüş Madeni projesine verilen "ÇED Olumlu" kararına karşı açılan iki ayrı davanın bilirkişi keşfi olaylı geçti.
Keşfe, projenin yaratacağı devasa çevresel ve sağlığa yönelik tahribatların yanı sıra, maden şirketi tarafından antik kentin inkar edilmesi ve şirket lehine konuşan köy muhtarlarının durumu damga vurdu.
İki ayrı davanın keşfi
Bölgeyi tehdit eden projeye karşı açılan ve keşfi ortak yapılan iki ayrı davanın davacıları arasında; Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Balıkesir Çevre Platformu üyeleri, Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği üyeleri ile TEMA Vakfı bulunuyor.
Fotoğraf: Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
Şirket "olmayan kenti mi göreceğiz?" dedi, arkeolog tuğlayı kayda almadı
Bilirkişi incelemesi sırasında yaşanan en büyük skandallardan biri, ÇED alanına yalnızca 1.300 metre mesafede bulunan 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsündeki "Söbücealan Yerleşimi ve Nekropolü" ile ilgili yaşandı. Davacıların bu antik yerleşimi görmek istemesi üzerine şirket yetkilileri, "Böyle bir alan yok, olmayan kenti mi göreceğiz?" diyerek alanı göstermekten kaçındı. Davacıların ısrarı ve hakimin koordinatları istemesiyle gidilen alanda hiçbir kurtarma kazısı yapılmadığı görüldü ve davacılar yerde bir antik dönem tuğlası buldu. Ancak arkeolog bilirkişi, bu önemli buluntuyu kayıt altına almayarak, alanın aynı zamanda bir yerleşim yeri olarak tescillendiğini göz ardı etti ve "Nekropol için taş/kaya olması gerekir, bu bir anlama gelmez" ifadelerini kullandı.
İçme sularına ve Manyas Kuş Cenneti'ne siyanür tehdidi
Davacı beyanlarında, projenin bölgenin ekosisteminde yaratacağı geri dönülemez yıkımlar tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Projeyi ilişkin öne çıkan eleştiriler şu başlıklar halinde keşif heyetine ve bilirkişilere aktarıldı:
- Maden projesi, Manyas Gölü'nü (Kuş Cenneti) ve bölgedeki sulama göletlerini besleyen derelerin su toplama havzasında yer alıyor. Ayrıca Bandırma'nın içme suyunu sağlayan Gönen-Yenice Barajı'nın uzun mesafeli koruma havzasında kalan projede, kullanılacak siyanür ve ağır metallerin sulara karışma riski bulunuyor.
- Proje kapsamında günde 1.971 metreküp su kullanılacak olup, bu miktar 10 bin kişilik bir nüfusun günlük su tüketimine eşdeğerdir ve bölgede şiddetli kuraklığa yol açacaktır.
Fotoğraf: Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
19 bin ağaç kesilecek, günde 10 bin kişilik su kullanılacak.
- ÇED alanının yüzde 83'ü ormanlardan oluşurken, maden uğruna ekonomik değeri yüksek fıstık çamları dahil en az 19 binden fazla ağacın kesilmesi planlanıyor. Bölgedeki muhteşem meşeler, sarı kantaronlar, laden çiçekleri ve bölgedeki ötücü kuşlar gibi flora ve fauna varlığı da büyük bir tehdit altında bulunuyor. ÇED Raporunda endemik ve koruma altındaki türleri de kapsayan flora ve fauna gözlem sürelerinin kasıtlı olarak yetersiz tutulduğu eleştirildi.
- Planlanan açık ocak Karlık köyüne sadece 438 metre, yerleşim yerlerine ise 120 metre mesafede yer alıyor. Davacılar, şirketin bu kadar yakın bir alanda çalışma yaparak Karlık, Söbücealan ve Yaylacık köylerini yaşanmaz hale getireceğini ve haritadan silebileceğini belirtti.
Zehirli kimyasallar kanser ve silikozis riski taşıyor
Madende uygulanacak siyanürlü tank liçi yöntemi için sülfürik asit, hidroklorik asit ve sodyum hidroksit gibi zehirli kimyasallar tonlarca miktarda kullanılacak. Ayrıca cevherde bulunan cıvanın kurutma işlemi sırasında açığa çıkması, çevre ve sağlığa yönelik ölümcül bir tehlike barındırıyor. Uzmanlar, toz kirliliği ve patlatmalar nedeniyle bölgede havaya karışacak silika ve arseniğin ciddi kanser ve silikozis riskleri doğuracağını vurguluyor.
Köyleri haritadan silinecek muhtarlar şirketi savundu: Biz çıkarılmasına razıyız
Keşif sırasında en çok tepki çeken anlardan biri de, köyleri haritadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya olan Karlık ve Söbücealan köyü muhtarlarının şirket lehine yaptığı konuşmalar oldu. Muhtarlar, çevre tahribatını görmezden gelerek "Biz vatanseveriz... bu maden ülkemizin yararınadır, çıkarılmasına razıyız" şeklinde savunma yaptı. Doğanın, köylerinin ve köylülerinin yararını savunması beklenen bu yerel yöneticilerin maden şirketi tarafından nasıl "ikna edildiklerinin" ve şirket yanlısı hale getirildiklerinin bu sözlerle açıkça ortaya çıkması, davacılar ve çevreciler tarafından üzüntüyle karşılandı.
Doğayı savunan kurumların ortak sesi: Kamu yararı yok, mücadelemiz sürecek!
Keşfin ardından ortak bir açıklama yayınlayan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Balıkesir Çevre Platformu, Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği üyeleri ÇED ve ruhsat alanı içerisinde kalan doğanın adeta bize dokunmayın diye çığlık attığını belirterek bir an önce yürütmeyi durdurma kararının verilmesini istediler. Açıklamada; “Bilirkişilerin bu eşsiz doğaya kıymayacaklarını umuyor, doğadan, haktan, halktan yana, objektif ve bilimsel bir rapor düzenlemelerini ve mahkemenin de bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesini bekliyoruz. Mücadelemiz sürecek” ifadelerine yer verildi.
Evrensel'i Takip Et